Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İntihar bombacılığın dönüşümü-II
7 Aralık 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

İntihar eylemleri konusunda Hasan Sabbah’ın fedailerinin önemli bir yeri vardır. Yerleşik egemen dinsel-düşünsel anlayışla sorunu olan bir kişidir Hasan Sabbah. Şiiliğin İsmailiye koluyla bağlantılıdır. Alamut Kalesi’ne çekilerek politik düşünsel mücadelesini dâileri, fedaileri eliyle sürdürür. Dönemin, Selçuklu olsun, Abbasilerden olsun pek çok devlet görevlisi, fedailerin bıçağı altında can vermiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nin görkemli veziri Nizam-ül Mülk de bu kurbanlardan biridir.

Hasan Sabah’ın fedaileri öylesine ulaşılmaz kişilere ulaşıp suikastlar yapar ve öylesine gözü pek eylemleri başarır ki, bu eylemleri ancak ve ancak esrar, haşhaş içerek uyuşturucu etkisi altında yaptıklarına inanılır olmuştur. Bu nedenle kendilerine Haşhaşi, Haşhaşiyun denmiştir. Haşhaşilerin eylemleri Batı dillerine de etimolojik bir katkı yapmıştır. İngilizce’de suikastçı/katil anlamına gelen “assasin” ve suikast anlamındaki “assasination” sözcüklerinin kökeninin Haşşaşiyun’dan geldi söylenir. Yaşadıkları dönemde o denli etkin ve tanınır olmuşlardır. Bu da Batıya ölümcül bir dil hediyesi olarak geçmiştir.
Bu denli ölüm meleği niteliklerine kaşın, eylemleri sadece hedef aldıkları kişileri etkiler. Çünkü suikast araçları bıçaktır. Eylemden hemen sonra genellikle linç edilirler. Bir kısmı hemen kendilerini öldürür ki ele geçmesinler. Hedeften başkasına ölüm getirmezler ki kendilerini kurtarmak pahasına dahi bunu yapmazlar.

Fransa’da yaşayan bir akademisyen olan Ferhad Khosrokhavar, siyasal İslam temelli intihar eylemlerinin tarihsel düşünsel temelini Kerbela’da “şehit” edilen İmam Hüseyin olayına dayandırıldığının verilerini sunuyor bize. “Hüseyin ve soyu, Emevi saltanatını sarsmak uğruna, kıyıma girişmeden, tehlikeye yol açmadan bile bile kendilerini feda etmişlerdir… Hüseyin’in şehitliği, Yezit sapkınlığına karşı bir mesaj… İslam’ı kurtarmak için kendini feda.” (İntihar Bombacıları-Allah’ın Yeni Şehitleri, s. 38, Versus, çev. Tülay Duman)

Başta, kendisin kurbana öldürterek, yok etmek istediği düşmanı işaret etmek gibi edilgen bir eylem biçimidir. Ancak zamanla, düşman gördüğüne karşı öldürücü ve kaçınılmaz bir tehlike olduğu bir dile dönüşmüştür: Ya öleceksin, ya da öleceksin; tıpkı benim gibi!

İran Irak Savaşı sırasında, “en alttaki” İran’lı gençlerin İslam Devrimi ütopyasıyla bir kollektif kimlik duygusuyla intihar eylemlerini seçmeleri, şimdiki zamana da ışık tutmakta. Tarihsel başlangıcındaki gibi edilgen değil, etkin bir konum alış söz konusudur burada. Hedef, Irak’tır. Şahadete geçiş süreci ve “Şii” kültürü ve ideolojisinin kaynaklarının referans alarak yapmıştır. Şimdi ise Sünni Selefi Siyasal Radikal İslam çizgisindeki, başta IŞİD gibi oluşumlar, yüzde yüz karşı oldukları Şii düşüncesinin yöntemlerini kendilerine çaprazlama geçişle almışlardır. Bu geçişte ortaya çıkan yeni görünüm, “şeytani” şiddettir.
Çaprazlama şiddet geçişinin bir başka örneği Güney Afrika’da yaşanmaktadır. Ancak oradaki şiddet için “şeytani” nitelemesi yapılamaz. Bütün şiddet dinamikleri sınıfsal olmakla birlikte, Güney Afrika’da halen yaşanmakta olan şiddetin sınıfsallığı daha belirgindir. Beyaz adamın sömürgeci şiddeti, siyah insandan beyaza geri dönüşmüştür. Burada bir çapraz geçiş durumu var: Zaman ve zemin değişir. Zaman ve değişikliği atlanıp, aynıda kalınırsa, aynı şey söylenir olsa bile baştaki ile çelişir… Beyaz siyahı değersiz görüp, sürekli yok sayıp onun canına rahatça kıyarken, siyah adam 1994’te kendisine yasaklanan sokaklara çıktığında aynı değersizleştirmeyi diğerine karşı uygulamaya başlar. O nedenle, kriminoloji hep haksız ve yanlış hükümlere sahiptir. Çünkü beyaz adamın bilimidir.
Haftaya dize; “Terziler çaresizdir yırtık bir kalp karşısında” (Hakkı Zariç, Sıfır, yasakmeyve)

[Bu yazı 736 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™