Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın!
15 Ocak 2016, Nuray MERT
, Nuray MERT

Hiç şaşırmadım, tüm otoriter rejimler “aydın” düşmanıdır. “Aydınlar”a büyük anlam yüklüyor değilim; tam tersine eğitimin, unvanın, diplomanın, insanlık olmayınca hiçbir anlamı olmadığını gayet iyi biliyorum. Bugün hedef alınanlar için, “kendi doğru bildiklerini, hesapsız ve sadece vicdanlarının sesini dinleyerek ifade etmekten kaçınmayan insanlar” diyelim, daha doğru olur. Bu türden insanların her söylediği doğru, haklı olmayabilir, ama doğru bildiklerini çekinmeden söylemek ahlaki bir tutumdur, bu nedenle önemlidir. Tam da bu nedenle her dönem başları belaya girer, çünkü her dönem, farklı düşünenleri tehdit görenlerin hışmına uğramaları mukadderdir. Böylesi bir tutum takınmakta, herkesin tek tek farklı düşünceleri, yaklaşımları, çelişkileri de olabilir, bu ayrı bir mevzudur, işin esası değildir.

Hesabı fatura etmek
Farklı düşünceden rahatsız olunan her devirde, her yönetimde, her ülkede, özelikle de işlerin iyi gitmediği dönemlerde, bu insanlar hışma uğrarlar. Çünkü, işlerin neden iyi gitmediği sorusuna cevap vermekten, sorumluluk almaktan kaçınanlar, hesabı, sözlerinden başka güçleri olmayanlara fatura etmek yolunu tutar. En kötüsü, siyasetçiler bir yana, “her devrin muhafızları”nın güçlünün yanında saf tutmak üzere linç kampanyalarının önünde koşmasıdır. Bir dönem, o devrin muktedirlerinin yanında olmak adına, başörtüsü polisliğine, “asayişçi”liğine nefer yazılan devir değişince yeni muktedirlerin dalkavukluğuna soyunmaktan utanıp sıkılmaz. Bir devir, halkın seçimine “yanlış seçim” diye burun kıvıranlar, güç “yanlışlıkla seçilenlerin” eline geçince, yeni devrin teorisyenliğine soyunmaktan mahcubiyet duymazlar. Eski devrin mağdurları nezdinde de bunlar muteber, zamanında yanlarında olanlar “vatan haini” olur.
Mevcut iktidar, mağdur olduğu dönemde, özgürlükler, hakkaniyet adına söylediği, yaptığı her şeyi tersine çevirmekte tereddüt etmedi. O devir, kendilerine hak veren yabancıların desteği makbulken, Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatıldığında AİHM’ye başvurmak makul bir hak arama iken, şimdi “işbirlikçilik, vatan hainliği” oldu. Geçmişte kendilerine yapılanları, misliyle şimdi onlar yapıyor. Bu işler böyledir, böyleymiş, bir kez daha yaşayarak görüyoruz.
Hal böyle diye, mücrim gibi susmak, ithamların gölgesinde kalmak olmaz. Bizler ne “asayişçi- kariyerist”, ne yalvar yakar olan “showman”iz; haysiyet sahibi insanlarız, vatan sevgisini de, insan sevgisini de kimseden öğrenecek değiliz. Akademisyenler bildirisinde imzası olan pek çoklarımız, izledikleri çatışmacı siyaset yüzünden Kürt çevrelerini eleştirmekten, onlarla tartışmaktan, zaman zaman kötü olmayı göze almaktan imtina etmeyen insanlar. Ama, kime ne denileceğini kimseden öğrenecek değiliz. Hele, arkasına iktidar gücünü alıp esip savuran gazeteci, yazar bozuntularına söylenecek çok şeyimiz var; 28 Şubat’ta açıkça haklarınız ihlal edilirken neden sesiniz bu kadar güçlü çıkmıyordu? İktidar arkanızda diye kendinizi adam mı sanıyorsunuz? Pek çok haysiyetli insana, “aptal veya hain deme” cüretini nereden bulduğunuzu bilmiyor muyuz? Bir gün ak dediğine diğer gün kara diyen, utanmazlığı ile meşhur bir adam bizden “utanç” duyuyormuş, güldürmeyin insanı. Yürüttüğünüz linç kampanyaları ile, peşine düştüğünüz rant kavgalarının üzeri örtülür mü sanıyorsunuz, biz size bakıp insanlığımızdan utanıyoruz. Bırakın bizi, liderinizin, mesai arkadaşlarınızın, pek çoğunuzun neyin peşinde olduğunu bilmediğini mi sanıyorsunuz?

Perdeyi yırtamaz...
İktidarların, çirkinlikler, pislikler ve şahsi dertlerin peşinde verilen kavgaların üzerini örten perdesi kalın ama “şeffaf”tır, korkudan kimse o perdeyi yırtamaz, ama gerisini görür, bunu hiç aklınızdan çıkarmayın! Kesin bağırıp çağırmayı, ülkede yaşanan çatışma ve savaş halinin tek sorumlusu iktidar olmayabilir, ama kırmadan dökmeden, barışçı bir yol ile bu hale son vermek iktidarın sorumluluğudur, söylenen bu.
Bir şey daha var; her gün bayrağa sarılı tabutlar içinde evine dönenler kendi çocuklarınız olsa, böyle asıp keser miydiniz, onları savaş zaiyatı sayar mıydınız? Bırakın mafya ağzıyla konuşmayı, önce bu soruya cevap verin! Belli olmaz, belki yarın bir gün, kan banyosundan dem vuran mafya lideri için de, “hepimizin hissiyatını dile getiriyordu, hepimiz için tehdit savuyordu” da dersiniz, bizden vatan haini olmaz, ama sizden her şey beklenir.

 

Cumhuriyet

[Bu yazı 609 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™