Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu
14 Aralık 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Aralık ayı için bir şiirinde “sevmem, netameli aydır” demiştir Ahmed Arif. Bununla da bitirmeyip “Asfalttan yürümesini” istemiştir.

Ülkeyi yönetenler sığ politikalarla, kıt akıllı kararlarla olanca yaşamımızı, bütün ayları netameli bir zaman çevirdiler. Kurguladıkları siyaset biçimi için yapıyorlar bunu, biliyoruz. Ama kararların içerdiği sığlığın ve akıl kıtlığın ceremesini yine sokaktaki insan çekiyor, biz çekiyoruz.

Kendileri sokağa çıksalar, bir gölgeye bile sahip olamayacak bir değer toplamına sahipler. Fiziken, siyaseten ve ruhen böyle bu. Ama siyaseti, yarattıkları algı gölgeleri ile yaparak ilerliyorlar. İnsan aklını birazcık kımıldatır diye, “klasikleşen” ve “gelenekselleşen” pek çok sanatsal etkinlik sizlere ömür. Ülkeye ve zamana kötülüğün gölgesi egemen olmaya doğru gidiyor. Bakalım çevremize, örneğin pek çok yerde yapılan büyüklü küçüklü kış konserleri ne alemde?

Batı dünyasında burjuvazi iktidarı alınca, ne sine-i millete döndü ne de “devri sabık” yarattı. Yani feodal beylerle körü körüne bir hesaplaşmaya gitmedi. O hesaplaşmanın zor ve kanlı kısmını zaten burjuva devrimleri ile yine halka yaptırtmıştı. Kendiler harıl harıl aristokrasinin yaşam tarzını taklide yöneldi. Aristokrasi gibi sanat yapıtlarının sahibi olmaya koyuldu. Çünkü, eskiyi yıkmıştı ama yeni iktidarı için eskinin geleneklerini, yapıtları, kurumları dönüştürerek kendine mal edindi. Kendi iktidarını inşa etti.

Siyasal İslam kültürü içinde yer alan ülke muktedirleri, inşa sürecini bir inşaat süreci olarak yaşatmakta bizlere. Yaptıkları ve yapılmasına iştahla yol verdikleri inşaatların gölgesinde büyümeyi hesaplamaktalar. “Ürünleri ne kadar itici ve kaba olsa da, onun gölgesi de o kadar büyür ve aydınlatamadığı yerler o kadar genişler” (M. Perniola, Sanat ve Gölgesi, çeviren Kemal Atakay, İletişimY.) Burada kullanılan gölge metaforu olumlu anlamda kullanılmış. Yapıtların yaratımı, sergilenesi ve iletişim süreçlerine olumlu katkı yapan yaratıcı ve çok katmanlı anlamlar yüklemeye açık bir metafor.

İktidardakilerin, bildiğimiz anlamdaki sanatla sepetle bilgisi bulunmadığı için buradaki gölge metaforu, onlar için olumlu anlamını da yitiriyor. Onlar, kendi gölgesizliklerini, yarattıkları koyu bir bağnazlık, savaş ve toplumsal kargaşa gölgesi ile gizliyorlar. Gölgesi olmayanlar yalınlıklarından değil, sığlıklarından öyleler. Bir tül gibi değil, bir naylon gibi gölgesizler.

Bu metaforun ters yönü de var; büyüdükçe, büyüdükleri oranda aydınlığı artanlar: Aziz Güler veya Tahir Elçi gibi olanlar örneğin. Böyle insanların yarattıkları aydınlıkta katilleri, hırsızları ve savaş tüccarlarını görürüz. Bu tüccarların eğer bir gölgeleri olsaydı bile, kanlı suçlarına tanık olduktan sonra, o gölgeler bile terk ederdi onları. Belki de bunu bildiklerinden, kendilerine istikbal hırsıyla bağlı yeni gölgeler devşirmekteler…

Haftaya Dize; “Bize atılan kurşunun yarısı zarar”

[Bu yazı 572 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™