Başbakan Davutoğlu?

~ 30.08.2014, Metin ÇULHAOĞLU ~

Dışişleri Bakanlığı’ndan Başbakanlığa...

Cumhuriyet tarihinde ilk kez olmuyor. Bir dönem Dışişleri Bakanlığı yaptıktan sonra Başbakanlık makamına gelen Şükrü Saraçoğlu, Hasan Saka ve Mesut Yılmaz gibi başka siyasetçiler de var.

Şimdi bu kısa listeye bir de Davutoğlu eklenmiş oluyor.

Öyle sıradan bir devir teslim işlemi mi?

Şimdi her iş Köşk’e çıkan Erdoğan’la başlayıp onunla bitecek de yeni Başbakan Davutoğlu sadece bir kukla olarak mı kalacak?

Böyle düşünmemek için birkaç neden var.

Ama önce bir not düşelim: Anlatmaya çalıştığımız, Davutoğlu’nun Erdoğan hattı dışında başka yolları zorlaması, arada ters düşmesi ve yeri geldiğinde ona bayrak açması falan değildir. Böyle bir ihtimal ufukta görünmemektedir. Kastedilen, Davutoğlu’nun Erdoğan kadar tehlikeli bir figür olduğu, hatta Erdoğan’ın “vizyonunun” belirli bir düzlemde teorisyenliğini yaptığı ve bu anlamda bir “kukla” sayılamayacağıdır.

Bir bakalım.

***

Bir kere, Orta Doğu politikalarının iflası ne kadar açık olursa olsun Davutoğlu kendi “stratejik derinliğinde” ısrarlıdır. Bu ısrarı, belirli bir tespite oturmaktadır: ABD bugün bölgedeki taşlarla tam istediği gibi oynayamamaktadır; işler iyice karmaşıklaşmış, kontrol dışı pek çok unsur ortaya çıkmıştır... Bu durumda, nüfuzu ve kontrolü eksilmiş bir ABD ile her şeye rağmen gene son sözü söyleyecek baş patron ABD arasındaki marj, bölgede özel inisiyatiflere ve kurgulara imkân tanımaktadır... Türkiye’nin de bu imkândan yararlanması gerekmektedir...

Son iki üç yıllık fiyaskonun, Davutoğlu’nu bu tespitinden, dolayısıyla vizyon ısrarından vaz geçirdiğini sanmıyoruz. “Stratejik derinlik” ve onun uzantısı olan “vizyon” baki kalmak üzere, “bu sefer olmadıysa, yenisini deneriz” diye düşündüğü kesin gibidir.

Birincisi, bu nedenle “tehlikeli” figürdür ve “kukla” olarak değil, Başbakanlık makamında oturan sabit fikirli biri olarak en azından müşahede altında tutulmasını gerektirmektedir.

***

Davutoğlu bir başka açıdan daha da tehlikelidir. Çünkü sonradan Başbakanlığa gelmiş olsunlar olmasınlar, önceki tüm Dışişleri Bakanlarından farklılaşan bir özelliği vardır: “Stratejik derinliğin” gerçekleşmesini, salt dış politika alanındaki girişimlerin, özel yüklenmelerin ve manevraların ötesinde ülkenin kendi içinde bir kültürel ve kimliksel “yenilenmeye” bağlı görmektedir.

Yani “dış vizyonum tamam, bunun karşılığının içeride de oluşturulması gerekir” diyen bir noktadadır. Türkiye en başta kültür ve kimlik boyutları olmak üzere kendi içinde öyle bir dönüşüm geçirmelidir ki ortaya çıkan yeni oluşum “stratejik derinliğe” cuk otursun... Davutoğlu’nun bu bağlamda verdiği tarihsel referans bile ürkütücüdür: Tarık Bin Ziyad’ın İspanya’ya çıktıktan sonra geri dönüş olmaması için “gemileri yakması”...(Stratejik Derinlik, 2009 basımı, s. 560).

Türkiye’nin, kendi dışındaki bir coğrafyayla Davutoğlu’nun öngördüğü noktalarda hal hamur olması için hangi gemileri yakması gerektiğini şöyle bir düşünün...

Ürkütücü değil mi?

Sonuçta, “liberaller” dâhil kimi çevrelerin beklentileri büsbütün temelsizdir: Neymiş, Davutoğlu Erdoğan gibi değilmiş de, en azından akademiden ve diplomasiden geldiği için işleri başka türlü götürürmüş de, belirli bir normalleşme sağlayabilirmiş de...

Hepsini geçiniz.

Sola da bir çift söz: “Yukarıda Erdoğan var, ipler onun elinde” doğrusu, Davutoğlu’nun kendine özgü tehlikeli siyasal kimliğinin ve bu bağlamda yapabileceklerinin göz ardı edilmesi gibi bir yanlışa yol açmamalıdır.

***

Daha çok filmlerde gördüğümüz “kriminal” tipler vardır. Biri “burası kesinlikle soyulamaz” denilen bir bankayı soymaya ahdetmiştir, kolay vazgeçiremezsiniz. Öbürü “buradan kaçmak mümkün değil” diye bilinen bir hapishaneden kaçmayı kafaya koymuştur, her yolu denemeye hazırdır...

“Kriminal” tipler ayrı, ama akademiden ve diplomasiden gelme “obsesif” tipler de vardır. Kafalarında sistem kurarlar, strateji ve vizyon geliştirirler. Eserlerinin mükemmelliğinden o kadar emindirler ki buna aykırı ne görürlerse gaddarca üzerine giderler.

Davutoğlu dikkatle izlenmelidir.

Obsesifliğinin kriminalliğe dönüşmesi ihtimali vardır ve önüne geçilmelidir.

Kendi sağlığı için değil, Türkiye’de ve komşu coğrafyada yaşayan halkların selameti için...

 

 

http://ilerihaber.org/yazarlar/metin-culhaoglu/basbakan-davutoglu/89/

Metin ÇULHAOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 654