Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey

~ 22.12.2014, Aydemir GÜLER ~

Sosyal medya ortamı yazara kısa yoldan eleştiri ve soru yöneltme imkanı demek oluyor. Aradım, ulaşamadım, bulamadım... Bunlar teorik olarak geride kaldı.

İyi...

Ancak bir içerik sorunu var. Ortamın doğası gereği sık sık eleştiri mi hakaret mi, ciddi mi şaka mı birbirine karışıyor.

Sahi; Küba ile ABD arasında diplomasinin yeni bir evreye girmesi üzerine kalkıp, Kürt siyasi hareketlerinin bazı ilişkilerini kast ederek, “ne oldu, Küba Amerika'ya teslim mi oldu, ihanet mi etti” yolundaki mesajları ciddiye mi alayım, şaka mı sayayım?

Ne alakası olduğunu ciddi ciddi düşünmek yerine, manasız ve demagojik sataşmalar bunlar, deyip geçsem mi?

Her ihtimale karşılık, yani sorunun meşgul ettiği başka okurlar varsa diye, kısaca söylemeliyim. Düşmanı geriletmekle, artık düşman saymamak arasında uzun bir mesafe var!

Küba ABD'ye karşı bir diplomatik başarı elde etti. Onlarca yıldır ambargonun Birleşmiş Milletlere her gelişinde ABD İsrail ve bir iki muz cumhuriyetiyle baş başa kalırdı. Küba dünyanın bir numaralı zorbasının kuşatmasını mücadeleyle deldi. Defalarca silahlı saldırı ve komploları geri püskürttü.

Hata da yapmışlardır mutlaka Kübalı yoldaşlar... Kimin bağışıklığı var ki?

Ama Küba'yla başka örnekleri karşılaştırmak, kuşatmayı dünyanın şaşkınlıkla bakakaldığı sağlık ve eğitim sistemi başarılarıyla kıran Küba'yla dalga geçmek insanca olmaz. Demagoji yapılacaksa başka kapı çalınsın!

Bu son satırlar samimi meraklılar için değil, art niyetli demagoglar içindi...

Şimdi ben sert çıkınca, düzeysiz demagog geri çekilebilir. Onun yerine Amerikan medyasının ve bizimkilerin yaydığı argüman gelir: Yeni girilen evrede iki ülke arasında birtakım ilişkiler kurulacak, Küba kaçınılmaz olarak ABD'ye bağımlılaşacak...

Yanıt basit olur ve daha önce verilmiştir de: Küba'nın devrimci önderliği bu ilişkilerle sosyalist düzenin deforme olmasına yolu açmamak için mücadele verecektir. Sonucu mücadele belirler. Küba'nın diplomatik başarısının nihai zafer olduğunu söylemedik ki... Ama emperyalizme teslimiyetin normal ve kaçınılmaz sayılmasına da izin vermeyiz.

Daha önce aynı kafadan birileri bölgemizde yaygınlaşan Amerikancılığı eleştirenlere “ne yani Lenin de 1917'de Alman treniyle dönmüştü” demişlerdi. Ne zekice! Geçiniz... Petrograd Garı'nda toplanan Bolşevikler Alman İmparatoru'na tezahürat yapmadılar. Lenin de onlara devrim tezlerini anlattı.

Şengal'de IŞİD kuşatmasının kırılması, katliam tehdidi altındaki halk için sevindiricidir. İnsanların ölmeyecek olmasına sevindik... İyi de, tek düşüncemiz bundan mı ibaret olacak? Haberin emperyalist Batıda kamuoyunu yönlendirmekle görevli medyada bir “Kürtseverliğe” dönüştürüldüğünü görmeyecek miyiz? Empeyalistlerin kimsenin kara kaşı kara gözüne meraklı olmadığını hatırlatmayacak mıyız? Ayrıca IŞİD'in Irak Kürdistanı'nı tehdit edecek boyutlara gelene kadar gelişmesini seyreden Barzani'ye duacı falan da olmayız.

soL portalda bir önceki yazımda gericiliğin solda hafife alınmasının saçmalık olduğunu ve bugün merkezi bir öneme kavuştuğunu anlatmaya çalıştım. Bu anlatımdan, reklamdaki “hiç aklımdan çıkmıyor ki” repliğinde olduğu gibi Kürt karşıtlığı çıkartanları yaratıcılıkları için kutlamak durumundayım.

Yazıda Kürt sözcüğünün geçtiği biricik pasaj şuydu: “Aslına bakarsanız kemalizmin çektirdikleri arasında solcular, islamcılar ve Kürtler vardı...”

Bazı solcular böyle düşünüyor ve bu, kısaca saçma! “Elmalarla armutlar” denir ya...

Kemalistler dincilere modernleşme adına saldırmışlar ve saldırdıkları ölçüde aydınlanmaya hizmet etmişlerdir. O cephede çok değil az yaptılar!

Her burjuva iktidarı gibi milliyetçi olan Kemalistler Kürtlere de saldırdılar. Kötü yaptılar... Ama kötü olanı anlamak için, Kemalist veya değil, siyasi iktidarların hep Kürt egemenlerini kayırıp yoksullara vurduğu eklenmelidir. Çünkü milliyetçilik bir demagoji ve örtüdür. Egemenlerin kendi sınıf çıkarlarını yoksullara yutturmanın örtüsü. Türkiye kapitalizmi yüzleri hiç de ileriye, özgürlüğe, adalete, eşitliğe dönük olmayan Kürt toprak sahiplerini kollamış, çıkarları tarihsel ilerlemeden yana olan yoksulları ezmiştir. Tarihsel ilerlemeden yana olan Kemalistler dahil!

Ve son olarak, Kemalistler sola düzen yanlısı oldukları için, kendi düzenlerinin aşılmasına engel olmak için saldırmışlardır.

Üç benzemezden Kürt yoksullarının ve solun dinci gericilikle aynı safta durabileceğini çıkarsamak hakikaten saçmalıktır.

Türkiye'de sosyal medya anti-komünizminin düzeyi budur...

 

solhaber

Aydemir GÜLER | Tüm Yazıları
Hits: 815