Manşeti Yıkın!

~ 27.07.2014, Mine KIRIKKANAT ~

Kurt istihbaratçı, genç muhatabını şaşırtmanın biraz keyfini sürdükten sonra, “Veysel mektubunda biraz çıtlatmış” diyerek rahatlattı onu. O sırada gelen Yasin, bir sehpa da Sedat’ın önüne koydu, kahveyle suyu bırakıp çekildi.
“Kısa süreli bir araştırma yapıp tamamladım efendim, herhalde yıpranmasınlar diye kimse bir aday ismi telaffuz etmek istemiyor. Veysel Abi belki sizin bana yardım edebileceğinizi söyledi.”
“Ya yıpranmasınlar diye ya da başlarına bir şeyler gelmesin diye.”
“Nasıl yani?”
“Her şey olabilir. Bak delikanlı, sana ben de isim vermeyeceğim ama düşündüklerimi kısaca paylaşacağım. Ben beni bildiğimden beri gelmiş geçmiş bütün iktidarlar kendilerine tamamen bağlı bir istihbarat örgütü yaratmak isterler. Amaçları rakiplerinin nefes alışını bile bilmektir. Tabii istihbaratçılar da bunu bilirler; kendilerini sağlama almak için sadece iktidar karşıtları hakkında değil, iktidarın içinden de bilgi toplarlar. Bu yüzden devlet içinde çatışan gruplar oluşur ve güçlenir. Bu savaşta her türlü kirli oyun mubahtır, yeri geldiğinde sakladıkları bilgileri ortalığa dökmekten çekinmezler. Kısacası bir canavar yaratan iktidar, o canavarın elinde oyuncak olur. Bunları belki de biliyorsundur ama gençsin diye anlatıyorum.”
Metin bu “genç, delikanlı” laflarına bozulmaya başlamıştı, ama belli etmemeye çalışıyordu, çünkü karşısındaki adamı kızdırmanın doğru olmayacağını da biliyordu. “Ben bu konu hakkında kitaplardan ve gazete arşivlerinden az çok bir bilgi edindim, ama sizden dinlemek benim için büyük bir onur” dedi.
“Evet, güzel kitaplar var bu konuda yazılmış. Benim senin başını ağrıtmamın nedeni şu: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan sorunlarda da bu grupların daha doğrusu çetelerin önemli rolü olmuştur, bu seçimde de olacaktır.”
Bu sözlerden sonra başını çevirip tekrar cadde tarafına baktı.*
* Doğan Yurdakul’un Manşeti Yıkın! romanından alıntıdır (Doğan Kitap, 2014)

***

Kaba, güdük ve cahil bir parya takımının güdümüne giren Türk basınında artık soyu tükenen “senyör”lerden belki de sonuncusu olan gazeteci Doğan Yurdakul’un yukarıda alıntıladığım siyasal gerilim romanı, gerçekten soluk soluğa okunuyor. Çünkü güncele cuk oturuyor, sanki günler kalan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi girişilen “temizlik” operasyonunun “kemik röntgeni”ni çekiyor.
Manşeti Yıkın! arı duru Türkçesi, hızlı temposu, yazarın gazetecilik birikimini yansıtan gerilim kurgusuyla, çok başarılı ve merakla okunan bir kitap. Biricik kusuru, roman karakteri her gazetecinin ailesinde en az bir “gizli istihbarat elemanı” bulunması. Kurguda, gazetecilik mesleğiyle devlet casusluğu fazlasıyla iç içe geçmiş, fazlasıyla danışıklı dövüş... Ama Doğan Yurdakul’un meslek deneyimine bakarak herhalde bir bildiği var, diye de düşünebiliriz!

GNOKTASI
Saklı Köşk
Her biri ötekinden berbat çirkinlikte gökdelenler ve askeri lojmanlara rahmet okutan tek tip TOKİ’lerle hem sıradanlaşan hem de çölleşen Türkiye mimarisi, Türk mutfağına da yansıyor.
Dünyanın en zengin mutfakları arasında sayılan mutfağımız, sanki yüzyıllar önce donmuş gibi hiç yenilenmiyor, üstelik eski lezzetini bile tekrarlayamıyor, çünkü malzemelerin de kalitesi düşük. Hangi meyhaneye giderseniz gidin karşınıza aynı mezeler, hangi restorana giderseniz gidin aynı yemeklerin, daha özensiz, daha lezzetsiz olanı çıkıyor.
Yeni mutfak diye lanse edilip inanılmaz paralar ödenen restoranların çoğu, çakma Batı mutfağından ibaret. Tadımcı geçinen çakma “gurme”ler ise gecekonducudan gökdelenciye dönüşen görgüsüz oportünistlerin mutfak temsilcileri!
Özellikle İstanbul’da yaygınlaşan bu lezzet çölünde, gizli bir cennet keşfettim: Saklı Köşk.
Yemek, titizlik kadar tutku gerektiren bir iştir. Zeynep Kakınç’ın gerçekten tutkuyla kurup yönettiği Saklı Köşk, Adnan Şahin’in Anadolu’dan derlediği geleneksel lezzetlerin nihayet yeni bir zevk, yeni bir zarafetle yoğrulup sunulduğu, üstelik fiyatları gayet makul bir “yaratıcı mutfak” örneği.
Restoranın “iyi yemek ancak iyi malzeme ile yapılır” kuralına sıkı sıkıya bağlı yönetimi, her yemeğin özelliğini oluşturan malzemeyi ana yurdundan getirtiyor. Tarhana Uşak’tan, tütünlük pastırma Kastamonu’dan, tuzlu tereyağı Rize Celayir’den, patlıcan Birecik’ten vb... Ferik pilici, sahici köy pilici!
Her yemek itinayla hazırlanmış, değişik yorum ve tatlarla kotarılan her yenilik, çok lezzetli.
Üstelik bahçe içinde eski bir Moda köşkünde hizmet veren restoran, gecesi başka, gündüzü başka güzel, rüya gibi bir yer.
Kış aylarında köşkün içine çekilen müşterilere, haftanın belli günlerinde yemekler kadar kaliteli canlı müzik sunuluyor. Yaz aylarında ise gerçek bir bahçe keyfi. Masal gibi bir gece geçirmek ve özgün lezzetler tatmak için ideal bir adres Saklı Köşk.*

* Cem Sok. No. 6 Moda Tel: (0216) 418 26 23

“Bir gazeteci, gazetesi hakkında gizlice düşündüğünü açıkça yazıp gazetesinde yayımlayabildiği gün, basın özgürlüğüne inanacağım.”
GUY BEDOS  

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 1112