Kim Değil, Nasıl?

~ 06.09.2014, Ali SİRMEN ~

- Kim kazanacak, diye soruyor dostum.
- İnan bana hiç merak etmiyorum çünkü önemi yok, yanıtını veriyorum.
CHP kurultayından ve bugün belli olacak olan genel başkanlık seçiminden söz ediyoruz.
Sorusunun yanıtı beni gerçekten ilgilendirmiyor, çünkü yanlış sorunun doğru cevabı yoktur.
Ve ne yazık ki, CHP kurultayları sık sık yanlış sorulara yanıt aramak için toplanır.
Yanlış soru şudur:
- Bizi bu durumdan kim kurtaracak?
Soru yanlıştır, çünkü verilecek doyurucu bir yanıt yoktur. Ya da doğru yanıt şudur:
- Sizde bu kafa karışıklığı, bu örgütlenme modeli bozukluğu, bu kimlik bunalımı olduğu sürece hiç kimse kurtaramaz.
O zaman doğru soruyu yani şunu sormak gerek:
- Biz nasıl, nasıl bir programla, nasıl bir örgütlenme modeliyle, hangi stratejiyle kurtuluruz?
Bu sorunun yanıtının ortak aklın ürünü olması için örgüte sorulması gerekir.
Ancak bunun da olumlu bir sonuç vermesi, doğru ve etkin bir örgütlenme modelinin olmasına bağlı.

***

Aşılması gereken, birinci çıkmaz bu.
Yeni bir örgütlenme modeli arıyorsanız, demek ki örgütlenmenizde aksaklık var. Doğrusunu, düzeltmek istediğiniz yere sormak durumundasınız. Orası da bu aşamada çaresiz kurultaydır.
Ama öyle bir kurultayın toplanması için gündemin önceden ilan edilmesi, aylar -hadi yakın seçim durumunu göz önünde bulundurarak haftalar diyelim- süren bir hazırlık dönemine ihtiyaç vardı.
Bütün bunlar yapılmadığına, “nasıl kurultayı”nın toplanmayıp, yine bermutat “kim kurultayı” toplandığına göre, “nafile kurultay” demekte haksız mıyım?
Bu ifade kurultay toplanmasının nafile olduğu anlamını taşımıyor, tam tersine kurultay zorunlu, ama doğru kurultay zorunlu.
Bu ana doğrultuların saptanacağı bir kurultay olacaktır.
Bu doğrultuları saptarken iki gerçeği artık göz önünde bulundurmak gerek.
“Halk sağda, öyleyse biz de daha sağa gidelim!” formülü çok denendi hiçbir zaman da olumlu sonuç vermedi. Artık bunu bırakmak gerek.
Bu demek değildir ki, geçmişin sloganlarını olduğu gibi yineleyerek, geçmişin politikalarını bugüne uygulamak imkânsızını boşuna denemeye kalkmak gerek.
Çözüm her zaman için yenidedir, eskinin birikimlerinden, deneyimlerinden günümüze kalanlarla yeniler harmanlanıp ortaya çıkan sentezle bir politika oluşturmanın zamanı gelmiştir ve bu oluşturma eyleminin ortak aklın ürünü olması gerekir.

***

Ayrıca oluşturulacak kararları yaşama geçirecek olan PM’yi de en geniş tabanı kucaklayacak çeşitlilikte oluşturmak gerek. Yani parti içi geniş güçler koalisyonundan söz etmek istiyorum. Kimse çıkıp da bunun bir kargaşa yaratacağını söylemesin çünkü bugünkü kargaşadan daha büyüğü olmaz.
Bu kargaşayı gidermenin yolu da Genel Başkan’ın elini masaya vurması değildir.
Ayrıca CHP’nin hem tabanının, hem yöneticisinin bir kompleksten kurtulması, sonra da bunu seçmenine anlatması gerek.
Kurtulunması gereken Tayyip Erdoğan kompleksidir.
Her şeyini Erdoğan’a endeksleyen, bütün politikasını ona cevap vermekle şekillendiren yanlış tavırdan kurtulmak gerek.
Her şeyden önce Tayyip Erdoğan’ın bütün kötülüklerin tek sebebi olmadığını, sebep olmanın yanı sıra aynı zamanda da netice olduğunu görmek zorunlu.
Ancak o zaman partinin nedenleri irdeleyip, kendisini iktidar alternatifi haline getirecek önlemleri saptaması, kendisini iktidara taşıyacak örgütlenme modelini oluşturması mümkündür.
Bunlar yapılamadığı takdirde bir sonuç olan Erdoğan’ı her şeyin nedeni olarak gördükçe, bu kafa karışıklığıyla kimlik bunalımı sürdükçe, kim giderse gitsin, kim gelirse gelsin bir şey değişmeyecektir. 

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 908