Milli irade...

~ 13.11.2015, Kemal OKUYAN ~

İnternette dolaştı durdu, çok düşündürdü, çok güldürdü. Görüntüler bir yarışma programındanmış, ailecek katılınanlardan. Uzatmaya gerek yok, çoğunluk izlemiştir, “Osmanlı’nın uçağı var mıydı” sorusunun yarattığı tabloyu. Atatürk, Vahdettin, F-16, paraşüt, Osmanlı, padişah… Bu altı sözcük etrafında traji-komik bir durum. Atatürk Osmanlı’nın padişahıydı, ondan sonra biraz karışmış Vahdettin gelmişti, Atatürk’ün olduğu yerde mutlaka uçak olurdu, F-16 yoksa bile paraşütü vardı Osmanlı’nın…

Videoyu izleyenler hiç kuşku duymadı bu ailenin siyasal tercihinden. AKP’ye oy veren kitledendi muhakkak.

“Cahilliğin böylesine de pes…” tepkisini verdi çoğunluk. Devamında “bu halktan bir şey çıkmaz” geldi kuşkusuz. “Bunlar oy veriyor işte…”

E o zaman umudunuzu sandığa gömüp durmayın!

Seçim denen şey, sağlıklı bir toplumda anlam ifade eder. Kapitalizm sağlık filan bırakmadı, bu koşullarda seçim dünyanın en adaletsiz olgusudur.

Peki mesele cehalete kilitlenebilecek kadar basit midir?

Bu düzen insanlara eğitim eşitliği sunmuyor. Parası olanın daha iyi eğitime, daha fazla bilgiye erişim olanağı var. Bu düzen emekçiye zaman bırakmıyor, oysa “aydınlanma” biraz da zaman işidir; okumaya, izlemeye, dinlemeye vakit bulamayan, günde 12 saatini işte, birkaç saatini de trafikte tüketen insanların ağır bir zihinsel kuşatma ile karşı karşıya kaldıkları açıktır.

Cehalet sözcüğünde çirkin bir yan var zaten. Ancak onunla devam edelim ve beylik bir söze onay verelim: Cahillik bir suç olamaz; suç insanları cehalete mahkum eden bu adaletsiz düzenindir.

Zaten Türkiye’deki sorunun kaynağı başkadır. Ben o ailede bilgisizliğe değil, arsızlığa takıldım. O yarışmayı izlemedim, hiçbir yarışmayı izlemiyorum, formatını filan da bilmem. Ama sonuçta sana bir şeyler soruyorlar, sen de cevaplıyorsun. Kendini rezil ediyorsun. 

AKP Türkiyesi’nin en önemli buluşlarından biridir bu: Kolektif arsızlık. Cehalete, düzeysizliğe, hırsızlığa, yalancılığa yığınlar halinde övgü… Baştaki “Küba’da asırlar önce cami vardı” der, sokaktaki vatandaş Atatürk’ün padişahlığını hiç sıkılmadan ilan eder. Küba’da Erdoğan’ın espri yaptığını sanan yetkililer vardı, hiç şaşırmadım. Diplomatik nezaketle ilgili değil, bu kadarını hayal bile edemiyorlar!

Evet, o aileden yansıyan asıl sorun cehalet değil, arsızlıktır.

Tarih cahil, eğitimsiz insanların bilge davranışlar geliştirdiği sayısız örnekle doludur. Gelişkin adalet duygusu, haksızlıklara boyun eğmeme, emeğe saygı, zulme başkaldırı… Bunlar için eğitim şart değil. Bunlar toplumsal refleksler. Eğer eğitimsizlik dünyada Erdoğanseverlerden başka bir sonuç vermeseydi, işçi sınıfı için kimse en ve giderek tek devrimci sınıf diyemez, modern zamanlarda toplumlar ileriye doğru hiçbir hamle yapamazdı.

Türkiye’de toplumun bir kesiminde yukarıda söz edilen değerler yok oldu. Yitirdiği için saygıyı hak etmiyor.

Milli irade filan, lütfen geçiniz. Bunları tekrar tekrar yazmaktan bıktık. Bu “insan”ı sevseydik devrimci, komünist olmazdık. Bu “insan”a saygı duysaydık, kapitalizmden nefret etmezdik. Bu “insan”ı kabullenseydik devrimden asla söz etmezdik. Bu “insan”a saygı duysaydık kendimize saygımızı yitirirdik.

Kimse kendi kişiliksiz politikalarına, sömürü düzeninin ötesini hayal bile edemeyen siyasal kısırlığına bu “insan”dan onay almaya kalkmasın. Toplumsal değerlermiş, tercihlermiş, inançmış…

İşlerine gelince “ağamsın-paşamsın”, gelmeyince “lümpen serseri…”

Bakın ne yazmış bir aydınımız: “Katılanların resimlerine bakın. Bu ülkenin işinde gücünde insanları yoktur ve en geniş halk kitlelerinin HDP’ye hiç sempati duymayanları bile, bu çetelerden ve saldırılarından uzak durmaktadırlar. Saldırı ve yakmalara katılanlar genellikle başka yerlerden getirilmiş lümpenlerdir.”

Parti binalarına saldırıp yakanların lümpen diye nitelenebileceği doğrudur. İnsanların resimlerine bakıp bazı sonuçlar çıkarılabileceği de… “İşinde gücünde” lafı ise biraz ağır ve yakışıksız olsa bile iyi niyetli bir yaklaşımla maksadını aşırmayan bir yorum getirelim buna da…

Ama aynı aydın Türkiye solcusunun orta sınıf düşkünü olduğunu, asıl hedefin AKP’ye yönelen yoksul kitleler olması gerektiğini vaaz etmekteydi başkalarıyla beraber. Oysa lümpenlik HDP binalarını yakıp yıkmaktan ibaret değil Türkiye’de, hızla yayılan baskın bir toplumsal olgu bu. Ve gün gelir halka bir avuç değil tümen tümen saldırır o “lümpenlik”

Her ne ise, buyrun örgütleyin saygı duyduğunuzu… Arsızlığı, düzeysizliği, ikiyüzlülüğü, güce tapınmayı, linç kültürünü…

Kimse kimsenin elini tutmuyor.

Yarışmayla başladık, yarışmayla bitirelim. Beni asıl düşündüren, oradaki sunucunun haliydi. Evet işsizlik kötü, birçok saçmalığa katlanacaksın, iş bulduysan. Ama kardeşim, bir noktadan sonra, çıkar ceketini “ben bu rezaletin parçası olmam” de, tarihe geçmesen bile, ona küçücük bir şerh düş!

İşte bu da irade!

 

 

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 603