Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
"Ah CHP vah CHP"
26 Aralık 2016, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Cuma günü saat 18.00’e az kala soL portalın son 11 haberinden dördü CHP ile ilgiliydi. Birinde Kılıçdaroğlu kendilerinin de ülkücü olduğunu söylüyordu. Bir diğerinde yine Kılıçdaroğlu memleketin meselesini AKP’nin yönetememesi olarak tarif ediyordu. Üçüncüsünde yönetememe sorunundan vazife çıkartmış olduğunu düşünebileceğimiz bir milletvekili, Mehmet Bekaroğlu Rize’deki Atatürk heykelinin kaldırılması konusunda AKP’yi rahatlatmayı iş edinmiş, bunun bir sorun olmadığını kamuoyuna anlatmaya koyulmuştu. Bir diğerinden Beşiktaş belediye başkanının hakkındaki soruşturmayı uyarı cezasıyla atlattığını öğreniyorduk. İlk on birde olmayan bir başkası hemen aklıma geliyor: CHP’ye göre AKP dış politikada hatalarını telafi etme sürecine girmiş bulunuyor…

Devam etmek mümkündür ve yersizdir. Sonuç olarak bunların hepsini yan yana getirdiğimizde ana muhalefet partisinin işlevi açıklık kazanır: CHP karşı-devrimci dönüşüm karşısında sıkışan ilericiliği idare etmekle görevlendirilmiş bir yedek kuvvettir. 

Ne oluyor? İlerici tabanın bir bölümü gerçekten de uyuşturulup rahatlatılıyor, ama asıl önemli kesimi CHP düzelmeden bir şey yapılamayacağı fikrine angaje oluyor. Ah, vah ve keşke adam gibi muhalefet yapabilen bir CHP olsa!

İkincisi ilki kadar işlevseldir düzen açısından. CHP’yi düzeltme projesi bu uzlaşmacı çizgiye boyun eğmek kadar zararlıdır.

CHP’ye yönelik soldan eleştirinin eksikliği biçiminde tarif edilecek bir sorun yok Türkiye’de. Tersine sol eleştiri son derece kolaydır. Ülkücülük faşizmin kod adıdır; CHP’li ve onun sol eleştirmeni bunu rahatlıkla keşfedebilir ve ülkücü olmayı reddedebilir. Anket yapsanız genel başkana ikna olanlar pek küçük bir azınlık olarak kalacaklardır. Yine tabanın büyük çoğunluğu Rize vakasının şeriatçı medya tarafından nasıl kutlandığını görmüşse hiç de bir sorun olmadığı fikriyle içini rahatlatmayacaktır. “Yahu yönetemiyorlarsa muhalefet partisi olarak biz ne güne duruyoruz” diye tepesi atacak ve genel merkezden daha atak bir politika bekleyecek olanlar da çoğunluktur. Soruşturmalık başkanın 15 Temmuz sonrası meydanda kendi parti üyelerine Recep Tayyip Erdoğan marşı söyletmeye beyhude uğraştığını bir videoda izlemiştim. Anlaşıldığı kadarıyla kimse eşlik etmeye yanaşmıyor, kendine, CHP’liliğine yediremiyordu. Suriye politikasına gelince, ortada düzelme değil dönüş olduğu çıplak gözle görünür durumdadır ve daha önemlisi yine CHP’nin çok büyük bölümü savaş suçlarından dönüş olamayacağına, yetkililerin bu suçlardan yargılanması gerektiğine oyunu verecektir…

Sol eleştirinin geleceği de bugünü de çok parlaktır özetle. Ancak sorun tam da buradadır. CHP’nin reformdan geçirilmesi, iyileştirilmesi umuduyla dile getirilen bir sol eleştiri boşluğa atılmıştır!

Burada mesele Kılıçdaroğlu, Bekaroğlu, Hazinedar veya başkaları değil. Bu ve başka birçok ismin gerici iktidarın tamamlayıcısı bir rol üstlenmeleri nedeniyle belirli bir çizgiyi sürekli ürettiklerini düşünebiliriz. Bunların yerine aklı başında, daha sol fikirlere sahip, dürüst kişilerin gelmesi hayli zordur, ancak teorik olarak da pratik olarak da imkânsız değildir. Neden olmasın?

Olabilir, ama tablo değişmez. CHP’nin -teorik olarak- oluşabilecek bir liderliği faşiste faşist, savaş suçlusuna savaş suçlusu diyebilir. Bu parti faşist bir parti olarak nitelenemeyeceğine göre, Kürt düşmanlığına ortak olmamayı da becerebilir. Bu parti Atatürk düşmanı ve şeriat sempatizanı olmadığına göre düzgün bir liderlik Rize’deki kepazeliği kıyasıya mahkûm edebilir. Yine bu parti AKP’den farklı olarak Fethullahçılıkla birlikte doğup büyümediği için tarikatçıları partiden uzak tutma, içeriye doluşmuş olanları da kapıya koyma basiretini gösterebilir. 

Bütün bu olası iyi gelişmeler CHP’nin Türkiye’de içinde yaşadığımız gerici kâbus karşısında sağlıklı bir yere taşımayacaktır. CHP’yi düzeltmeyi hedefleyen sol eleştiri suya yazılmış yazıdır.

Çünkü hayat sınıfsaldır! CHP de sınıfsaldır.

CHP’nin bugünkü lime lime dökülen haline neden olan sınıfsal karakteri, olası düzeltilmiş halinin de bir o kadar nedeni olacaktır! CHP bir sermaye partisidir. 

Heykel kaldırılıyorsa Türkiye sermaye sınıfı çok zamandır cumhuriyetçiliği sırtına bindirilmiş yük saydığından. Cumhuriyetçilik güç kazanırsa şeriatçılık aynı sermaye sınıfına fazla geldiği için güç kazanır. Savaş kışkırtıcılığı varsa Türkiye sermaye sınıfı emperyalizme öykündüğü için var. Savaşçı politikalardan dönülürse emperyalist olunamadığı için dönülür. 

Çok önemli politik başlıklarda ve kullanılan politik dilde iyileştirmeler mümkündür, lakin sınıf karakterini değiştirmek için partinin bir başka parti haline gelmesi gerekir. Hani Marksizmin ustaları diyorlar ya, burjuva devletini ele geçirmek değildir amaç diye. Sosyalizm mevcut devletin yıkılıp yenisinin kurulmasıdır diye. Bu sert ve kati gerçek, devlet kadar olmasa da sermayenin belli başlı partilerine de pekâlâ uyarlanabilir. 

Kuşkusuz sol, kapitalizmin iktidarını bırakıp muhalefetini yıkmaya uğraşmayacak. Siz yeter ki hakikaten kapitalizmin iktidarını yıkmayı hedefleyin, düzenin muhalefeti bu yönde oluşan birikimden kendine pay çıkartır. 

Özetle ve sonuç olarak; solcular, CHP’ye ah vah etmeyi bırakıp kendi işlerine bakmalıdırlar.

 

solhaber

[Bu yazı 436 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™