Umudun Adı SYRİZA

~ 28.01.2015, Mine KIRIKKANAT ~

Yerleşik düzeni değiştirmek iddiasındaki tüm girişimler, o düzene uyanlara korku salar, uyamayanlara umut olur.
Zaten evlilikten politikaya, ideolojiden ekonomiye herhangi bir düzeni değiştirmek iddiası da durup dururken değil, düzenin artık düzen olmaktan çıkıp “düzeneğe” dönüşmesiyle ortaya çıkar. Haber görseli
Düzeneğe dönüşen düzen, birilerinin işine yararken diğerlerine zarar veren bir düzensizliktir aslında. Zarar verdiklerinin sayısı yarar sağladıklarının sayısını katlayınca, düzen diye yutturulan köhne yapının yıkılması ve çok sancılı da olsa, yenisinin kurulması kaçınılmaz hale gelir.
Küreselleşen kapitalizm, uzunca bir süredir dünya düzeni demek. Ekonomi genleşirken spekülatif balonların da aşırı şişip patlaması, dünya çapında krize yol açtı. Krizin derinliği ve sürekliliği, kimi çevrelerde “kapitalist sistemin iflası” olarak yorumlanıyor.
Bu yorum doğruysa, yerleşik dünya düzeni de alabora ve insanlık, yeni düzen arayışlarından biri galebe çalana dek çalkantılı sulara giriyor, demektir.

***

Avrupa’yı zorlayan ekonomik krizde ilk ve en dibe vuran ülke Yunanistan oldu. Dolayısıyla düzen olmaktan çıkıp düzeneğe dönüşen müflis kapitalizme karşı ilk yeni düzen önerisi, Yunanistan’da deneniyor.
Seçimleri açık ara kazanan SYRİZA partisinin açılmış adı, Synaspismos Rizospastikis Aristeras. Türkçesiyle, Radikal Sol Koalisyon.
Dünden bugüne kurulan bir siyasal oluşum değil. 2001’den öteye pek çok koalisyon içinde seçimlere katılmış ve hemen her seçimde, görece sayıda milletvekiliyle parlamentoya girmeyi başarmış siyasal bir örgüt.
Radikal Sol Koalisyon SYRİZA’nın bir parti çatısı altında resmi kuruluş tarihi, 22 Mayıs 2012. O günden bu yana amblemi aynı ve başkanı Aleksis Çipras.
SYRİZA resmi kuruluşundan bir ay sonra parti olarak katıldığı ilk seçimlerde oyların yüzde 26.89’unu alarak ana muhalefet koltuğuna oturmuş.
Yani sürpriz çıkış yapan bir parti değil. Yükselişini emin adımlarla, zamana yayarak sürdürmüş.
Şimdi iktidar.

***

Dünyanın en genç başbakanı Aleksis Çipras ve SYRİZA’nın rakiplerine fark atarak kazandığı seçim zaferi, kriz zamanı sadece zenginlerin parasını korumaya odaklanan ve borçları halkın sırtına yükleyen kapitalist sistemin artık iflas ettiğini, yerine daha hakça, daha halkçı bir düzen kurulması gerektiğini düşünen dünyaya umut oldu.
Böyle düşünenler haksız sayılmaz.
Kapitalist düzende bereket zamanları, sermaye ve kredi çevreleri pastadan büyük dilimi alır, ama kalanı küçücük dilimlere bölünse de halka yarardı.
Kriz zamanı ise aynı çevreler, küçülen pastanın tamamını yiyor, küçülme bedeli borçları da halkların sırtına yıkıyor.
Ama bu son kriz, tamamıyla sermaye ve kredi kuruluşlarının spekülatif iştahı dolayısıyla patlak verdi. Yani pastanın küçülmesinden bizzat sorumlular.
Oysa bu sorumlulara hiçbir bedel ödetilmedi, devletler bankalar batmasın diye halkın vergilerinden oluşan bütçelerini uluslararası sermaye gruplarına akıttı. Ve bir de baktık ki, bu grupların borçları yine halkın sırtına yükleniyor. Hatta Yunanistan örneğinde olduğu gibi, gırtlağı sıkılarak, gebertilerek ödettiriliyor…
Milyarlarca insan yoksullaşırken, hem onları ve hem de onlara ait dünyanın doğal kaynaklarını sömüren uluslararası sermayenin bir avuç sahibi, birkaç bin temsilci ve tefecisi, servetlerine servet katmayı sürdürüyor.

***

İşte bu yüzdendir ki vahşi rekabete dayalı serbest piyasa, artık reel ekonomiye değer katmaktan çok spekülatif para hırsına dayalı yolsuzluk üretiyor...
İşte bu yüzdendir ki kapitalist sistem, artık küresel bir barış düzeni olamaz.
Eğer yeni bir düzen kurulmazsa, yoksullaşan çoğunluklar er geç ayaklanacak ve küresel kriz, savaşlar üretecektir.
Yunanistan’ın borçlarının yarısının silinmesini isteyen Aleksis Çipras, bu yüzden 1953 Londra Borç Konferansı’nı anımsatıyor.
Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı sonunda ödemeye mahkûm edildiği muazzam borçlar yüzünden Alman halkı Hitler’in peşinden gitti.
Eğer uluslararası sermaye, Almanya’yı ödenemez biçimde borçlandırmasa ya da 1953’te sildiğini 1923’te silse, kuşkusuz Hitler’in iktidarı da, İkinci Dünya Savaşı da önlenebilecekti.
Kalabalıkları çaresizliğe itmek tehlikelidir.
Çaresiz kalan halklar, can havliyle hem yapıcı, hem yıkıcı olmakta imkânsızı başarabilir.
SYRİZA iktidarı Yunanistan’ı krizden çıkarabilirse, Yunan halkının kurtuluşu varsılların iflasını yüklenen tüm yoksul halklara rehber olacak.
Daha da iyisi, zehirli bir düzeneğe panzehir, çürümüş kapitalist sisteme bir alternatif olabilir.

G NOKTASI
İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, bugün Strasbourg’daki AİHM’de görülecek tarihi bir davanın duruşmasına katılıyor.
Perinçek, “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözü yüzünden yargılandığı İsviçre’ye karşı AİHM’de açtığı ve lehine sonuçlanan davada, mahkemenin verdiği “Yaşananlar soykırım tanımına girmiyor” kararıyla Türkiye’ye önemli bir hukuk kozu kazandırmıştı.
İsviçre, aleyhine çıkan kararı AİHM’nin Büyük Dairesi’ne taşıdı. Bugün verilecek karar, Türkiye açısından evrensel önem taşıyor.
Doğu Perinçek, yurtdışı yasağı yüzünden az kaldı duruşmaya katılamıyordu. Neyse ki İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, oybirliğiyle yasağını kaldırdı ve Strasbourg’a gitmesinin yolunu açtı.
Eğer Büyük Daire, AİHM’nin aldığı ilk kararı onarsa, Ermeni soykırım tezi kimsenin itiraz edemeyeceği uluslararası bir yargı kararıyla kadük olacak.
Doğu Perinçek’in Strasbourg’dan nihai bir hukuk zaferiyle dönmesini diliyorum.
Çünkü 1915 tehciri, öncesi ve sonrası yapılan Ermeni katliamları, bazı soykırımdan daha kapsamlı, daha dehşetengiz bir insanlık dramıdır. Ama bu dramın tanımı, soykırım değildir.

“Paranın kokusu yoktur, ama belleği vardır.”
ALPHONSE DE LAMARTINE

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 857