TBB Genel Kurulunda Yapamadığım Konuşma

~ 18.05.2015, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~

Türkiye Barolar Birliği delegesi olarak, hafta sonu Van’da yapılan TBB 33. Olağan Genel Kurulu’na katıldım. İki gün süren seçimsiz Genel Kurul’a ilişkin izlenimlerimi ayrıca paylaşacağım. Ancak Genel Kurulda süre darlığı nedeniyle 1 (yazıyla bir) dakikayla sınırlandırıldığı için son paragrafını okumakla yetinmek zorunda kaldığım konuşmamın tamamını yayımlıyorum.

 

Meslektaşlarım,

Bugün burada çok önemli bir hukuk kurumunun Genel Kurul üyeleri olarak, alacakaranlık bir siyasi iklimde ve kaygıyla belirtmek isterim ki hukukun en pespaye şekilde egemenlerin çıkarlarına alet edildiği bir ortamda toplanmış bulunuyoruz.

Bugün hukukçu sorumluluğuyla, ülkenin dört bir yanından gelerek Van Denizi’nin kıyısında bu güzel ortamda toplanarak saatlerce TBB’nin parasal gücünü ve parayla yapabildiklerini konuştuk.

Ekonomik gücümüz yerinde…

Ancak bugün burada hukukçu kimliğimize, ama öncelikle sorumlu birer yurttaş olarak, hukukun kendisiyle ilgili yaşamsal gelişmelerle ilgili de sözümüz olmalıydı diye düşünüyorum.

***

2010 yılında Erzincan’da bir Başsavcı’yı görevi sırasında ve makamını basarak gözaltına alıp, çok matah bir şey yapıyormuşçasına bu olayın görüntülerini de basınla paylaşmak suretiyle, akıllarınca o Başsavcı’yı itibarsızlaştırmaya ve karşıtlarına gözdağı vermeye çalışanların, bugün ne düşündüklerini ve nerede olduklarını bilmiyorum. Gerekmiyor da…

Ama bugün, iktidarın hoşuna gitmeyen kararlara imza atan yargıçlar ile iktidarın sakıncalı bulduğu soruşturmaları yürüten savcıların derdest edilmelerini, hukuk ve adalet adına derin bir kaygıyla izlediğimi belirtmek istiyorum.

Bu güzel ülkeyi “kan gütme saikiyle” yönetenlerin barış ve kardeşlik duygularımızda açtıkları derin yaraları acıyla yaşadığımı belirtmek istiyorum.

“Komşularım Naziler tarafından birer birer alınırken görmezden duymazdan gelmiştim. Beni almaya geldiklerindeyse sesimi duyacak komşum kalmamıştı.” diyen Alman rahip Moeller gibi, bugün olanlara kulaklarımızı tıkar, gözlerimizi kaparsak, korkarım ki ağzımızı açıp imdat dediğimizde sesimizi duyacak kulak, alınışımızı görecek göz kalmamış olacak etrafımızda…

***

Meslektaşlarım,

Bizler hukuku ve adaleti savunuruz, sanığı değil…

Bizim için önemli olan haktır, hakkı ihlal edilen ya da ihlal eden değil…

Onun içindir ki, bugün güzel yurdumuzda yaşanmakta olan açık “hukuk soykırımı” sürecinde, haksızlığa uğrayan veya haksızlığı yapanların kim olduğuna bakmaksızın hukuku ve adaleti savunmalıyız.

Yurtsever bir sosyalist olarak belirtmek isterim ki;

Düşünce ve inançlarını kesinlikle paylaşmadığım, geçmişte yaptıkları birçok eylemi yanlış bulduğum bugünün “düşman”larının, maruz kaldıkları tümüyle keyfi ve hukuka aykırı muamele karşısında, hiçbir intikam duygusuna kapılmadan, yalnızca adalet için, yalnızca evrensel insan haklarını savunmak ve yaşama geçirmek için, bugünün muktedirlerinin hukuk tanımaz eylem ve kararlarına karşı, ülkenin en önemli hukuk kurumlarından biri olarak ve elbette hak ve adalet savunucusu on binlerce avukat adına, sözümüzü söylemeli ve hukukun yanında yerimizi almalıyız.

***

Yurttaşlarım,(*)

Dreyfus’un hakkını savunduğu için yargılanan Zola’nın dediği gibi;

Bundan böyle ülkemizin insan haklarının geçerli olduğu bir ülke olduğunu bilmemiz gerek…

“Ülkemin yalan ve adaletsizlik içinde kalmasını istemedim. Bundan dolayı bana ceza verilebilir. Ama bir gün şerefinin kurtarılmasına yardım ettiğim için Fransa bana teşekkür edecektir.” diyen Zola gibi, bugün konuşmak ve muktedirlere karşı gelmekle en ağır şekilde cezalandırılabiliriz. Ama şunu bilmek gerekir ki, bir gün şerefini koruduğumuz için ülkemiz bize teşekkür edecektir.

Meslektaşlarım,

Türkiye Barolar Birliği’nin saygıdeğer Genel Kurul üyeleri,

Adalet savunmanları,

Avukatlar,

Sizleri bu açık hukuksuzluklara karşı,

Bu açık faşizme karşı,

Bu güzel ülkenin şerefini korumak için,

Çocuklarımızın geleceğini kurtarmak için,

Sözümüzü söylemeye,

Evrensel hukukun,

Demokrasinin,

Ve adaletin yanında olduğumuzu göstermeye çağırıyorum.

…ve Zola’nın sözüyle bitiriyorum.

“Gerçekler yürüyor, durdurulamaz.”

Saygılarımla.

 

Av. Abdurrahman Bayramoğlu (**)

 

 

 

 

 

_________________________________________________

(*) Genel Kurul’da verilen bir dakikalık sürede okuduğum bölüm.

(**) İstanbul Barosu TBB Delegesi

 

 

                                                                      

 

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1447