Cemaat sofrasından Maldivler'e

~ 31.07.2014, Fatih YAŞLI ~

Bir masa…

“Kuş sütü eksik” diye tabir edilenlerden adeta, tabaklar tepeleme doldurulmuş, masada yok yok.

Etrafında üç kişi…

Birisi Cemaat vakıflarından birinin yöneticisi, adının pek bir önemi yok. Diğer ikisi ise “önemli” kişiler.

O iki kişiden biri Murat Belge. “Marksist” bir entelektüel, köşe yazarı, çevirmen, akademisyen, gurme, gezi rehberi…

“Aylık sosyalist kültür dergisi” Birikim’in ve İletişim Yayınları’nın kurucusu aynı zamanda.

Diğeri Ömer Laçiner. Birikim’in “başyazar”ı, “Marksist teorisyen”, çevirmen, entelektüel...

Belge ve Laçiner AKP’li yılların sol değerler ve kavramlar üzerinden meşrulaştırılmasının sembol isimleri.

AKP iktidarını “muhafazakâr-demokrat inkılap” diye selamlamış, Balyoz, Ergenekon ve diğer siyasi davaları “Türkiye demokratik devrimini tamamlıyor” diyerek desteklemiş bir “solculuk” anlayışını temsil ediyorlar.

Belge’nin Hopa’da biber gazıyla öldürülen Metin Lokumcu için “kendisi değilse de çevresi, çevresinin çevresi Ergenekoncu” demiş olması söz konusu anlayışın bir özeti adeta.

Ve şimdi bu anlayış birden bire AKP’nin ve Erdoğan’ın “otoriterleştiğini” keşfetmiş durumda.

Keşfetmiş durumda ama öte yandan da sanki düne kadar Cemaat AKP’nin ortağı değilmiş gibi birlikte iftar sofrasına oturabiliyor.

Yani sofrasına oturacak bir gericiliği öyle ya da böyle bulmayı başarıyor.

***

Bir logo…

Belge ve Laçiner’in iftar sofrasına oturduğu Cemaatle doğrudan ilgisi bulunuyor.

Cemaatçi polislerden birinin kelepçeli ellerini havaya kaldırdığı an çekilen fotoğraftan oluşturulmuş, polislere destek için sosyal medyada kullanılıyor. Binlerce kişi profil fotoğrafını bununla değiştiriyor.

Logonun altında “haram yemedik” yazıyor. Verdiği mesaj ise şu: “17-25 Aralık operasyonunu yapan polislere operasyon yapılıyor.”

Oysa mesele bundan ibaret değil; yaşadıklarımız, tıpkı 17 Aralık’ta olduğu gibi, AKP ve Cemaatin iktidar savaşının bir parçası, kelepçelenenler de Cemaatçi polisler.

Düne kadar önüne gelene kelepçe takanların, Türkan Saylan’ın, İlhan Selçuk’un evini basanların birden demokrat kesilmeleri, hukuk devletini ve insan haklarını hatırlaması ise bir riyakârlık tablosu olarak karşımızda duruyor.

Bugün profil fotoğrafını “kelepçeli polis” logosu yapanların ve “üç günlük gözaltı süresi aşıldı” diye feveran edenlerin dün beş yıllık tutuklama sürelerini az bulduklarını hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor.

***

Biliyorsunuz iktidar ve medyası Cemaatten “paralel yapı” diye söz ediyor.

Gazetelerden öğrendiğimize göre ise Sülün Osman’a dahi rahmet okutturacak bir isim olan “Jet Fadıl” lakaplı Fadıl Akgündüz “paralel”i paraya çevirmeyi başarıyor.

“Paralel olma doğruyu söyle daha karlı yatırım var mı” sorusuyla reklamını yaptığı kampanyada “Müslümanların özel adası oldu” diyerek tam 170 milyon dolar topluyor; ancak ortada ne ada ne ev bulunuyor, mağdurlar dava açmaya hazırlanıyor.

Eski ya da yeni Türkiye fark etmiyor, Jet Fadıl dolandırabileceği birilerini sürekli buluyor, reklamlarında “paralel” diyor, “zaman eriyor” diyerek Zaman gazetesine göndermede bulunuyor, “daha kârlı yatırım var mı” diye soruyor ve daha kârlısının –elbette kendisi için- olmadığını bir kez daha gösteriyor.

***

Cemaatin iftar sofrasından Maldivler’e bir yol uzanıyor, buna muhafazakâr

ahlak(sızlık) diyoruz ve bu, ülkeyi hızla çürütüyor, ülke baştan aşağı kokuyor.

Fatura ise kadınların kahkahasına kesiliyor, birileri iffet bekçiliğine soyunuyor, muhafazakâr ütopyalar havada uçuşuyor.

Buradayız. Başlangıç burası, bu çürümeyle doğrudan, cepheden yüzleşmemiz gerekiyor.

Fatih YAŞLI | Tüm Yazıları
Hits: 951