Dev-Yol için tarihle söyleşiler: Devrimin iyi insanları

~ 21.08.2014, Nazım ALPMAN ~

Devrimci Yol 12 Eylül öncesi Türkiye’nin en kitlesel siyasi örgütüydü. Bütün siyasi yapıların katıldığı ortak kitle eylemlerinde en kalabalık korteji DEV-YOL oluştururdu

NAZIM ALPMAN

Devrimci Yol 12 Eylül öncesi Türkiye’nin en kitlesel siyasi örgütüydü. Bütün siyasi yapıların katıldığı ortak kitle eylemlerinde en kalabalık korteji DEV-YOL oluştururdu.

Bu hareketin tarihi konusunda Ankara merkezli çok ciddi çalışmalar yapılıyor. En son “Tarihle Söyleşiler” adlı çalışma yayınlandı. Cahit Akçam ve Veli Sevil, titiz bir sözlü tarih çalışmasıyla DEV-YOL’un önde gelen liderleri Ali Başpınar, M.Ali Yılmaz, Melih Pekdemir ve Ali Alfatlı ile uzun söyleşiler gerçekleştirdiler. Türkiye’nin 1970’li yıllarında neler, nasıl yaşandı birinci tanıkların ağzından öğrenebilme imkânı sağlıyor bu çalışmalar…

Önceleri öğrenci hareketi olarak görülen yapı tahmin edilenin ötesinde örgütlülük düzeyine erişmişti. Köylerde, kasabalarda, kentlerin gecekondu semtlerinde halkı örgütlemede büyük başarı sağladı. DEV-YOL işçi sınıfı içinde de etkinlik sağlamıştı. Özellikle 1980’e doğru Türkiye İşçi Sınıfı tarihinde önemli yerleri bulunan fabrikalarda işyeri seçimlerini kazanarak gelişme göstermişti. Yönetimi ve tabanı tamamen DEV-YOL etkisinde olan sendikalar da vardı.

Giderek genişleyen yapı, kitle örgütlerinde de söz sahibi olabiliyordu. O yıllarda farklı siyasetler, hem birbirlerini kıyasıya eleştiriyorlar hem de bir arada durabiliyorlardı.

Örneğin sosyalist solun bütün fraksiyonları CHP içinde çalışmaktan “kompleks” duymuyorlardı. CHP mitinglerine kitlesel olarak katılıyorlar, ama kendi sloganlarını atmaktan da geri durmuyorlardı.

 

DEV-YOL bir yandan “Direniş Komiteleri” ile devlet destekli faşist milislere karşı silahlı olarak savunma hatları oluşturuyor, diğer yandan da seçimli sandıklı mücadele ortamlarını da es geçmiyordu.

Bu çizginin en üst noktasında Fatsa Belediye Seçimleri vardır. Fatsa’nın ilk kadın belediye başkanı olan CHP’li Nazmiye Komitoğlu 1977 Yerel Seçimlerinde  2.515 oy alarak (%47) kazanmıştı. Ancak kanser hastası olan Komitoğlu çok kısa süre içinde vefat edince 26 Ağustos 1977’de yeni seçim yapılması kararı alındı.

DEV-YOL Adayı Fikri Sönmez (Terzi Fikri) bağımsız olarak girdiği seçimleri 3096 oy ile kazandı. CHP Adayı Zeki Muslu 1133, AP Adayı Rıza Özmaden 859 oy alabilmişlerdi. (Terzi Fikri- Sinan Demirbilek-Ozan Yayınları 2011)   

Doğan Tılıç Tarihle Söyleşiler kitabına önsöz yazan “o yıllarda genç insanların bir kuramın doğruluğuna inanarak devrimci harekete katılmadıklarını öğreniyoruz” diyor:

-Yakın çevrelerindeki devrimci pratiğin içinde sivrilmiş kişilerin etkisine girerek militan oluyorlardı!..

Tılıç sonra da çok önemli bir saptama yapıyor:

-Devrimcilerin kitleselleşmelerinde önder isimlerin sağlam karakterli, saygınlık uyandıran iyi insanlar olmalarının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz!

***

Mahsum Korkmaz Anıtı: Heykeller ateş etmez

PKK’nin kurucularından Mahsum Korkmaz 1956’da Silvan’da dünyaya geldi. 28 Mart 1986’da 24 kişilik gerilla birliğiyle keşif için gittiği Gabar Dağında çatışmada 30 yaşında öldürüldü.

Kürtlerin ona duyduğu saygı nedeniyle Bekaa Vadisi’ndeki PKK Eğitim Kampı’na onun adı verilmişti: Mahsum Korkmaz Akademisi!
15 Ağustos 2014 günü Lice’deki PKK Mezarlığı’na Korkmaz’ın heykeli dikildi.

Devlet birden onun ölmediğini fark etti!

Silahlı birlikleriyle tıpkı 1986’daki gibi bir operasyon düzenledi. Korkmaz heykelini bulunduğu yerden indirdi. Heykele kurşun bir şey yapmayacağı için çevreye toplanan Kürtlere kurşun yağdırdı.

 

Bu operasyon gösterdi ki, barış yolunda daha alınacak çok yol var.

Kürtlerin, gençlerin öldürülmemesine “iyi bir durum” diyenler bile Korkmaz heykelini zamansız(!) buldular!!!
Her zamanki üstten bakışla “bu Kürtler de yine çok olmaya başladılar” havasında sitemkâr açıklamalar yaptılar.
Kürtler kime ne kadar saygı sevgi duyacaklarını size mi soracaklar?

Korkmayın, sakin olun:
-Heykeller ateş etmezler!

***

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Mutsuz son!

AKP’nin kurucusu, lideri, önderi, sahibi Tayyip Erdoğan tartışılmaz “tek adam” olmanın keyifli günlerini geride bıraktı.
Tıpkı ANAP gibi bir dönem ve belli görevlerin partisi olarak iktidara gelen AKP artık kendi finaline doğru hızlanarak ilerliyor.

Partinin her şeyi olan Tayyip Erdoğan, bir türlü seçildiği yere gitmek istemiyor. Çünkü partiyi kime emanet edeceğine karar vermekte çok zorlanıyor. Parti de kendisini hiçbir konuda yetkili görmediği için hazırlıksız vaziyette beklemeyi seçmiş öylece duruyor.

Böylece AKP’nin öyle hesaplı kitaplı her şeyi önceden saptamış gündemleri belli sağlam bir yapı olmadığı da ortaya çıkmış oluyor. Parti büyük değil iri!

Demokrasi ile bağları yok denecek kadar zayıf... En sağlam tutkal: Rant!
Bunun dağıtımını da bizzat lideri yaptı. Ama şimdi uzaklaşmak zorunda kaldı. AKP’de “İkinci Adam” yok! 1’den 50’ye kadar bütün basamaklar Erdoğan ile doldurulmuş halde gelişti… Şimdi sırada 51. adam var. Ama ona bile kolay karar veremiyor, partinin sahibi…
Cumhurbaşkanlığı seçimi Erdoğan için yıpratıcı bir zafer oldu. AKP’nin her yerinden aynı ses geliyor:

-Mutsuz son!        

Nazım ALPMAN | Tüm Yazıları
Hits: 1284