Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Korkacaksanız durmaktan korkun
11 Ocak 2016, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Bir süre yurtdışındaydım Aralık ayında. Kasım başında Türkiye ilericiliğinin bir bölümü, Türkiyeli olmaya, maddeten olmasa da en azından düşünsel olarak veda edip yurtdışına kapağı atmaya, ya da hiç olmazsa çocuklarını bu “kepazelikten” uzak tutmaya eğilim gösteriyordu. Tam o ara bir süreliğine gittim ben de.

Ocak itibariyle bu eğilim ivme kaybetmiş görünüyor. Kaç milyon kişi kaçacak, kaç milyon genç “kurtarılacaktı” ki? İvme düşmeye mahkûm. Memlekette çok para var, ama yetmiyor. Çünkü parayı rejim buluyor, rejim dağıtıyor. İlerici cenahtan pek azına nasip oluyor bu kaynak…

Ben döndüğüme ve buralı olduğuma memnunum.

Türkiye’de görünürde umutlar boy attığı için değil. Daha önce yazmıştım, geride kalan yıl memlekette biricik iyi şey, Komünist Parti’nin Haziran ve Kasım oyları arasındaki katlanmadır. Ne kadar kat, o kadar umut…

Yok, abartmayayım; biliyorsunuz, mutlak sayılar pek küçük kalıyor bu koca ülkede. 1 Kasım geride kalmış bir fotoğraftır. Yetmez…

Ama zaten komünizmin oylarından söz ediyoruz. Ve komünizm, başka bin şeyin yanı sıra,  zaten düzenin sandıkta değiştirilemeyeceği tezidir de. Küçüklük görelidir o halde. Oy durağan bir fotoğraftır.

Aralık ayında yurt dışındayken Türkiye’nin dünyanın en umutsuz ülkesi olduğu yolundaki ruh halinin bir şaşkınlık hali olduğuna kesin kanaat getirdim.

Modern çağın “büyük” devriminin, yani 1789’un, ilk işçi ayaklanması sayılan 1848’in, Komün’ün, Direniş’in, 68’in ülkesindeki durumu görünce bozulan moralimi bütün bunlardan yoksun Türkiye nasıl ayağa kaldırsın?

Fotoğrafların umut üretmesi, fotoğrafçının yaratıcılığına bağlı. Kural olarak, fotoğrafta olduğu gibi duran bir toplumda da umudun kırıntısı yoktur. Ne orası, ne burası; durağanlık umut değil yıkıma gider. Duran şeyin, sadece durduğu ve herhangi bir yere gitmediği doğru değil. Duran, ölümü bekliyordur!

Paris’te solun eylem alanı République, Cumhuriyet Meydanının yarısını Suriyeli mülteciler, döşek, yorgan, çoluk, çocuk doldurmuşsa ve onca tarihin Fransa’sı bunu kanıksamışsa, duran değil çöken bir şey var, demektir! Kentsel dönüşüm, neredeyse bir buçuk asır önce işçilerin iktidarına sahne olan kent merkezinde hükmünü acımasızca icra ederken, dönüşüm yıkımdır! Rezistans’ın partisi Aralık ayı seçimlerinde görünmez hale gelmişse, komünizmin Brezilyalı büyük mimari ustası Oscar Niemeyer’in yapıp da, insanlığı geçtim, komünistlerin mirasına kaydedilen FKP binası kırpılıp kırpılıp özel şirketlere kiraya veriliyor, Humanité binası satılıp savılıyorsa boğazınızda bir düğüm hissedersiniz.

Örnekler Fransa’dan. Burjuva demokrasisinin saçmalık madalyasını çoktan hak ettiği, zamanında bizden sayısız aydının, mücadele insanının enerji toplamak üzere sığındığı ülkede “düzen eleştirisi” ırkçı partiye kalmış! Birinci parti Ulusal Cephe’nin bölge seçimlerinde herhangi bir yeri kazanamaması için sosyal-demokratlar ve diğer “müesses nizam” güçleri Avrupa’nın gelmiş geçmiş en şarlatan ve şaklaban siyasetçisi Sarkozy’nin partisinin ardında saf tutmuş! Komünist adını taşıyan bir parti müesses nizamın parçası olmaya indirgenmiş! Faşizme karşı cephe mantığı Sarkozy ile aynı pusulada buluşmuş!

Züğürt tesellisi falan saymayın… Demokrasi buysa, yani demokrasi oy sıralamasında birinciliğe tırmanan faşizmi engellemek için türlü cambazlıksa, Türkiye’de yaşadığınıza üzülmeyin. Ama durağan fotoğrafları yırtıp atın!

Nikita Mihalkov’un bir filminden savaş görmüş bir Sovyet yurttaşının “fotoğrafı”nı hatırlıyorum. “Yeter ki savaş olmasın” diyordu, toplumun bütün sorunlarını sineye çekmek üzere. Acaba on yıllar önce kendilerini durağanlığa yerleştirenler, 21. yüzyılın yıkım vaadini akıllarının ucundan geçirmişler midir?

Siz Türkiye’den değil, durağanlıktan kaçın!

Türkiye dinci faşizmin pençesinde değil. Ama duran, yani mücadele etmeyen, yani kendini inkâr eden bir ilericiliğin tehdidi altında. Durağanlığın, sineye çekmenin, şer ile ehveni şer arasındaki sahte yarışın, mücadele etmemenin, teslim olmanın tehdidi.

Önce bu tehdidi elimizin tersiyle itelim gitsin. Sonra anayasa gündemi ilk açıldığında söylediğimizi güncelleyelim: Türkiye, demiştik, AKP anayasasına sığmaz!

Güncelleyelim! Türkiye Cumalara sığmaz. Türkiye Diyanet fetvalarına sığmaz. Türkiye yobaz sapıklığına sığmaz. Bizi savaşa kimse sığdıramaz…

Zaten gidemeyiz, ama gidebilecek olsak bile gitmeyiz! Biz bu Türkiye’yi değiştiririz. Türkiye durağan fotoğraf karelerine sığmaz. Durmayacağımız için korkacak bir şey de görmüyoruz. 2015’in biricik iyi şeyini 2016’ya çakarız…

 

solhaber

[Bu yazı 581 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™