Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor.
26 Aralık 2016, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

 

Bir tatil günü tarihsiz olarak B. Yıldırım imzalı TBMM Başkanlığı’na sunulan Anayasa değişikliği teklifi, siyasal rejim-siyasal sistem çatışmacı ekseninde ele alınıyor.

Hükümet ve çevrelerine göre, bu bir sistem değişikliği; muhalefete göre ise, bu bir rejim değişikliği.

Uzman gözüyle durum ne? Her ikisi de. Ama şu farkla: Aslında rejim değişikliğinden çok, yürürlükteki ‘anayasal düzen ilgası’ söz konusu. Yani, parlamenter rejimden başkanlık rejimine veya parlamenter hükümet sisteminden başkanlık hükümet sistemine geçiş yok. Peki, ne var?

Kaldırılmak ve getirilmek istenen: Bazı sapmalara karşın, parlamenter rejim çerçevesine dayanan hükümet sistemi terk ediliyor. Ne var ki, kurulmak istenen hükümet sistemi, başkanlık değil. Başkanlık olmayışı, hükümetin lağvedilmesinden kaynaklanmıyor sadece; aynı zamanda başkanlık rejimini belirleyen özelliklerin de dışında kalıyor.

Başkanlık: Karşılıklı bağımsızlık
Başkanlık rejimini niteleyen ana özellik, yargı bağımsızlığı temelinde yasama ve yürütme arasında geçerli olan ‘karşılıklı bağımsızlık’ ilkesi. Bu dört açıdan geçerli: Yasama ve yürütmenin;

- yapısal oluşumu,

-görev ve yetkileri,

-işlev ve işleyişi,

-sona ermesi,

bakımlarından karşılıklı bağımsızlığı.

Parlamenter: Karşılıklı bağımlılık

Bu dörtlü karşılıklılık ilkesi, parlamenter rejimde yerini ‘karşılıklı bağımlılık’ ilişkisine bırakıyor: Yasama ve yürütmenin;

-oluşumu,

-görev ve yetkileri,

-işlev ve işleyişi,

-sona ermesi,

bakımlarından ‘karşılıklı bağımlılığı’.

Teklif: Karşılıklılık yok…
AK Parti kurmaylarının parlamenter rejime yönelttikleri başlıca eleştiriyi hatırlayalım: TBMM, Hükümet’in güdümünde. Bunu gidermenin birçok yolu –bakanlığa atanan kişinin milletvekilliğinin düşmesi, Teklif’teki gibi- bulunduğu halde; çözüm, rejim içinde değil dışında arandı.

Anayasa Komisyonu’nda görüşülmekte olan Teklif, yasama ve yürütme arasında ‘karşılıklı bağımsızlık’ bir yana, ‘karşılıklı bağımlılık’ ilkesinden bile uzak. Daha doğrusu, bağımsızlık ve bağımlılık var; ama ‘karşılıklı’ değil. Nasıl?

(Yürütme yerine) kurumlar üstü ve bağımsız bir Cumhurbaşkanı, ona bağımlı bir Meclis var:

-Oluşumu: CB seçimiyle aynı anda ve parti başkanı olması nedeniyle kendisinin belirleyeceği adayların Meclis çoğunluğunu oluşturmasına yönelik bir düzenleme,

-Görev ve yetkileri: 1982 Anayasasında hükümete yetki kanunu ile verilen KHK yetkisi, Teklif’e göre, CB tarafından, Anayasa’da açıkça ‘kanun’a yollama yapılmayan her konuda kullanılabilecek; Bakanlıklar üzerinde her türlü düzenleme yapabilecek. Öte yandan; CB, yetki yasasına gerek olmaksızın kararname çıkarabilecek, tıpkı OHAL KHK’leri gibi. Ama hepsini tek başına ‘Cumhurbaşkanı Kararnamesi’ adı altında yapacak. Buna karşılık, düzenleme yetkisi bakımından yasama organının genelliği ve asliliği ilkesi ortadan kalkacak; sadece belli alanlara indirgenmiş olacak.

-İşlev ve işleyiş: Bütçe Kanun teklifi ve belirtilenler ötesinde, CB’nin tüm düzenleme yetkileri, yasama ve yürütme işlev ve işleyiş dengesini altüst edecek. Buna karşılık, Meclis’in CB ve maiyetindekiler üzerindeki denetim yetkisi de tamamen göstermelik kalacak. Şöyle ki, CB partisinin TBMM’de çoğunluk elde etmesi mantığına dayanan Teklif, soruşturma önergesi verilebilmesi için bile salt çoğunluk, soruşturma açılması için 3/5, yüce divana sevk için 2/3 çoğunluk sayısı arandığına göre, sorumluluk mekanizması kâğıt üstünde kalacak. Öyle ki; aynı usul, görev sonrası dönemler için de öngörüldüğünden, görevden kaynaklı suçlar ömür boyu cezasız kalabilecek.

-Sona erme; CB ve TBMM seçimleri birlikte yenileneceğinden, görevin sona ermesindeki karşılıklı bağımsızlık ilkesi de geçerli olmayacak.

Sonuç olarak; tek yanlı çifte bağımsızlık var: siyasi ve hukuki bakımdan. Meclis’in ise, CB’ye çok yönlü bağımlılığı var.

Çoğulcu siyasal rejim dışı ve Anayasa’ya aykırı
TBMM, hükümet karşısında bağımsız hale gelmesi bahanesiyle parlamenter rejim lağvedilirken, tam tersine tek yanlı olarak güdümlü kılınıyor. Başka bir deyişle, Teklif, ‘parlamenter rejimi ilga ederken, başkanlık rejimini ihdas etmiyor’. Kurulmak istenen yönetim şekli, yarı-başkanlık ve meclis hükümeti de olmadığına göre, nedir?

Siyasal rejimler veya hükümet biçimleri, yargı bağımsızlığı ekseninde, yasama ve yürütme arasındaki ilişkiler bağlamında anlam kazanır. Yürütme organını bile lağvederek, yürütme yetkisinin tümünü, yasama yetkisini kısmen tek kişinin uhdesine yönlendirmeyi, yargı örgütünü de aynı kişinin güdümü altına almayı öngören Teklif, erkler ayrılığı şeması dışında kalmakta ve çoğulcu siyasal rejimlere yabancı bir düzenlemenin kapısını aralamakta. Haliyle, Anayasa’nın değişmez kuralı olan Cumhuriyet’in ‘demokratik hukuk devleti’ niteliğine (md.2) açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

 

 

 

 

[Bu yazı 455 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™