Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürt sorununda ne bekleniyor?
4 Şubat 2016, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Hatırlanacaktır, genel olarak soL portal ve bu konuda bol bol yazan bir köşe yazarı olarak ben, Kürt hareketine ve halkına dönük süregiden savaş politikasının “çözüm süreci”ni iptal etmediğini, yerini almadığını iddia ettik. Çatışma çözümü dışlamıyor, tersine onun bir varyantı, vazgeçilmez bir öğesi. Çünkü sözlük anlamına aykırı olarak, çözüm adı verilen dönüşümüm özü, Kürt faktörünün emperyalist hegemonya savaşlarında kullanışlı hale getirilmesiydi. Bu tür işler kansız olmuyor!

Bu ana yaklaşımı zorlayan bir şey yaşanmadı. Öyle ki, Zana’nın görüşme denemesi konuşulurken sızan gündem maddelerinin içinde süren çatışmalar yoktu bile! Oysa bir kapı yeniden aralanacaksa, bu adımın meşruluğu çatışmaların şiddetinden ileri gelecekti… Yeniden müzakere zorlamasının gerekçesi doğrudan doğruya çatışmalardı.

Bu temel noktada taviz verip, imajdaki radikallik açığını da Meclis yeminini etmemekle gidermek biraz tuhaf oldu. Erdoğan’ın “önce yemin etsin” refleksini akıl etmek için siyaset dehası olması gerekmiyordu. Kapı suratına çarpılan görüşmeciye, resmi olarak kayıtlı bulunduğu partisi de pek sahip çıkmadı. Çıkmaz; Leyla hanımın Türkiye’deki Kürt ana akımından olmadığını herkes biliyor.

Süreç müzakere moduna hâlâ dönmedi, ama tek bir örneğini verdiğim denemeler, başta hatırlattığım ana saptamamızı destekler nitelikte.

AKP ise kazanmanın “yeni” tadını almış bulunuyor. Bu sıra başka bir teker patlamazsa zamanlamaya oynamaya devam edecek.

Genel olarak Kürt meselesinde AKP bugüne kadar hep milliyetçilik cenahına dönük riskler aldı. MHP’ye ve CHP’ye göre hükümet politikaları ülkenin birliğini zayıflatıyordu, AKP bile isteye PKK’nin önünü açıyordu… Bu tür milliyetçi eleştirilerin en çok boşa düştüğü dönemdeyiz. Oysa 2015 başında ABD’den esen rüzgâr Kürt milliyetçiliğinin yelkenini şişiriyor ve ilk kez bu açıklıkta Barzaniciliğin ötesinde Apoculuk da olumlanıyordu. Batı’nın “Kürt desteği”nin tepe yaptığı konjonktürü AKP kırmayı başarmış oldu.

Şu anda ABD’nin Kürt politikası PYD’ye çekilmiş, yani PKK’yi terk etmiş bulunuyor. Birinci AKP başarısı budur. Yaz sonunda Kürt siyasetçilere “birkaç ay sabrediverin” diyen ABD, şimdi neden bölünmüş bir hareketin, işine pek yaramayan kanadını ihya etsin? Tekrar ediyorum, AKP en önemli başarıyı ABD nezdinde kazandı.

İkinci olarak, AKP meşruiyet kavgasında üstünlük sağladı. Burada din kardeşliği gibi kendince pozitif veya anti-terör önlemler gibi negatif girdilerden daha fazla rol oynayan, bana sorarsanız, Kürt ulusal hareketinin hataları olmuştur.

Söyler misiniz, hendek açılması, yani siper kazılması savunulabildi mi, açıklanabildi mi? Dahası, açık savaş koşulları dışında açıklanabilir veya savunulabilir mi? Özerklik deklarasyonları ne demektir? Yine; savaş ilan edilmediyse, yerel özerklik denen şey tek yanlı ilan edilebilir mi? Diyelim ki oldu, eee özerk olunca ne yapılacak, bilen var mı? Kürt hareketi, AKP’nin düz milliyetçiliği karşısında ideolojik mücadeleyi kaybetti. Veya şöyle diyelim, AKP sadece askeri-polisiye alanda kazanmış değil.

Bu durumun önemli bir nedeni Kürt siyasetinin bölünmesidir. Birkaç ay önce solu, sağı, demokrasiyi, sivil toplumu, patronu, emekçiyi birleştiren ve bir Türkiye partisi haline geldiği defalarca ekranlardan anons edilen HDP’nin bir irade birliğine sahip olduğunu kimse iddia edemiyor. Syriza rüyaları ve koalisyon dedikodularını takip eden daralma, birliğin restore edilme olasılığını da ortadan kaldırdı.

Sonra; HDP’nin seçim platformunda parlayan yıldızı büyük bir çekim gücü oluşturmuşken, AKP’nin acımasızca bastırması sayesinde Kürt siyasetinde yeniden “tek yıldızlı” bir evre açılmıştır.

Günlerdir tefrika edilip haber yapılan İmralı Notları o tek yıldızı aydınlatıyor. Resme inanırsak, Abdullah Öcalan tecride konmuş bir tutsak değil, üs olarak kullandığı malikanesinde çalışmalarını yürüten güçlü bir liderdir. Herkese mesaj yollamakta, görev yazmakta, ABD’nin müzakerelerdeki konumunu bile o tayin etmektedir. Daha önce çok söylediği gibi, AKP’yi kurtaran ve var eden oydu. Yetkililerin tamamına isimleriyle hitap ediyordu… Bu resme denk gelen altyazı “Türkiye’yi ben yönetiyorum” diyor. Perinçek’in altyazı konmasını beklemeden bunu alenen iddia ettiğini biliyoruz. Ben aralarına girip yorum yapmayayım!

Müzakere ve çatışma “sürecin” bütününün ayrılmaz parçalarıdır ve bu sahnede Öcalan’ın yeniden görüneceği gün yaklaşmaktadır. Notlar bir itibar kalkındırma operasyonuna benziyor. Ancak Erdoğan da güçlü muhatap istemiyor. Şimdi kanın duralaması için bu ikili arasındaki rekabetin denge noktasının oluşmasını bekliyoruz, anlaşılan.

Ne kadar bekleriz, bilinmez. Daha doğrusu kim bekler, bizi ilgilendirmez. Şurası kesin ki, biz bekleyemeyiz.

 

solhaber

[Bu yazı 533 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™