Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yemin Krizinden Siyaset Dersleri
12 Temmuz 2011, Fatih YAŞLI
, Fatih YAŞLI
AKP’yle varılan mutabakat neticesinde CHP’nin meclisteki “direniş”i dün itibariyle bitti ve vekiller kürsüye çıkarak yeminlerini ettiler.
CHP’yi yemin etmeye ikna eden mutabakat metnine bakıldığında, ortada tek bir somut kazanımın dahi olmadığı ve Erdoğan’ın daha önce belirtmiş olduğu üzere “tükürülenin yalandığı” anlaşılıyor.
Metinde yeni anayasa yapımına CHP’nin de destek vereceğine dair ipuçlarına rastlanırken, tutuklu milletvekilleri meselesine sadece şu muğlâk satırlarla değiniliyor:
“Meclisin açılışından bugüne kadar yasama faaliyetlerine katılmamış olan milletvekillerinin yemin ederek, Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz.”
“Meclisin açılışından bugüne kadar yasama faaliyetlerine katılmayan milletvekilleri”ne Ergenekon ve KCK tutukluları da dâhil mi bilemediğimiz gibi, bu vekillerin çalışmalara iştirak etmelerinin de bir “arzu”dan öteye gitmediği anlaşılıyor.
Aslında, eğer altı politik olarak doğru bir şekilde doldurulabilmiş olsaydı CHP’nin yemine ilişkin tavrı son derece başarılı sonuçlar verebilirdi.
Her şeyden önce Türk sağının 60 yıldır kullandığı “milli irade” kavramı ciddi bir sorgulamaya açılabilir ve bu kavram üzerindeki sağcı tekelin kaldırılması yönünde bir adım atılmış olabilirdi.
İlk kez merkez sağ partiler dışında bir parti, üstelik vesayet rejiminin kurucusu ve milli iradenin karşısında olduğu iddia edilen bir parti, yargının milli iradeyi vesayeti altına aldığını güçlü bir şekilde dile getirebilirdi.
Ayrıca ilk kez merkez sağ partiler dışında bir parti kendisini statükoya karşı mücadele eden, özgürlükçü ve demokrat bir parti gibi sunabilir, üstelik buna bir de mağduriyet söylemini ekleyebilirdi.
Böylelikle “devletleşmiş ve düzenin merkezine yerleşmiş bir AKP’ye karşı muhalif bir CHP” algısının inşasına ilişkin bir temel atılmış olabilirdi.
Bu süreçte CHP’nin yapabileceği başka bir şey, tutukluluğun bir cezalandırma mekanizması haline dönüşmüş olmasını bütün çıplaklığıyla ifşa etmek olabilirdi. Sadece Ergenekon sanıkları için değil, KCK’lılar, Devrimci Karargâh davasından yargılananlar ve en son Hopa eylemlerinde tutuklanarak cezaevine konulan gençler için de yapabilirlerdi bunu.
Böylelikle hukuk sisteminin kendisine dair de bir tartışma başlatılabilir ve CHP hak ve özgürlükler temelli bir söylemi dillendirebilirdi. Bunu yaparken özel yetkili mahkemeler ve bu mahkemelerin anti-demokratik niteliği de kamuoyunun gündemine getirilebilir, böylelikle kuvvetler ayrılığı ilkesinin giderek nasıl silikleştiği ve yargının nasıl siyasallaştığı da halka anlatılabilirdi.
Yine bu süreçte CHP, sayısal üstünlüğü elinde bulunduran AKP’nin meclisteki diğer partileri nasıl devre dışı bıraktığını, gensoru önergelerini gündeme aldırmadığını, yasa yapımını kendi tekeline aldığını vs.yi gündeme getirip yasama organı ile yürütme arasındaki bütünleşmeyi de politik bir tartışma haline getirebilirdi.
Tüm bunların neticesi, halk nezdinde -en azından halkın bir bölümünde- yemin etmemeye ilişkin tavrın doğru bir şekilde anlaşılması ve destek bulması olabilir, böylelikle de CHP süreçten güçlenerek çıkabilirdi.
Peki niye böyle olmadı da süreç CHP açısından bir fiyaskoyla sonuçlandı?
Böyle olması kaçınılmazdı, çünkü CHP’nin, izlediği politikaları bırakın halka, kendi tabanına dahi anlatabilecek örgütsel mekanizmaları yoktu. CHP, AKP’nin aksine, ne sivil toplum alanına nüfuz edebiliyor, ne de kendi tabanını ataletten kurtarıp mobilize edebilecek örgütsel bir işleyişi hayata geçirebiliyordu.
Örneğin, CHP yemin etmediği günler boyunca, meclisin önüne yüz binleri yığsaydı/yığabilseydi, ortaya şimdikine benzer bir sonuç çıkabilir miydi?
Sadece bu da değil, CHP’nin izlediği siyaseti popüler ve etkili kılabilecek olan tek bir medya aracı, tek bir televizyonu, tek bir gazetesi, tek bir radyosu yoktu.
Yandaşı da yandaş olmayanı da, günler boyunca, CHP’nin meclise girmeyerek nasıl da büyük bir hata yaptığını anlatan yazılara ve haberlere yer verdiler sayfalarında. Televizyonlarda gece gündüz, CHP’nin ne kadar büyük bir hata yaptığından bahsedildi. Yüzlerce yazar, köşelerinden, koro halinde CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na küfür ettiler.
CHP’ye yakın adamakıllı bir haber kanalı ya da yüksek tirajlı birkaç gazete olsaydı, AKP’nin propaganda makinesi bu kadar etkili çalışabilir ve kanaat imal etme süreci bu kadar kusursuz işleyebilir miydi?
Gelinen nokta milyonlarca seçmen kitlesinin yaşadığı büyük hayalkırıklığı ve yenilgi hissi oldu. Şimdi milyonlarca CHP’li 12 Haziran günü ne yaptığını soruyor kendi kendine.
CHP’nin 12 Haziran sonrası başına gelenler, izlediği siyaset, yaptıkları ve yapamadıkları büyük dersler içeriyor. Toplumsallaşamamış, toplumla arasındaki dolayım mekanizmalarını kuramamış, hegemonya mücadelesi vermeyen, alternatif bir hegemonya projesi olmayan, etkili iletişim ve propaganda araçlarından yoksun siyasal hareketlerin hiçbir şekilde başarılı olamayacağını gösteriyor.
Solun, 12 Haziran’a dair yapılacak sorgulamalarda, başka birçok şeyin yanı sıra, CHP’nin yaşadıklarına da dikkatli bir şekilde bakması ve bundan ders çıkarması gerekiyor.

(SolHaber 12.07.2011)

[Bu yazı 1748 kez okundu]
Fatih YAŞLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [95]
[2 Ağustos 2016] "Üslere el konacak, NATO'dan çıkılacak" ... [16 Mart 2016] Ankara: Anlatılan hepimizin hikâyesi ... [10 Şubat 2016] "Yeni-Osmanlı düştü düşecek" ... [3 Ocak 2016] "Noel Baba'yı yargılamak"tan ODTÜ'ye: Akitleşme ... [9 Aralık 2015] Bir gece ansızın 82 Musul, 83 Kerkük, 84. ... [25 Kasım 2015] Moskova Camii'nde başkanlık için şükür namazı ... [18 Kasım 2015] Bir manipülasyon ideolojisi ... [11 Kasım 2015] 1 Kasım'dan sonra Yeni Türkiye ... [1 Kasım 2015] Türkiye: 1 Kasım'dan önce, 1 Kasım'dan sonra ... [30 Ağustos 2015] Haziran'ın barışı ... [19 Ağustos 2015] Milli irade öldü, ruhuna El Fatiha ... [30 Temmuz 2015] Niye hedef Demirtaş? ... [27 Temmuz 2015] Yurtta savaş bölgede savaş: Ara rejimden faşizme ... [20 Temmuz 2015] AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor? ... [13 Temmuz 2015] Borç toplumu: Anlatılan senin hikâyendir ... [6 Temmuz 2015] AKP gerilemedi diye halkı mı dövelim? ... [2 Temmuz 2015] Tel Abyad AKP'nin cankurtaranı olur mu? ... [9 Haziran 2015] Bu daha başlangıç! ... [28 Mayıs 2015] Yok başka bir cehennem! ... [21 Mayıs 2015] Doğan-Erdoğan kavgası: Anlatılan senin hikâyendir! ... [19 Mayıs 2015] "Kaset siyaseti": Mucitler muhalif olurken ... [29 Nisan 2015] Hukukun ölümü: Katille birlikte maktule ağlamak ... [13 Nisan 2015] "400'ü verin, huzur içinde çözülsün" ... [19 Ocak 2015] "Cumhuriyet reklam arası", peki yeni-Osmanlı? ... [15 Ocak 2015] Tehlikenin farkında mısınız: İslamofobi değil İslamofaşizm ... [22 Aralık 2014] Türkiye bir guguk devleti midir? ... [15 Aralık 2014] Alatlı'nın Rönesans'ı, bizim yeni Ortaçağımız ... [8 Aralık 2014] Dini Eğitim Şurası: Dindar ve kindar nesiller ... [27 Kasım 2014] Ak Kemalizm'in fıtratı ... [20 Ekim 2014] Rejimin teminatı: Polis ... [9 Ekim 2014] Kobane: "Yesinler Birbirlerini" mi? ... [24 Eylül 2014] Yeni-Osmanlı'nın son hamlesi: Tampon Bölge ... [15 Eylül 2014] 12 Eylül darbesinden Çarşı darbesine ... [4 Eylül 2014] HDP ve aşırı Türkiyelileşme ... [25 Ağustos 2014] Padişah, Sadrazam, Yeni-Osmanlı ... [21 Ağustos 2014] Hayrunnisa Hanım o eli niye sıkmadı? ... [18 Ağustos 2014] "O yozdili koparırlar işte" ... [31 Temmuz 2014] Cemaat sofrasından Maldivler'e ... [24 Temmuz 2014] Monşerler, ekmeğin fiyatı, muhafazakârlık ... [17 Temmuz 2014] Muhafazakâr ahlakın Suriye'yle imtihanı ... [14 Temmuz 2014] Filistin kanıyor, one minute! ... [10 Temmuz 2014] Abdestli kapitalizmin ramazanı ... [4 Temmuz 2014] Dualarla başkanlık koltuğuna ... [26 Haziran 2014] 12 Eylül yargılandı, hayırlı olsun ... [23 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı: AKP rejimine hayat öpücüğü ... [16 Haziran 2014] Berkin terörist, IŞİD değil! ... [12 Haziran 2014] Bayrak planı, Köşk tuzağı ... [9 Haziran 2014] Lice ne yana düşer usta? ... [5 Haziran 2014] Boğaz'da yalı, elde viski kadehi ... [2 Haziran 2014] Haziran nedir? ... [29 Mayıs 2014] Soma'da aslında ne oldu? ... [23 Mayıs 2014] Rejime tutulan ayna ... [19 Mayıs 2014] Ölüler üzerinden siyaset ... [15 Mayıs 2014] Ölümün coğrafyasında ... [5 Mayıs 2014] "Rıza Sarraf Yeni Türkiye'dir" ... [28 Nisan 2014] Diktatoryaya iki adım kala ... [21 Nisan 2014] Sandıklı diktatörlüğe doğru ... [17 Nisan 2014] Aile-Devletinden manzaralar ... [16 Nisan 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Ergenekon'dan Ötüken'e, bir efsaneden diğerine ... [7 Nisan 2014] Biri seçim mi dedi? ... [20 Mart 2014] Bugün tapelerden ne öğrendik? ... [19 Mart 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Aile, devlet, özel mülkiyet: 'Tape'lerin aynasında yeni rejim ... [13 Mart 2014] O ekmek bir gün gelecek Berkin ... [3 Mart 2014] 28 Şubat 2014'te neredeydiniz? ... [30 Ocak 2014] Hani faiz lobisi bizdik? ... [13 Ocak 2014] "AKP'nin olmasın ama Cemaat'te de kalmasın" ... [27 Aralık 2013] Fatih Yaşlı yazdı: Paralel devlet devleti paralize ederken ... [24 Haziran 2013] Biri dış mihraklar mı dedi? ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı ... [18 Nisan 2013] Karanlığın Saltanatı ... [18 Mart 2013] Cumhuriyet'i Cemaatle Kurtarmak? ... [11 Mart 2013] Davutoğlu'nun kapatmak istediği parantez: Cumhuriyet ... [4 Mart 2013] Öcalan ne diyor? ... [21 Ocak 2013] Savunmayı savunmak gerekiyor ... [7 Ocak 2013] "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" ... [24 Aralık 2012] Tersinden III. Meşrutiyet ... [3 Aralık 2012] "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" ... [13 Kasım 2012] Sakık'ı kim, niye konuşturdu? ... [7 Kasım 2012] Kemalizm ve sol müdahale ... [30 Ekim 2012] Yeni bir on yılın eşiğinde ... [4 Eylül 2012] Hala nasıl bir arada yaşayabiliyoruz ya da çoğunluğun apolitizmi ... [14 Ağustos 2012] Taşeron savaşı, Aleviler ve Kürtler ... [10 Temmuz 2012] Kürt Sorununda Çözüm Mümkün mü? ... [19 Haziran 2012] AKP-C Koalisyonunda Son Durum ... [17 Nisan 2012] Korku, Solkırım ve Hesaplaşma ... [27 Mart 2012] Wikileaks'ten Sızan Türkiye: ABD Belgelerinde Ergenekon ... [14 Şubat 2012] Neyin Kavgası? ... [10 Ocak 2012] Başbuğ'un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma ... [15 Kasım 2011] Türk Sağının Emperyal Hevesleri: Yeni Osmanlıcılığın Kısa Tarihi ... [25 Ekim 2011] Şiddetin Fay Hattı: KCK, Çukurca Saldırısı ve Van Depremi ... [20 Eylül 2011] "Hrant'ın Arkadaşları" Odatv İddianamesini Okudu mu? ... [16 Ağustos 2011] 12 Eylül 1980: Yeni Rejimin Miladı ... [9 Ağustos 2011] Aristokrat Solcular İlerici Muhafazakârlar ve Demokrasi ... [25 Mayıs 2011] Milli Sır ... [16 Şubat 2011] Türkiye Mısır Olur Mu? ...
Fatih YAŞLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™