Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Batı Sahra'da BM'nin Girişimleri
25 Aralık 2015, Dr. Ceren GÜRSELER
, Dr. Ceren GÜRSELER

BM için Batı Sahra sorunu önemlidir. Aynı şekilde Batı Sahra sorunu ve tarafları için de örgüt önem teşkil etmektedir. BM ve Batı Sahra arasında birbirini karşılıklı etkileyen kimi zaman da şekillendiren bir ilişkiden bahsetmek mümkündür. Sömürgeciliğin tasfiyesi ve self-determinasyonun BM kararlarınca veyahut ilgili sözleşmelerince hukuki zemine oturması başat nedenler arasındadır. Batı Sahra’nın tanımlanmasında, self-determinasyon ile özdeşleştirilmesinde ve müzakerelerin çözüm olarak seçilmesinde örgütün sorumluluğu büyüktür.BM çerçevesinde Afrika’daki son dekolonizasyon örneği olarak nitelendirilmektedir.Öte yandan örgütünçözüm süreci ve çözümsüzlük sarmalında etkisi ve rolü bulunmaktadır. Referandumunun senelerdir düzenlenememesi, çözümde hukuki zeminden uzaklaşarak tek taraflı olarak siyasi unsurların ağırlık kazanması örnek olarak verilebilir.

Aralık 2015 itibariyle örgütün çeşitli söylemlerinde ve bazıfaaliyetlerinde Batı Sahra’ya dair görülen ilgisi ise dikkat çekicidir. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’un açıklamaları, Ocak ayında bölgeye yapacağı ziyareti ve son olarak Özel Temsilcisi ChristopherRoss’un temasları BM’nin soruna yönelik tutumunu yeniden gündeme getirmiştir.Her şey Ban Ki-Mun’un Batı Sahra’ya yönelik açıklamaları ile başlamıştır. 40 senedir sorunun çözülemediğine dikkat çeken BM Genel Sekreteri, sonuca ulaşılamadığı takdirde sürecin büyük sorun ve istikrarsızlığa neden olabileceğini kaydetmiş ve müzakerelerin başlamasına yönelik faaliyetlerin arttırılması talebinde bulunmuştur. Böylelikle örgütün gündem maddelerinin arasında Batı Sahra’nın olduğu ve çözüm yolu olarak müzakereleri gördüğü anlaşılabilmektedir.

Ban Ki-Mun’un açıklamasından sonra Ross’un temasları,örgütün müdahil olması ve Fas-PolisarioCephesi (PC) arasındaki müzakerelerin başlayabilmesi ihtimali açısından önemlidir. Ross’un amacı Fas ve PC arasında koşulsuz ve doğrudan görüşmelerin başlaması, müzakerelerin kolaylaştırılması olarak ifade edilebilir.Sorunun doğrudan tarafları olan Fas ve PC’nin yanında komşular Moritanya ve Cezayir ile de temaslarda bulunmuştur.

10 günlük bölge turu boyunca Ross, sıklıkla Genel Sekreter’in “mektubunu” ve ziyaretini gündeme getirerek örgütün sorumluluğunu ve “artan” ilgisini örneklendirmeye çalışmıştır; fakat Ross’un temasları,sürecin müzakere rayına oturmasındaBM’nin işinin zor olacağını göstermektedir. Bunun başlıca nedeni Fas ve PC’nin gündemlerinin farklı olması ve müzakereler için çeşitli koşulların öne sürülmesidir. Rabat, BM çözüm çerçevesi dışında gündeme sahiptir. Fas; Batı Sahra’nınkendi sınırları içerisinde kalması şartıylaotonomiden başka bir çözüme yanaşmamaktadır;bağımsızlığın da seçenekler arasında bulunduğu referandum veyaBatı Sahra’nın statüsü değil bölgeye verilecek özerkliğin detayları konuşulmalıdır. Başka bir deyişle Batı Sahra’nın bağımsızlık fikrine karşı çıkmakta ve siyasi çözüm istemektedir.Öte yandan Fas, çözüm önerisinin yanında çeşitli açıklama ve faaliyetler ile de Batı Sahra üzerindeki egemenliğini Ross’un temasları sırasında da vurgulamak istemiştir. Ross’un Batı Sahra’yı ziyaret edemeyeceğini öne sürmüştür. BM’nin izlemekte olduğu sürecin dışındaki taleplerini de gündeme getirmiştir. Cezayir’in sorunun resmî bir tarafı olarak kabul edilmesini başka bir deyişle müzakerelere PC gibi doğrudan bir taraf olarak katılmasını istemektedir.Polisario Cephesi’nden ve Cezayir’den self-determinasyona dair görüşlerinin yasal zeminini öğrenmeyi de talep etmiştir. Bu da Batı Sahra sorunun bölgeselleşmesi ve Fas-Cezayir sorunun da masaya yatırılması anlamına gelmektedir. Fas ve PC arasındaki doğrudan görüşmeler odaklı BM sürecinin dışına çıkılması girişimlerinin devamı olarak anlaşılmaktadır.

PC ise self-determinasyon içinreferandumundüzenlenmesi hedefini öne sürmeye devam etmektedir. Böylelikle Fas’ın aksine uluslararası hukuku çözüm zemini olarak görmeyi sürdürmektedir. PC, Ross ile temaslarında örgütten Fas’ın uluslararası hukuka aykırı davranışlarda bulunduğunun açıklanmasını istemiştir. Kasım başında Fas Kralı VI. Muhammed’in Batı Sahra bölgesine ziyaretini ise örnek olarak vermiştir. Fas işgalinin kalkması için uluslararası hukukun kullanılmasına dair ve BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı çağrıyı yinelemiştir.

Sonuç olarak Ross temaslarıyla Ban Ki-Mun’un ziyareti öncesinde nabız yoklamayı, bu ziyarete ilişkin düzenlemeler yapmayı, tarafları müzakere masasına koşulsuz olarak oturtmayı ve uluslararası gündemde Batı Sahra sürecine yer ayrılmasını amaçlamıştır.Ayrıca BM’nin rolünü hatırlatmayı da istemiştir. Öte yandan örgütün rolü tartışmalıdır. Ross’un dikkat çekiciyorumu ile durum anlaşılabilir: Ross’a göre gerek Rabat gerekse de Polisario Cephesi BM Güvenlik Konseyi’nin Batı Sahra’ya yönelik amacını, niyetini kendilerine göre yorumlamaktadır.Bu noktada BM’nin neden çözüm sağlayamadığının yanında farklı yorumlamanın neden önüne geçemediği de sorgulanmaktadır. Fas, PC, Cezayir ve hatta BM’nin kendisi Güvenlik Konseyi’ni gündeme bir şekilde getirmektedir. Örneğin Ross, Cezayir temaslarında yönetimin BM Güvenlik Konseyi kararları kapsamında sorunun çözümüne destek olduğunu belirtilmiş ve bunun için teşekkür etmiştir. Farklı yorumlarla, farklı tezlerle Konsey faaliyete çağrılmaktadır. Söz konusu farklılık, yaptırım olarak değerlendirilebilecek diplomatik adımların da atılmasına sebebiyet vermiştir.2012’de tarafsız olmadığı gerekçesiyle Fas, Ross’tan desteğini çekmiş ve yerine yeni bir ismin atanmasını talep etmiştir.Bu ziyarette ise Ross’un bölgedeki temaslarına karşı çıkmıştır. Diğer taraftan PC ise Fas’ın faaliyetlerini BM Güvenlik Konseyi’ne şikayet etmekte ve Konseyi göreve çağırmaktadır.

Örgütün Batı Sahra sorunu tarihi boyunca sergilediği tutumunu sorgulatan bu dahlinin çözümde ne kadar etkili olacağı belirsizdir.Rabat’ın özerklik seçeneğinin yanında PC tarafından silahlı mücadelenin başlatılmasına dair görüşler de dile getirilmektedir. Başka bir deyişle çözümün iki ucu arasında bir hedefin kabul edilmesi ve gerçekleşmesi gerekmektedir. BM’nin nasıl bir seçenek benimseyeceği merakla beklenmektedir. Ban Ki-Mun’un görev süresinin 31 Aralık 2016’da sona ermesi BM’nin Batı Sahra’daki artan faaliyetlerinin bir başka nedeni olarak düşünülebilir.

IŞİD gibi terör örgütlerinin, siyasal İslam’ın radikal unsurlarının Mağrip’teki ve çevresindeki varlığı düşünüldüğünde tarafların masaya oturma ihtimali artabilir. Örneğin Ross, Tindouf yakınlarındaki mülteci kamplarına dikkat çekmiş; işsizlik ve hayat standardının düşük olması gibi nedenlerle gençlerin farklı yönelimlere kayabileceğini hatırlatmıştır.Ayrıca Libya ve Mali’deki gelişmelerle de doğru orantılı süreçte ilerleme yaşanabilir. BM ve bölge ülkelerinin yaklaşımında bölgesel istikrarsızlığın Batı Sahra’daki çözümsüzlük ile artma ihtimaligiderek öne çıkarılmaktadır. Ross, Mağrip bölgesinde entegrasyon ve işbirliğine dikkat çekmekte ve Batı Sahra’nın sorunlu ilişkilerdeki rolüne göndermede bulunmaktadır. Özellikle Cezayir-Fas arasındaki gergin ilişkiler akla gelmektedir.

Dr. Ceren Gürseler

[Bu yazı 655 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™