Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Ordunun denetim ve kontrolü iktidarda değil Meclis'te olmalı'
1 Ağustos 2016, Ali ER
, Ali ER

Emekli Tuğgeneral Ali Er, darbe girişiminin ardından ordunun yeniden yapılandırılmasıyla ilgili Meclis'te tüm kesimlerin temsil edildiği bir uzlaşma komisyonu kurulması gerektiğini belirterek, ordu üzerindeki denetimin hükümet değil, Meclis tarafından yapılması gerektiğini ifade etti.

Sputnik'e konuşan Er, "Atatürk zamanında dahi bu ordunun başkomutanlığını Meclis, Atatürk'e üçer aylık sürelerle vermiştir. Dolayısıyla bu ordunun başkomutanı Meclis'tir, o halde Meclis'in ordu üzerinde denetim ve kontrolünü sağlayabilecek anayasal düzenlemeler yeni yapılanmada temel çıkış noktası olmalıdır" dedi.

Türk ordusunun bu süreçten güçlenerek çıkmasının tamamen hükümetin inisiyatifinde bulunduğuna dikkat çeken Er, "Eğer iktidar, ordu içinde yapacağı yapısal değişikliklerde siyasi kazanç beklentisi içine girmez, var olan ihtiyaçlara ve milli hedeflere yönelik sağlam bir yapılanmayı kuracağım derse bu ülkenin bunu kuracak imkânı da siyasi birikimi de felsefesi de var. Bunun da anahtarı, Atatürk cumhuriyetinin kuruluş felsefesidir" diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından orduda son dönemin en büyük tasfiyesine imza atıldı ve Olağanüstü Hal kapsamında kabul edilen Kanun Hükmünde Kararname ile 149'u general ve amiral rütbesinde olmak üzere 1684 asker Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK)ihraç edildi. Askerler, "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ‘Fethullahçı Terör Örgütü'ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu" gerekçesiyle bugün Başbakan Binalı Yıldırım başkanlığında toplanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı öncesi ihraç edildi.

Darbe girişiminin ardından TSK'nın yeniden yapılandırılması da kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Yeniden yapılandırma kapsamında ilk olarak Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığı'na bağlanırken harp okullarının kapatılacağı ve orduya subay yetiştirme konusunun yeniden ele alınacağı konuşuluyor.

 

‘ORDUNUN DEVRİMCİ BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDUSU OLARAK YAPILANMASI İÇİN UZLAŞMA KOMİSYONU KURULMALI'

TSK'nın yeniden yapılandırılması tartışmalarını değerlendiren Emekli Tuğgeneral Er, "Hükümet, şu an hiçbir siyasi önyargı olmaksızın ülkenin kurucu değerleri, cumhuriyet felsefesi çerçevesinde ordunun ilk kurulduğu gibi halk ordusu olarak, devrimci bir Türkiye Cumhuriyeti ordusu olarak yapılanması için eğitiminden teşkilatlanmasına, kuvvet yapısından komuta yapısına kadar bütün partilerin uzlaşı içinde bir arada yer aldığı, halkın bütün kesimlerinin temsil edildiği bir uzlaşma komisyonu tarzında çalışacak bir teknik çalışma grubuyla bir çalışma yürütmeli. Bunun kanuni altyapısı ivedilikle hazırlanıp parlamentodan geçirilmeli" dedi.

Ordu üzerindeki denetimin siyasi iktidarda değil, Meclis'te olması gerektiğini belirten Er, "Bu ordu halkın ordusudur. Bu ordu, Türkiye Cumhuriyeti ordusu, cumhuriyetin kuruluş felsefesine göre yapılanmalıdır. Bu yapılandırmada personel en son aşamadır, esas olan siyasi kontrolün nasıl sağlanacağıdır. Bunun komuta yapısı ve kuvvet yapısı daha çok teknik konudur. Bunun için yollar bellidir. Ama siyasi denetim, bu ülkenin kendi özgün koşulları içinde değerlendirilmelidir. Atatürk zamanında dahi bu ordunun başkomutanlığını Meclis, Atatürk'e üçer aylık sürelerle vermiştir. Dolayısıyla bu ordunun başkomutanı Meclis'tir, o halde Meclis'in ordu üzerinde denetim ve kontrolünü sağlayabilecek anayasal düzenlemeler yeni yapılanmada temel çıkış noktası olmalıdır" diye konuştu.

‘TÜRK ORDUSU YÜZDE 50 KADROYLA DA BU SÜRECİ ATLATABİLİR'

TSK'da halihazırda 358 olan general-amiral sayısı dünkü 149 ihraçla birlikte neredeyse yarı yarıya azaldı. General-amiral sayısının azalmasının orduda bir zafiyet yaratmayacağı görüşünde olan Er, 358 olan general-amiral kadrosunun zaten gereğinden fazla olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

"Kanunen Türk ordusunun general kadrosu 301'dir. Bu 301 general kadrosunun da yüzde 50'si aslında seferi durumlar için gereklidir. Barış koşullarında Türk ordusu yüzde 50 kadroyla da bu süreci atlatabilir. İlla o 301 kadronun doldurulmasına gerek yoktur. Bugün operasyonel bölgelerde kadrolar tam tutulur, diğer bölgelerdeyse kadrolar yüzde 50 harekât seviyesi düzeyinde değerlendirilerek bu süreç 3-5 yıl içerisinde atlatılabilir. Bunların yöntemi bulunur, mesele bunlar değil."

 

‘150 GENERAL YOK DİYE TÜRK ORDUSU ÇÖKMEZ'

"150 general yok diye Türk ordusu çökmez" diyen Er, "Rus ordusu olsa da çökmez, Amerikan ordusu olsa da çökmez. Çünkü bu ordunun çekirdeğini, muharip gücünü elinde tutan bir grup vardır, o da yüzde 50 generalle sürdürülür. Ben bunun Türk ordusu için öyle öldürücü bir darbe olacağını sanmıyorum. Dolayısıyla muhariplik yeteneği açısından bakıldığında Türk ordusu yüzde 50 generalle de faaliyet verir. Diğerleri politik ve militer konularda görev yapan generaller konusudur. Yani ordunun yüksek bürokratik kesimi farklıdır, ordunun muhariplik yeteneğini üzerinde taşıyan generaller bölümü farklıdır. Ordunun muhariplik yeteneğini sürdürecek olan generalleri ordu her zaman çıkartır. Onun için çok fazla kötümser olmaya gerek yok. Kendisine sorumluluk verildiği zaman kendi muhariplik yetenekleriyle görev yapabilecek bir sürü albay ya da genç general bulabilirsiniz" diye konuştu.


‘Türk ordusu kağıttan kaplan’

‘ORDU KENDİ GÖREVİNİ YİNE YAPACAKTIR, BUNA ŞÜPHE YOK'

TSK hakkında yapılan "Türk ordusu kâğıttan kaplanmış" yorumlarının gerçeği yansıtmadığını da ifade eden Er, "Türk ordusu kâğıttan kaplan olmuş olsa, bunu şimdiye kadar denemek isteyen dünyada çok ülke var. Kâğıttan kaplan olup olmadığını kimse kâğıt üzerinde göremez, bu muharebe sahasında görülebilir. Ben Türk ordusunun hâlâ muharebe yeteneğinin çok güçlü olduğunu, muharebe yeteneğinin gücünün arkasında akıllı bir siyasi iktidar, sağlam hedeflere yönelik siyasi direktifler verdiği takdirde ordunun kendi görevini yapacağına inancım tam. Bu konuda hiçbir tereddüdüm yok" diye konuştu.

Orduların, bilgi, birikim, tecrübe ve kurumsal hafıza ile çalıştığını vurgulayan Er, "Bunlar orduda var. Bu özellikler öyle 10 yılda kazanılmıyor, binlerce yılda kazanılıyor. Bugün bir Rus ordusuna bakın, Sovyetler Birliği ile şu andaki dönemi arasında belki bir geçiş dönemi yaşamıştır, ama yine dünya üzerinde güçlü bir ordu halindedir. Bir Amerikan, İngiliz ya da Fransız ordusuna bakın, her ordunun kendine göre ayrı kurumsal hafızası ve tarihi vardır. Ve muharebe sahasında o tarihten aldıkları güçle savaşırlar. O modern silahları kullanma yetenekleri teknik bir konudur, o konu zaten her zaman için bu ülkelerde sürdürülmektedir. Türk ordusu hakkında yapılan bu değerlendirmeleri ben sadece son 20 yıldan beri Ortadoğu'da devam etmekte olan köşe kapmaca savaşı içinde kendilerince ‘wishful thinking' denilebilecek değerlendirmeler olarak görüyorum" 

‘ORDUNUN BU SÜREÇTEN GÜÇLENEREK ÇIKMASI TAMAMEN HÜKÜMETE BAĞLI'

"Türk ordusunun bu süreçten güçlenerek çıkması tam anlamıyla hükümete kalmış bir şey" diyen Er, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer iktidar, ordu içinde yapacağı yapısal değişikliklerde siyasi kazanç beklentisi içine girmez, var olan ihtiyaçlara ve milli hedeflere yönelik sağlam bir yapılanmayı kuracağım derse bu ülkenin bunu kuracak imkânı da siyasi birikimi de felsefesi de var. Bunun da anahtarı, Atatürk cumhuriyetinin kurulduğu kuruluş felsefesidir. Etnik, dini, mezhepsel ve ideolojik fark gözetmeksizin ehliyet, ehillik ve liyakati hedef alan bir yapılanma, bunun içinde demokratik, nesnel kontrolü esas alan sivil asker ilişkisi. Bunun da en büyük garantisi tarihimizden gelen Gazi Meclis'imizin adına uygun olarak parlamenter sistem içinde parlamentonun orduyu denetim ve kontrolünü ön planda tutan bir anayasal düzen. Ki bizim Anayasa'mızın 117. maddesinde hükümet de ülke savunmasından dolayı parlamentoya sorumludur. O zaman parlamentoya sorumlu olan hükümet, ordunun yönetimindeki kontrol ve denetim mekanizmalarında parlamentonun etkisini arttıracak tedbirler almalıdır."

[Bu yazı 645 kez okundu]
Ali ER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[7 Aralık 2015] AL SANA GÜÇ TESTİ ... [16 Eylül 2015] ÇÖZÜM SÜRECİNE "ÜÇÜNCÜ GÖZ" ... [26 Mayıs 2015] Havuzlu Çıkarma Gemisine 1 Milyar Dolarlık Kaynak ... [22 Nisan 2015] Diyadin'de HDP'ye Seçim Barajı Kumpası ... [19 Şubat 2015] İÇ GÜVENLİK DEĞİL "DEMİR ÖKÇE" YASASI ... [20 Kasım 2014] ÇÖZÜM SÜRECİNE "ÜÇÜNCÜ GÖZ" ... [19 Mayıs 2014] "Kumpasa" Karşı TBMM Nerede? Adalet Nerede? ... [30 Eylül 2013] Doğudan Yükselen Stratejik Ortak Çin? ... [6 Eylül 2013] KIRMIZI ÇİZGİLER BLÖF KALDIRMAZ ... [25 Haziran 2013] GEZİ PARKI DİRENİŞİ VE SONRASI ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı Saldırısına NATO 'nun olası desteği ... [5 Mart 2013] ÇÖZÜM MÜ? ÇÖZÜLME Mİ? ... [18 Ocak 2013] İmralı Süreci ve Riskler? ... [25 Kasım 2012] Askeri Vesayet ve Darbelere Karşı İlk Adım ... [20 Kasım 2012] KAPIMIZI ÇALAN KÜRT BAHARI ... [10 Kasım 2012] Obama'nın Küresel Seçenekleri ... [31 Ekim 2012] MEHMETÇİK SURİYE'DE NE İÇİN SAVAŞACAK? ... [5 Ekim 2012] TEZKERENİN ARDINDAN ... [4 Eylül 2012] KÜRT SORUNUNDA TEŞHİS VE TANIMIN ÖNEMİ ... [18 Temmuz 2012] SURİYE KARASULARINDAKİ ENKAZI ÇIKARMAK? ... [10 Temmuz 2012] Füze Değilse Ne? ... [21 Haziran 2012] PKK SİLAH BIRAKIR MI? ... [10 Haziran 2012] TÜRKİYE'DEN KENDİ KALESİNE GOL! ... [20 Mayıs 2012] WSJ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ ... [15 Şubat 2012] MİT KRİZİNDE GÖZDEN KAÇAN ... [4 Şubat 2012] HEDEF İRAN ... [27 Ocak 2012] KÜRECİK RADARI ... [11 Ocak 2012] Kim Kandırılmış Genç? Kim Terör Örgütü Üyesi? ... [21 Aralık 2011] ARAP BAHARINA MODEL; HANGİ TÜRKİYE? ... [23 Kasım 2011] TÜRKİYE SURİYE'DE NE ARIYOR? ... [19 Ekim 2011] TERÖR: KAN ÜZERİNDEN POLİTİKA ... [2 Ekim 2011] KARA HAREKÂTI AŞKI ... [21 Eylül 2011] DOĞU AKDENİZ'DE TSUNAMİ RİSKİ ... [5 Eylül 2011] BM PALMER RAPORU: KAZANANLAR VE KAYBEDENLER ... [1 Ağustos 2011] KOMUTANLARDAN DEMOKRATİK FERYAT ... [8 Temmuz 2011] BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU? ... [6 Haziran 2011] KARAR GÜNÜ ... [10 Mayıs 2011] Terörle Mücadelede ABD ile yaşanan sorunlar: Efsane mi? Yalan mı? ... [18 Nisan 2011] ON İKİ YIL ISRARI ... [13 Nisan 2011] LİBYA; İRAN İÇİN SONDAN KAÇ ADIM ÖNCESİ? ... [7 Ocak 2011] 2011 YILINA GİRERKEN ... [15 Aralık 2010] ATEŞLİ SİLAHLAR SİLAH KANUN TASARISI ... [5 Aralık 2010] TSK'NİN SİVİL DENETİMİ ... [23 Kasım 2010] EMPERYALİZMİN ODAĞINDAKİ TÜRKİYE ...
Ali ER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™