Bir şeylere hem karşı hem teşne olunca?

~ 27.10.2014, Bülent SOYLAN ~

Yeni neslimiz “Bir şeye teşne olma” sözünü ne kadar bilir bilemiyorum.
“Teşne olmak”, “bir şeye çok istekli olmak” anlamında kullanılır.
Örneğin, “Falan kişi oynamaya çok teşne” denince “O, oynamaya oldukça meraklı” falan gibi bir şey anlatılmak istenir.
“Teşne”likte, bu “oldukça meraklılığın” içinde, hafiften bir mahcupluk bulunduğu da hissedilir.
Teşnelik aşağı yukarı işte bu.

“Bir şeylere karşı olmak” ise herkesçe bilinen bir durum.
Buna “kırmızı çizgi” de diyebilirsiniz, “hayatta razı gelinmeyecek işler” de.
Şimdi ikisinin anlamı da ortada olduğuna göre, şunu sorgulayabiliriz:
İnsan, aynı anda bir işe hem “karşı” hem “teşne” olabilir mi?

Olamaz değil mi?
Çünkü ikisi birbirine zıt tavırlardır.
Biri diğerine “karşı”
Hani perhiz ve lahana turşusu gibi…

Ama bazı durumlarda da olur olur… merak etmeyin.
Pek anlamlı olmasa da hem “karşı” hem “teşne” de olunabilir.
Perhizdeyken yersiniz lahana turşusunu; size kim ne diyebilir ki?
“Yersiniz” ya da “yedirirsiniz” ama bu durum da adamı bozar;
Yani ne yapılan perhiz perhiz olur, ne perhizli ağızla turşunun tadı çıkar.
*
Hayatta böyle durumlarla karşılaştığınızı hatırlıyor musunuz hiç?
Haydi bizden size ip ucu:
Siyasette olabilir mi mesela?

-Hani hem antiemperyalistim deyip hem de “halka en büyük emperyalisti” sevdirmeyi vaad etmek.
-Hem laiklik esastır deyip hem “mütedeyyin” yani dünyayı kendi din anlayışıyla görenlere şirin görünmeye çalışmak.
-Hem vatanın milletin bütünlüğünden yanayız deyip hem “tam da bıçağın sırtında olduğumuz günlerde” biz yerel yönetimlerin daha da güçlenmesinden yanayız deyip bu işin en büyük meraklılarına “Size sorun  çıkarmayız” demek.
-Hem demokratız deyip hem “bu iş benden sorulur” demek
-Hem yolsuzlukla mücadele ediyoruz deyip hem bu konuda nam salmışlar, tescilliler ile yoldaş olmak.
-Hem cemaatlere karşıyız deyip hem “öyle de olsa” düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışıyla hareket etmek.

Baştan; “Düşünüyor musunuz?” dedik ya…
Hani “mesela” tertibinden.
Düşünce ya da hayal dünyasında şöyle ufak bir tur attığımıza göre asla ve kat’a kimseyi hedef almadan siz de bu konuda istediğiniz kadar “düşünce” üretebilir, örnekleri çoğaltabilirsiniz.
*
Haydi bu “düşünce”lerinizi biraz daha geliştirelim:
Tutun ki “Öyle de olur böyle de olur” dediniz; kime zarar?
Yapana mı, yoksa o yapanlardan ve yapılanlardan bir şeyler bekleyenlere mi?
“Yapana” da diyebilirsiniz, “yapılanlardan bir şeyler bekleyenlere” de.

İşin pratiğinden yola çıkarsak iki olasılıktan söz edilebilir:
-Birinci olasılık; yapan, bu işlerdeki çelişkilerinin farkında değildir, iyi niyetlidir ama kendi kendisiyle çeliştiğini, fark edememektedir.

-İkincisi, bilerek yapmaktadır. Çünkü bu işlerde her iki tavır da pek ala bir arada olabilmektedir. Bizim memlekette “yapan”dan bir şeyler bekleyenler bu çelişkileri görseler de her ne hikmetse tepki göstermemekte, Aziz Nesin’in dilimize kazandırdığı sözle  “du bakali no’lecek”  deyip beklemektedirler.
*
Yine kimseyi hedef almadan, hiçbir ülkeyi kastetmeden söyleyelim:
Bunlar her kimler ise; hala daha “gelişmekte olan toplum” diye anılan bu ülkelerin insanlarının bu tür çelişkileri görmediği, görse bile itiraz etmediği ileri-geri “demokrasi”lerde, işte bu tür; hem “karşı olma” hem “teşne olma” durumları, ne yazık ki her gün görülmekte ve toplum, olduğu yerde döndürülmektedir.
Olsa olsa mehter yürüyüşü de denebilir bu sözde yürüyüşlere.
İki arpa boyu ileri - bir arpa boyu geri; düm tek-a düm tek!
Bazen de “Geriye dön; ileriiiiii marş!” durumları.
*
Peki “arada” bu işleri fark edenler “siyaseten” ne yapsın?
Başarının(!) bütün bunlarla kaim (geçerli), kalibrenin (ayar) çok farklı olduğu bu ortamlarda ortaya çıksa ortadaki resme uyamayacak, “başarısız” sayılacak; çıkmasa kendine hesap veremeyecek?
Ne kadar sıkıntılı bir durum değil mi?
Neyse ki –her kimler katılıyorsa- bu sadece bir “düşünce”.
Ama düşüncesi bile sıkıntı…

Ben çok sıkıldım; haydi bu durumun teselli olacak tarafları, bu durumda yapılması gerekenler varsa onları da siz düşünün.
Aklına yeni bir şeyler gelenler nasıl olsa bize de haber verirler değil mi?

 

Bülent SOYLAN | Tüm Yazıları
Hits: 1204