Çatı İçin Gayret

~ 26.07.2014, Ali SİRMEN ~

Cumhurbaşkanlığı seçimine şunun şurasında iki hafta kaldı. Tayyip Erdoğan, yasal ve etik olan ve de olmayan bütün güçleri, seferber etmiş durumda.
Selahattin Demirtaş, Kürt taban seçmenini aşma yolundaki çabaları, sandığa yansımasa bile akıllarda iz bırakacak, olumlu bir kampanya sürdürüyor.
CHP ve MHP’nin “çatı adayı” Ekmeleddin İhsanoğlu da kampanya ilerledikçe ilginç bir görüntü çiziyor. Bu görüntü oylarına ne kadar yansır bilinmiyor. Ama görünen o ki, yetmiyor.
Ekmeleddin Bey yalnız adamı oynuyor. CHP ile özellikle MHP’nin ne örgütü ne lideri çatı adaylarına yeterli desteği veriyor.
Belki destek var ama seçmene yeterince yansımıyor. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli hiç görünmüyor, ortada baştan savma bir destek varmış izlenimi egemen.
Gerçi Ekmeleddin Bey de kimi konuşmalarıyla, CHP’nin desteğini güçleştiriyor. Örneğin Menderes’i demokrasi havarisi gibi görüp göstermeye çalışması karşısında, şu soruyu gündeme getiriyor:
- Menderes’in demokrasisini o kadar beğeniyorsa, Tayyip’e neden karşı çıkıyor ki?
Ayrıca, İhsanoğlu Türkiye’nin geçmişiyle ilgili öyle bir tablo çiziyor, İnönü yorumunda öylesine Tayyip ile paralel gidiyor ki, insan ister istemez aralarında ne fark olduğunu soruyor.

***

Tabii ki, Tayyip ile Ekmeleddin Bey arasında fark var. Biri liberal muhafazakâr iken öbürü kimseye hak tanımaz bir despot.
Ve Cumhuriyet’in 91. yılında geldiği nokta bu. Atatürk’ün Çankayası’na bu ikisinden biri çıkacak.
Arkadaşımız, Utku Çakırözer’e verdiği söyleşide, Kemal Bey bu farka bel bağladığını söylüyor ve diyor ki,
- Ekmeleddin Bey’in özelliklerini anlatırken “Onu tanımasanız bile rakibini çok iyi tanıyorsunuz, yetmez mi!” diyoruz.
İlahi Kemal Bey rakibinin ne olduğunu herkes biliyor. Zaten ülkenin yarısı bunu görüyor.
Ama yetmiyor. Yetseydi bugüne, bu noktaya gelmezdik.
Sizin de yalnız genel başkan olarak değil, ama aynı zamanda, tüm örgütle birlikte el ele bir şeyler yapmanız, katkıda bulunmanız gerekir. Bu da bir türlü olmuyor.
Bir yandan sanki ne yapacağınızı bilmiyor gibisiniz, onu bilseniz de, nasıl yapacağınıza karar verip eyleme geçemiyorsunuz
Örneğin, “mütedeyyin bir kişiyi çatı adayı olarak göstererek, yıllardır kullanılan, ‘CHP dine karşıdır’ kampanyasını çürüttük” buyuruyorsunuz.
Bu çok görülmüş eski aldatıcı bir rüyadır. Getirisi yoktur. Olsaydı, çokpartili yaşama geçişte, 1947 kurultayı kararları doğrultusunda, İlahiyatçı Şemsettin Günaltay’ın İnönü tarafından başbakanlığa getirilmesi semere verirdi. Vermedi!..

***

Tayyip Bey de Menderes gibi din minderine çekmeye çalışıyor CHP’yi. Onlar da buna düşüyorlar.
Oysa güreşi o minderde kabul ettikçe, hep yenilmeye mahkûmdurlar.
CHP mücadeleyi rakibin kendisini çektiği değil, kendi istediği alanda kabul etmeli.
CHP ne olmadığını değil, ne olduğunu anlatmalı, ne yapmayacağını değil, ne yapacağını söylemeli. CHP yalnızca genel başkanıyla değil, bütün örgütüyle politika üretmeye ve iktidar yarışına asılmalı.
Bu arada genel başkan hangi çevrelerin telkiniyle tepeden saptadığı adayı seçimde kazandırmayı önemsiyorsa eğer, yalnızca bu adayın öbürüne oranla ehveni şer olduğuna bel bağlamakla yetinmemeli, kendi ve örgütü de çaba göstermeli.
Kılıçdaroğlu da, Ekmeleddin Bey de, muhafazakârlığının ve mütedeyyinliğinin dışında başka hasletler de görüyorsa, onları da anlatmaya çalışmalı.
Örgüt olarak bir şeyler üretip ortaya koymalı!
Tabii bu arada örgüt de “efendi sen bunu aday gösterirken bana mı sordun ki, şimdi gayret istiyorsun?” derse, ona da verecek bir yanıt bulmalı.
Bu ne olabilir diye soracak olursanız.
Onu da bana değil, bu adayı bulup da ortada yalnız bırakanlara sorun derim.  

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 908