İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

~ 22.10.2015, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~

Önceki gün (20 Ekim Salı) Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi, bir TV programında söylediği söz nedeniyle, apar topar derdest edilerek Diyarbakır’dan İstanbul’a getirilerek savcı ve yargıç karşısına çıkarıldı. Gün boyu süren ifade ve sorgu sonrasında, adli kontrol koşuluyla serbest bırakıldı.

Av. Tahir Elçi, “PKK terör örgütü değildir.” dediği için hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturmanın içinde olduğumuz seçim ortamıyla, AKP’nin Ankara’da suçüstü yakalanmış olmasıyla ve hatta RTE’nin Doğan grubunu hedefe koymasıyla yakın ilgisi olduğu yadsınamaz. Bu bağlamda, soruşturtmanın hangi suç isnadına dayandırılmış olduğunun da çok önemli olmadığı kanısındayım.

Bu soruşturma, kısa süre önce AİHM Büyük Daire’nin, Perinçek-Türkiye davasına dair kararını anımsamamıza neden oldu. Bilindiği gibi, İsviçre Federal Mahkemesi’nin Doğu Perinçek hakkında, “Ermeni soykırımı yoktur.” sözü dolayısıyla ve yaygın deyimiyle “soykırımı inkar” suçunu işlediği kanaatiyle mahkumiyet kararı vermiş ve karar Doğu Perinçek tarafından AİHM’ne taşınmıştı.

AİHM 2. Daire 17/12/2013 tarihli kararıyla, İsviçre Federal Mahkemesi’nin AİHS’nin 10. Maddesini ihlal ettiğine karar vermiş ve Perinçek’in ifade özgürlüğünü kullandığını kabul etmiştir. 15/10/2015 tarihli Büyük Daire Kararı ile de İsviçre’nin bu söz nedeniyle verdiği kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği kesinleşmiş oldu.

AİHM, 2012 tarihli İsviçre Raelien Hareketi-İsviçre, ve 2013 tarihli Animal Defenders International-Birleşik Krallık kararlarında yer alan aşağıdaki ifadelere de kararında tekrar yer vermiştir.

“İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve demokratik toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için vazgeçilmez şartlardan birini teşkil etmektedir. Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafı saklı kalmak koşuluyla; ifade özgürlüğü, sadece hüsnükabul gören veya zararsız veya ilgi çekmeyen “bilgiler” ve “fikirler” için değil, inciten, şok eden veya endişe uyandıran fikir ve bilgiler için de geçerlidir. Bu çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ki bunlar olmadan “demokratik bir toplum” olmaz. Sözleşme’nin 10. maddesinde tanımlandığı şekliyle ifade özgürlüğü istisnalara tabi olsa da, bunlar dar bir çerçevede yorumlanmalı ve ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamanın gerekliliği ikna edici bir biçimde ortaya konmalıdır.”

Perinçek-İsviçre davasına Perinçek yanında müdahil olarak katılan AKP Hükümeti de, “Başvuranın ifade özgürlüğüne karşı yapılan müdahalenin izlenen amaç ile orantılı olmadığı.” gerekçesiyle ifade özgülüğünün ihlal edildiğini savunmuştur.

Bu bağlamda AİHM, “Cezai müeyyidelerin, eleştirilerin ifade edilmesine engel olmaya neden olabilecek bir çeşit sansür oluşturmaması gözetilmelidir. Kamuyu ilgilendiren bir tartışmada böyle bir müeyyideye başvurulması, toplumun hayatını ilgilendiren meselelerin kamuoyu önünde tartışılmasına yapılabilecek katkıları engelleme tehlikesi taşımaktadır.” diyerek oldukça açıklayıcı bir içtihat oluşturmuştur.

Doğu Perinçek’in “Ermeni soykırımı yoktur.” sözü ile Av. Tahir Elçi’nin “PKK terör örgütü değildir.” sözü arasında teknik olarak herhangi bir fark yoktur. Her iki sözün de suç olarak nitelendirilmesin temel dayanağı genel kabule aykırılık taşıyor olmalarıdır. Perinçek, İsviçre’nin kabulü olan soykırımı reddettiği için cezalandırılmak istenmiş, Elçi ise Türkiye’nin kabulü olan terör örgütü tanımını…

“Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” diye bir sözümüz vardır ya. AKP’nin ki de böyle bir şey olsa gerek. AİHM önünde, “Başvuranın ifade özgürlüğüne karşı yapılan müdahalenin izlenen amaç ile orantılı olmadığı.” Gerekçesiyle Perinçek’in “Ermeni soykırımı yoktur.” sözünü savunurken, Bakırköy Adliyesi’nde adeta, “Başlarım senin ifade özgürlüğüne.” diye nara atmıştır.

7 Haziran öncesinde kendilerinin de benzer ifadelerinin olduğunu anımsatmanın bir yayarı yok. Çünkü AKP ve RTE’den tutarlılık ve duyarlılık beklemek saflık olur.

 

 

 

 

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 909