Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Mükemmeli arayan komünist
19 Kasım 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Yoksa teorik yaşayan mı demeli? Görsev tevazusu, Görsev kalitesi, Görsev kolektivizmi gibi betimleme terimleri mi icat etmeli?

Dünden beri Doğan Ağabey'i yazmaktan kaçıyorum. Döndüm dolaştım; işler icat ettim, gerekliliğine kendimi inandırarak, sanki yapmak elden gelirmiş gibi. Dinlenmem de lazımdı güya, okumam da, dost sofrası da. Yeter ki şu yazıya sıra gelmesindi. Kısacık güne, Doğan Ağabey'den kaçmaya çalışırken ne çok şey sığıyormuş.

Sabah oldu, yol bitti. Bugün için önceden hazırladığım yazı çöpe veya sonra gözden geçirilmek için bir kenara. Bugün Doğan Görsev dışında bir şey yazmaya hakkım yok.

Bu acemi yazıyı sonuna kadar okuyun ya da okumayın, haberiniz olsun veya olmasın yazıldığından, sakın onun resimlerine göz atmayı ihmal etmeyin. Dünkü ölüm haberine soL portalda eşlik eden resim olabilir örneğin; veya 12 Eylül anılarının kapağında Nesrin “abla”yla sarılışlarına. Bir cezaevi çıkışında çekilmiş o fotoğraf. Özlemi, sevdayı, dostluğu, direnişi anlatıyor. İnsanın kazanmasını… O gülümsemede hepsi var! Hepsi fotoğraflarında nakarat gibi tekrar tekrar geliyorlar sahneye. Dün Nesrin abla nelersiz kaldığını sıralarken bunları sayıyordu. İnsanın kazanışı hariç. 

Ne iyi komünistti ve ne iyi insandı Doğan Ağabey! Bazı insanların ölümü öyle şeyler bırakır ki geriye, ölürken de kazanıyorlardır aslında. İyi insan olmak yetmez bunun için. Ama iyi insan olmadan hiç olmaz…

Şu dizeleri Parti'ye giriş kutlaması mıydı, acaba?

Bu ışıldamanın adını
Kolay söyleyemiyorum kardeşim.
Özgür katılım, devrim veya şiir diyebilirsin.

Belki de birini partilemenin heyecanıydı…

Belki benim merakım da yanıtlanır, Doğan Ağabey'e borçlarımızı öderken. Belki Oğuz (Kavala) bu dizelerin ardındaki gerçeği bulup çıkartır hazırlamakta olduğu Doğan Görsev kitabında. Bu arada bir başkası onun başladığı marksist felsefe çevirisini tamamlayacak. Klasik müzik kataloğu müzik meraklılarına, öğrencilere ulaşacak. Cd’lere yazdığı konserler, toplantılar, konuşmalar, şiirler, bir yol bulacağız, tıklanacak.

Ben zamanında aramazsam, sitemsiz o arardı. Her gittiğimde bir dosya kağıdına eliyle yazıp sıraladığı gündem maddeleri hazırdı. Yayınlarda çıkan yazılar hakkında soracakları vardı. Nasıl yorumluyorduk şu ve bu gelişmeyi. O düşünmüştü ki… Peki daha fazla ne yapabilirdi Parti için, nasıl yararlı olurdu? Sosyalistlerin Meclisi toplantısına, Ankara’ya gidecek denli sağlıklı hissetmemişti kendisini, ama şu kararın hayata geçirilmesine katkıda bulunabilirdi, uygun görülürse…

Bu arada masada konyak eksik olmamalıydı. Son zamanlarında bırakana kadar sigarası. Ve Nesrin ablanın servisiyle kahve. Mutlaka bir kek. Yurtdışından getiren biri olmuşsa yakınlarda, zencefilli. Gözlerinin içinden gülerdi, her aldığımız kararda.

Bir keresinde, nasıl daha yararlı olabileceği sorusunu “partili olarak, Ağabey” diye yanıtlamaya artık sıra geldi dedim, kendi kendime. Öyle de dedim. Sanki 60 yıldır komünist değilmiş, hâlâ ‘40’larda Parti’yi arayan o çocuklardan biriymiş gibi heyecanla donup kaldı. Bu yaşta yapabilecekleri kısıtlıydı. “Yeniden doğdum” demiş miydi acaba? Aklımda öyle kalmış.

Türkiye Barış Komitesi Derneği Serüveni Üzerine, Yaşanmışlıklar, Belgeler (1976-1986) kitabı 2006’da, Komünist Manifest çevirisi 2008’de yayımlandığına göre bu iki tarihin arasında bir noktada tanıştım kişisel olarak. Sonra hep görüştük. Partiye davet eden sözcükler benim ağzımdan çıktı. Ama Doğan Görsev’i onlarca kişi birlikte örgütledik. İnsani kalitesine hayran kalan onlarca yoldaş. Sonra ikinci kez Komünist Parti’ye “örgütlenirken”, ben ziyaretine gecikmeli gittiğimde o çoktan üyesi olduğu Şişli İlçe'den gelenlerde “insanı” görmüş ve toz duman arasında, yoldaş samimiyetine, parti aklına ikna olmuştu bile.

Mükemmeliyetçi teriminin “ürün çıkartmanın zorluğu” hatta ürün çıkartmamanın bahanesi olarak anlaşılmasına itirazı vardı. Ama elbette, hiç kuşkusuz mükemmeliyetçi olmalıydık. Nasıl vazgeçerdi insan, en iyiyi aramaktan! Hele marksistse, komünistse. Elbette zor olacaktı bir ürün çıkarmak.

“Ben” sözcüğünün bir toplumsal hastalık olduğu açıktı ve bencilliğin, benmerkezciliğin, kolektifi örtebilecek her bireyci vurgunun, bunlarla arasındaki mesafe pek kısa olan kariyerizmin her türlüsü, ileride toplumsal ilişkilerden tasfiye edilmek üzere, hemen şimdi, hiç zaman yitirmeden Parti yaşamından silinmeliydi. Yeniden formunu doldurduğu Parti’yi bu nedenle de seviyordu. Kendini gönüllü olarak kolektivitenin içinde eritmeye rıza göstermeyen komünist olmazdı. Böyleleri hep zarar vermişlerdi. Kolektivitenin içinde erimek ne bireyin zenginliklerinin yok olması anlamına gelirdi, ne ortalamacılığa çıkardı, ne de kişiyi rencide edebilirdi. Tersi, tam tersi! Kendine sakladığı, mülkiyetine geçirdiği bir değer, ne büyük saçmalıktı. Bireyin kendini kollektifte aşmasından daha büyük bireysel zenginlik olabilir miydi? Diyalektiğe uygun yaşadı. “Yöntemi” gerçekten önemserdi.

Hayran olduk Doğan Ağabey'e. Onun yaklaşımlarına ters olacak ama, Doğan Görsev tarihsel TKP’nin en ciddi entelektüeli ve kaliteli “insanı”dır bana sorarsanız. En titiz marksizm çevirmeni o mudur? Muhtemelen odur. Böyle bir saptamaya mutlaka itiraz ederdi. “En” sözcüğünün kullanılması bilimsel olmazdı, etik açıdan da sorunluydu.

Yine de en iyi Louis Aragon yorumcusunun kim olduğu konusunda iddialıydı. Ama yoktu onda Catherine Sauvage’ın Aragon albümü. Benim bir CD, Fransızca telaffuzuyla “se-de” olarak kendisine hediye ettiğim albümü hangi yoldaşımın internette yakalayıp indirdiğini geçmiş emailler içinde buldum az önce. Üç yıl olmuş. Ne mutluluk!

En büyük anlaşmazlığımızın Doğan Ağabey'in en iddialı olduğu noktaya denk düşmesi de tuhaf oldu doğrusu. Titiz çevirmene göre Manifesto, Türkçe'ye yaygın dünya dillerinin, -hele Marksizm açısından- en yüzeyseli, derinliksizi olan İngilizce'den aktarılmıştı ve bu saçmaydı. Türkçe başka icatlar terimin orijinal derinliğini kucaklamaktan uzaktı ve çare "manifest" sözcüğündeydi. Çocuğu olabilecek yaşta insanların, on yıllarını verdiği çevirisini kendisiyle tartışmalarına hazır ve birlikte daha doğrusunu bulmaktan mutluydu. Kitabın adıysa başka bir şeydi; bir tür kişisel tarih ve meslek tezi! Doğan Ağabey için kişisel tezden daha önemlisi Parti görüşüydü. İçi cız etmiştir mutlaka Yazılama yayınevi “Manifesto” sözcüğünü tercih ettiğinde.

Ama… Parti…

Mecburiyetten değil, talimat gereği değil, Parti başlı başına bir doğru olduğu için.

Git demişlerdi Avrupa’ya, çeviri grupları oluştur, kültürel çalışmaları yaygınlaştır. Tereddütsüz yaşamını değiştirmişti.

Yaşama gücünü elinden alan ve son zamanlarında onu çeviriden, okumaktan, toplantı yapmaktan alakoyan hastalığını kim tahmin edebilirdi ki? Tahmin etsek zamanında sormaz mıydık Sevinçli Haber’in ne olduğunu?

I

Birden ufuk ağardı.
Duymaz oldu kulaklarım.
Renk cümbüşü dört bir yanım.
Bu taşta ben ağlamadım.

Varsın rüzgâr delilensin
Uğuldatsın çevremi,
Varsın coşsun denizler
Martılar çığlık atsın.
Dilimde yedi iklimin şarkıları var,
Kanatlanmış ayaklarım artık yerlere değmiyorlar.

Daha uğuldasa rüzgâr,
Daha da coşsa deniz,
Enginden dönmez gözlerim,
Kırılır bağrımda dalgalar.

II
Gök maviş, ben meneviş (Tra-lal-la-la),
Beklenen haber gelmiş (Tra-lal-la-la).

***

Doğan Ağabey,

Bugünlerde de sevinçli haberler var. Kanın, karanlığın, toz bulutunun, yalanın içinden süzülüp yükseliyorlar. Haklı çıkması yetmeyen Partin büyüyor. Aramızda olsaydın, bilemedin bu ayın ilk on gününde falan, birer konyak, oturmuş olurduk seninle aynı masada. Gündem maddelerimizin ilk sırasında bir kez daha eski yoldaşları, dostları taramak olurdu isim isim. Telefon defterini açardın ya da kalkıp giderdik kapılarını çalmaya…

 

solhaber

[Bu yazı 667 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™