Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Erdoğan, Erdogan, Erdovan.
14 Nisan 2016, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Dünya lideri böyle olurdu zaten. Birden fazla nedenle artık uluslararası bir sorun durumunda Erdoğan. Kimilerine göre Erdoğan’ı güçlendirmek, bütün dünyanın ya da batı aleminin karşısında duran kahramana dönüştürmek için emperyalist merkezler planlı programlı hareket ediyor; yani olup bitenlerin hepsi hikaye.

İyi hikaye de, bunun sonu yok, Erdoğan siyaseten etkisizleşirse eğer, bunu da senaryoya dahil edip “daha da güçlendirmek için dinlendiriyorlar” diyebilirler. Bir tanıdığım, Sovyetler Birliği’nin aslında dağılmadığını, uluslararası sermayeyi aldatmak için “ölü numarası” yaptığını söyler dururdu, Putin’in son yükselişi ile birlikte sanırım iyice heyecanlanmıştır.

Dediğim gibi bunlar iyi hikâye!

 

Bizimse yaşadıklarımız korku film sınıfına mı girer ucuz komedi mi, karışık. Günde ortalama on kişi ölüyor çatışma bölgelerinde, bunun gülünecek tarafı yok. Çocuklara da onar onar tecavüz edildiği anlaşılıyor, bunların aşağılık olduğunu biliyorduk ama ölçüsüz bir sapkınlığın normal haline gelişi ilk kez bu kadar aleni bir hâl aldı ve bu kâbusun yaratıcıları bir yandan bizi güldürmeyi de beceriyor; danışmanlar, bakanlar, gazeteciler, daha da yukarıdakiler sergiledikleri acz ile insanın olağanın ötesindeki zavallılıklarla eğlenme zaafını gıdıklıyorlar.

Öfke nöbetlerinin ortasında kahkaha atabiliyoruz. Mevlüt Yüksel’in ZDF baskını enteresandı örneğin…

Avrupalılar da gülmeye başladılar bizimle beraber.

Gazetelerde Erdoğan, Avrupa Parlamentosu’nda Erdovan, televizyon programlarında Erdogan. Ve beraberindekiler…

Bu kez emperyalist kibirden ibaret değil. Tepeden bakma, aşağılama, kapitalist dünyadaki hiyerarşideki farkları hatırlatmaya daraltılabilecek bir “gündem”den söz etmiyoruz.

Erdoğan, dilleri mümkün değil dönmez Erdovan, Avrupalı dostlarını hazırlıksız yakaladı ve onların da sorunu, hatta krizi oldu.

Mesele mülteci meselesi değil tek başına. Tamam, daha dün Brüksel-Strazburg hattında “bu şantajcıya neden yardım ediyoruz” havası hâkimdi. Ancak tablonun bütününe baktığımızda Erdoğan’ın Avrupa Birliği’nin zaten dökülmeye başlayan cilasını bütünüyle kazımaya başladığını söyleyebiliriz.

Neden mi?

İstedikleri kadar topu dışarı atsınlar, Avrupa’nın “ilgili” kamuoyu Erdoğan’ın kendi dünyalarının parçası haline geldiğini, getirildiğini biliyor. Dolayısıyla her tür aşağılama girişimi, AB’yi de vuruyor. ABD’yi bu yazıda bir kenara bırakalım, Londra-Paris-Berlin üçgeninde projelendirilmeyen bir AKP’nin Türkiye’de iktidarını sürdürmesinin olanaksızlığı ortada. Erdoğan’a verilen açık çeklerin sayısı, onunla kurulan dostluklar, “solcusu”ndan sağcısına çekilen aile fotoğrafları…

Daha şimdiden “bu adamı biz yarattık” demeye başladılar.

İyidir.

Buna ek olarak Erdoğan Avrupa’ya ayna tutmaktadır ve giderek daha fazla yer işgal eden “Erdovan sorunu” kıtanın siyasi kalitesindeki düşmeyi, siyasetçilerin çapsızlıklarını göze sokmaya yarıyor.
Erdoğan Türkiyesi içlerinde çünkü. Suudi Kralı’nı başka bir dünyanın temsilcisi olarak yutturup kendi “kaliteleri”ni hatırlatmaları mümkündü ama Erdoğan’a o kadar yatırım yaptılar ve son mülteci işinde bu yatırımı öyle bir güncellediler ki, “Erdovan sorunu” “vah vah yazık şu insanlara” türünden bir Avrupa merkezci duygunun ötesine geçiyor.

Avrupa’da sistem “yazık bize” yakınmasını engelleyemiyor. Erdoğan onlara Berlusconi’yi, Sarkozy’yi, Le Pen’i, korku filmi ve ucuz komedinin diğer kahramanlarını hatırlatıyor. Erdovan güldürüleri Merkel’i de aşağıya çekiyor. Ve bütün bunlar koskoca Avrupa kıtasında siyasetçi erbabının topyekun yerlerde süründüğü bir sırada gerçekleşiyor. David Cameron sokağa çıkacak durumda değil, Hollande’a kimse inanmıyor artık, e işte Merkel bildiğiniz gibi…

Avrupa zaten dibe sürükleniyordu, Erdoğan ağırlığı eklendi, tam oldu.

İyi oldu, güzel oldu. Emperyalizmin, emperyalist liderlerin itibarsızlaşması iyidir.

Reis sen büyüksün; ancak sevinme, çünkü ilk kurtulmak isteyecekleri yüksün!

[Bu yazı 581 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™