Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Maslahatçı demokrasi
5 Temmuz 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Başbakan esip savuruyor; ‘Muhalefet Meclis’e girmezse girmesin, Meclis çalışır’ diyor, ‘Tükürdüklerini yalayacaklar’ diyor. Kısacası, ‘yüzde elli oy almışım gerisini onlar düşünsün’ diyor. İktidarın demokrasi anlayışı bu, ‘bu demokrasi anlayışı’ giderek pekişiyor, demek ki daha çok çekecek çilemiz var, Allah yardımcımız olsun!
Ama, daha vahim olan, memleketin muhafazakâr, liberal, sol demokratlarının çoğunun bu anlayışa karşı çıkmak yerine kulp bulmak için birbiri ile yarışıyor olması. ‘Muhafazakâr demokratlar’ın durumunu izah etmek kolay. Onlar artık olaylara iktidar perspektifinden bakıyor. Onlar için CHP ‘Ergenekon partisi, başına ne gelirse hak ediyor’. BDP’ye gelince, onlar da ‘teröristlerin partisi!’ İşi bu noktaya getirmeyi kendilerine yediremeyenler, daha ‘ince’ yorumlara sığınıyor. Diyorlar ki, ‘Bu sistem bizi de mağdur etti, oyunbozanlık etmedik, dişimizi sıktık, sabrettik, demokrasinin kuralları içinde davrandık’. İlk bakışta ‘doğru’, ama mesele bu kadar basit değil.

Geleneklerinde yok
Muhafazakâr kesim sadece demokrasiye inandığı için değil, ‘maslahat’ geleneğinden geldiği için, ‘ne olursa olsun devlete zeval  gelmemeli’ anlayışına inandığı için dişini sıktı. Muhafazakâr-sağ siyaset geleneğinde ‘protesto’ yok, ‘haklı direniş’ yok. Bu anlayışın dışına taşan, 80’li yıllardan sonra gelişen İslamcılık siyaseti oldu. Nitekim klasik merkez sağın tükendiği yerde, ‘dik durma’ anlayışına prim veren İslamcılık yükselişe geçti, demokratik alan bu istikamette genişledi. Ama sonunda, eski İslamcılar, muhafazakâr sağ siyaset anlayışı ile buluştu, bugünkü iktidar tablosu budur.
Diğer taraftan, bu ‘dişini sıkma’ işi de tartışılır, zira diş sıkılan dönemlerde bir yandan da mevcut sistemin ‘düşmanlarına karşı’ devletten yana ve onun ‘içinde’ veya ‘yanında’ yer alındı. Daha geçenlerde Ali Bulaç, ‘yeter ki komünistler affedilmesin, biz 163’ten zindanlarda yatmaya razıyız’ diyen bir gelenekten geldiklerini iftihar ile yazmıştı. O nedenle, BDP’yi neden anlamadıklarını anlamak mümkün. Sadece BDP de değil, gösteri yapan emekçileri, öğrencileri, her türden muhalifi nasıl bu kadar kolay karaladıklarını anlamak da zor değil.
Nitekim, bu kesim hâlâ aynı anlayış içinde ve meşhur ‘maslahat’ları uğruna ‘başörtülü milletvekili adayı’ kampanyasının arkasında durmaktan bile imtina etmeyi içine sindirdi. Sindirmekle kalmadı, öyle büyük bir karşı kampanya oluştu ki, bu kesimin dışından birinin, ‘başörtülü milletvekili göstermenin demokrasinin gereği olduğu’nu söyleme şansı kalmadı. Sıkıysa söyleyin de, Ergenekon kumpası içinde olmakla, ‘beyaz casus’ olmakla itham edilin!

Maslahat öneriyorlar
Yıllardır başörtüsüne karşı uygulanan kısıtlamaların en büyük demokrasi ayıplarından biri olduğunu söyleyip durduğum halde, ilk kez bu dönemde, AKP iktidarının en güçlü olduğu dönemde, bu konuda bir şey yazmaktan ‘çekindim!’ Yok, şahsen itham edilmek açısından değil, zira itham edilmediğim yakışıksız şey kalmadı. Bu ayıbın daha da sürdürülmesine fazladan bahane olur diye çekindim. Bu ayıbı, maslahata kurban vermelerine seyirci kaldım, benim için çok üzücü oldu.
Şimdi kalkıp başkalarına ‘maslahat’ öneriyorlar, söyledikleri bu! ‘Uzlaşma’, ‘demokratik siyaset içinde yer almak’ diye paketledikleri şey maslahatçılık. Ama sadece o da değil, işin içinde bir de çoğunluk olmanın, muktedir olmanın verdiği güven var. Biliyorlar ki, muhalif olanlar azınlık, nasılsa sayısal olarak ezilmeye mahkûmlar, o halde sonuna kadar ezilmelerinin önünde ne engel olabilir? Bir yandan sonuna kadar üzerlerine gidersiniz, diğer yandan ‘yine de oyunbozanlık etme Meclis’e gel, sonrasını sonra konuşuruz’ dersiniz, bunun adı da ‘demokratik zemine davet’ olur. BDP’ye yapılan budur.
Bu arada, CHP’ye yapılan ve CHP için söylenenlerin çoğu da büyük haksızlık. Siyasetini beğenirsiniz beğenmezsiniz, bu yapılan haksızlığı ortadan kaldırmıyor. CHP’nin seçtirdikleri tutuklu adaylar dolayısı ile iç tartışma yaşaması kaçınılmazdı, işin orası partili veya seçmeni olmayan kimseyi ilgilendirmez. CHP siyaseten hata yaptığı veya toplumsal gelişmeleri hakkıyla okuyamadığı için veya tarihsel kodlarından dolayı zaten iktidar olamamak gibi bir bedel ödüyor.   
Demokrasilerde bedel böyle ödenir. Buna karşın, bir ülkede olan biten her şeyin hesabını muhalefetten bilmek tipik bir otoriter siyaset alametidir. O alametleri görememekte ısrar edenler ne yazık ki sadece iktidar etrafında hizalanan muhafazakâr demokratlar değil, liberal ve sol demokratların birçoğunun hali daha acıklı. Ama bu konuyu başka bir yazıya bırakalım.

(Milliyet 05.07.2011)

[Bu yazı 1821 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™