Sınıfını unutan sol

~ 27.07.2015, Aydemir GÜLER ~

Yangın yerine dönen ülkede sınıflar nerede?

Kimilerine göre bu arkaik, gereksiz, zamansız bir soru. “Ortalık yangın yerine dönmüş, sen neden söz ediyorsun!”

Bu tepkiyi duyan “makul insanlar”, yani kamuoyu ortalamasına denk düşen baskın çoğunluk “evet evet” diyecektir. Biz ölümden, yaşamdan söz ediyoruz, sınıfın ne alakası var…

Solculuk bu tür ortalamacılıklara direnmektir. Ya da eskiden öyleydi!

Eskiden marksistin ayırt edici özelliği tam da Marx’ın söylediği gibi görüntünün ötesine geçmek ve aydınlatmaktı. Görüntü yetecek olsaydı, bilime gerek kalmazdı diyor ya Marx…

Bilim ve/veya siyasetimiz aracılığıyla ne kadar uğraşırsak uğraşalım, “kamuoyu” yine vardı ve elbette onun ortalaması marksist yaklaşımlarla örtüşmüyor, daha geri noktaların ağırlığını taşıyordu. Marksizm, işçi sınıfının, sosyalist birikimin gücü oranında ortalamanın üstüne gölgesini düşürebilir. Yani bu bir mücadeledir. O nedenle Marx’ın toplumsal planda kast ettiği yalnızca bilim değil, aynı zamanda siyasettir de…

“Sınıfın zamanı değil” diyenler işte bu mücadelede sağdadır. Farkında olsunlar, olmasınlar…

Mücadele sadelik ister. Sadece sınıfını reddedenleri değil unutanları da sağa ittirmek bir sadeleştirme işlemidir.

Aman, yalnız mı kalırız?

Hayat ak ile karadan ibaret değil tabii. Ama gri alanlar, bizim için başlangıç verisi değil, bir sonuç olacaktır. Sınıfın zamanı değil diyenleri ve diğer sağcıları gerilettiğimiz ölçüde, gölgemizin düştüğü alanlar oluşur. Yalnız kalmayı göze almayan gölge de düşüremez. Çünkü kendine ait gölgesi olmaz.

Ülke yangın yerine dönmüş… O zaman sınıfı hatırlamaya tam da şimdi ihtiyaç var.

Barış çağrısı yapan Tüsiad bizden olabilir mi? TSK’nın IŞİD’i bombalaması AKP’nin Amerikan koalisyonuna başvuru ve kabul törenidir. Hadi Türkiye’nin sınıflarını unuttunuz; ABD toplumunun sınıflarını da unutacak mısınız? Yoksa, bu noktaya geldiğimizde, işi yüzsüzlüğe vurup Amerikan solcularının büyük çoğunluğunun Obama bayramına koştuğunu mu hatırlatacaksınız!

Yangın yerinde korku dört yanı sardı bile. Peki sol, benim bir Sovyet sinema repliğinden hatırladığım “yeter ki savaş olmasın” mıdır? Kılıçdaroğlu’nun dili böyle olabilir ve bu dil ortalamacı çoğunlukla örtüşebilir. Peki Kılıçdaroğlu’nun sınıfı yok mudur? Savaşın sınıfı yok mudur? Peki ya barışın?

Erken seçim olur da AKP yine oylarını arttırırsa… Buna karşı çıkanlar veya bu korkuyu birinci sıraya yazanlar cephe kuracak nerdeyse. Peki erken veya zamanında seçimde, geçici veya kalıcı bir hükümette, CHP’li veya MHP’li bir hükümette, bizim sınıf nerede durur?

Sol önce savaşı düşünüp, tehlike geçtikten sonra sınıfa gelmez. Sol önce seçim olsun mu olmasın mı sorusuna yanıt verip ondan sonra sınıfları aklına getirmez… Sol sınıfsız yapamaz! Sınıf yoksa yukarıdaki sorular da, onların yanıtları da yoktur sol için. Sınıfını unutan sol, artık sağdır. Sadelik dedik ya…

Solun kendini ayırt edici biçimde sunması için bu sadeliğe ihtiyacı var. İşçi sınıfına gelince; işçiler siyasete katılmak için, önce, aşırı yüklü bir büyük siyaset denklemiyle başa çıkacak formasyonu edinmek zorunda değillerse, aynı sadeliğe işçilerin de ihtiyacı var demektir.

 

SOLHABER

Aydemir GÜLER | Tüm Yazıları
Hits: 629