Bir Basın Emekçisinin Çile Güncesi

~ 12.11.2014, Mine KIRIKKANAT ~

İbrahim Günel’i, 1990 yılında Cumhuriyet’te tanıdım ve hemen sevdim. Geçimli bir insan ve iyi bir gazeteciydi. Ne var ki dostluğumuz kısa sürdü. Cumhuriyet gazetesinin basın tarihine geçen “Büyük Buhran” dönemiydi. Dış muhabirlere ücret ödenemiyordu. Ben de Paris’te altı ay süren bir sefaletten sonra İlhan Selçuk’un onayıyla Milliyet’e geçtim.
1996’ya kadar Cumhuriyet’te çalışan İbo’yla yollarımız, Radikal’de yeniden kesişti. Mehmet Yılmaz’ın yepyeni bir anlayışla tasarladığı ve o yönettiği sürece gerçekten çok iyi bir gazete olan Radikal’de hepimiz çok mutluyduk. İbrahim, araştırmacı gazeteci olarak birbirinden vurucu röportajlara imza atıyordu. Derken Mehmet Yılmaz gitti, Radikal’de yavaş yavaş bir “hizaya çekilme” operasyonu ve dahası, gazeteci tensikatı başladı.

***

İbrahim Günel, kendiliğinden gitsin diye uygulanan baskı ve sansüre rağmen kalıp direndiği Radikal’den 2006 yılında hem çok yakışıksız biçimde atıldı, hem de tazminat alamadı. Üstelik mağduriyeti, bununla sınırlı değildi: Tüm gazetecilere olduğu gibi, Radikal’de çalıştığı on yıl boyunca maaşının bir bölümü “telif” adı altında ödenmiş, dolayısıyla SSK primleri de asgari düzeyde yatırılmıştı. Durum, 5953 sayılı basın yasasına uygundu. Ama sonuç, kıdem tazminatı da alamadığı için, çok düşük bir emeklilik maaşı olarak karşısına çıkıyordu. Medyadan sıtkı sıyrılıp emekliye ayrılan İbrahim, 2009 yılında eski işverenine karşı “eksik ödenen primlerinin tespiti ve işverenden tahsili, dolayısıyla doğru hesaplanmış bir emekli aylığı” almak amacıyla dava açtı. Bakırköy 6. İş Mahkemesi, 2012’de davacıyı haklı bularak eksik ödenen primlerin tespitine, farkın faiziyle kendisine ödenmesine ve emekli maaşının bu yeni duruma göre düzeltilmesine karar verdi. Eski işveren, tabii ki kararı temyiz etti. Ama Yargıtay, 13 Mayıs 2014 tarihinde yerel mahkemenin kararını onadı.

***

Yargı sürecinden galip çıkan İbrahim Günel, Yargıtay kararını eline alıp uygulatmak üzere emekli olduğu Kadıköy SGK’ye başvurdu. Ne var ki Kadıköy SGK, eksik primlerin tahsil edileceği eski işverenin Bağcılar SGK’ye bağlı olduğu gerekçesiyle kendisini Bağcılar’a yönlendirdi.
Bağcılar SGK, İbrahim Günel’i tam 3.5 ay oyaladıktan sonra işverenden tahsil edilen eksik primlerini SSK Hizmet Cetveli’ne işledi. İbrahim Günel, düzeltilmiş Hizmet Cetveli’yle yeniden Kadıköy SGK’ye başvurdu.
Kazanılmış primleri emekli maaşına yansıtacak işlem, Kadıköy SGK’nin “ay sonu, işler yoğun” gerekçesiyle ertelendi. 2 Ekim 2014’teki ikinci başvurusu ise “Bazı primlerin SSK prim tavanını aştığı için yargı kararını uygulamayacakları” gerekçesiyle reddedildi. İbrahim Günel, Kadıköy SGK’ye 5953 sayılı yasa gereği prim ve tazminatlarda tavan olmadığını hatırlatınca, bizzat müdür yardımcısı, “sistemimiz böyle”, diye kestirip attı. İbrahim, Kadıköy SGK hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdiğinde, kurumdan aldığı cevap tehdit kokuyordu: “İşleminizi gelecek ay da yapmayız. Paranızı aralıkta bile alamazsınız!”

***

Ve İbrahim Günel, 10 Ekim 2014’te İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na Kadıköy SGK hakkında suç duyurusunda bulundu. Çünkü anayasanın “Yargı” başlığını taşıyan 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” yazıyor.
Arkadaşım İbrahim’in 2009 yılında başlayıp lehine biten mahkeme kararına eski işverenin uymasını sağladıktan sonra devlet SGK’sinin de uymasını sağlamak mücadelesi sürüyor.
Beş yıldır hakkını aradığı süreci kendisinden dinlerken, beni aldı bir gülme, çünkü aklıma mahkeme kararına göre inşaatının durdurulması gereken bir saray öyküsü geldi.
Ah İbo, ah. Cumhurbaşkanı’nın üstüne oturduğu mahkeme kararlarının altına hangi devlet kurumu, neler yapmaz…

G NOKTASI
Zeytin tanesi ekenini hatırlar
Yağı gözyaşı olup akar
Ah ataların bilgeliği
Gövdemizi kalkan yapıp
Koruyacağız sizi
Kirpiklerimizle temizleyip dikenlerinizi
Hüznü keseceğiz
Toprağımızdan sökeceğiz
Solmasın diye
Zeytin ağacının
Sonsuz yeşili
Ve yarsın diye toprağı
Ölümsüz kökleri
Bir bıçak gibi

MAHMUT DERVİŞ*

*Filistinli ozan, bu şiirini İsrail ordusu işgal ettiği Filistin topraklarındaki zeytinlikleri sökmeye başladığı zaman yazmıştır.

“Size, sol elimde bir zeytin dalı, sağ elimde bir mitralyözle geliyorum. Zeytin dalını düşürmeyin.”
YASER ARAFAT (BM Genel Kurulu’ndaki konuşması, 13 Kasım 1974)  

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 972