Muhalefet!

~ 26.06.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

Osmanlı Farsça, Fransızca ama daha çok Arapçadan birçok sözcük alarak kullanmış ve kendi dilinde yerleştirmiştir. Bunu yapan Osmanlı zaman zaman Arapçadan aldığı sözcükleri anlamlarının dışında kullanmıştır.
Örneğin ihtilal.
Türkçede askeri darbe anlamında kullanılan bu sözcük Arapçada  bir ülkeyi ya da yeri işgal etme anlamındadır. Askeri darbenin Arapçası ise inkılâp. Türkçede inkılâp ise devrim demektir.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
'G' ve yumuşak 'Ğ' örneğinde olduğu gibi Türkçede 'H' ve 'H' olmadığı için Osmanlı Arapçada 'H' ve noktalı 'H' yani İngilizce KH olarak yazılan harflerinin karşılığında aynı 'H'yi kullanmış.
Durum öyle olunca muhalefet sözcüğünün kökeninde iki ihtimal var:
Ya normal 'H' kökenli sözcüğünden alınmış ya da noktalı 'H' sözcüğünden .
Muhalefet'teki 'H' Arapçadaki normal 'H' kökenli kelimden alınmış ise o zaman muhalefet kelimesinin Arapça köken karşılığı muhalef.
Arapçada 'muhalef' müttefik demektir.
Türkçe anlamı ile muhalif'in Arapçası Muariz.
Yok eğer muhalefet kelimesindeki 'H' Arapçada aynı kelimenin noktalı 'H' sözcüğünden alınmış ise o zaman sözcüğün  kökeni yine muhalef  ama 'H' noktalı ve İngilizce örneğinde olduğu gibi KH olarak yazılır.
O zaman da sözcüğün Arapça anlamı ' kurala uymayan' olur.
Osmanlı bu sözcüğü hangi kökenden alıp ne niyetle kullanmış bilmiyorum ama bizdeki muhalefetin durumu sanıyorum her iki sözcüğe uyuyor.
Muhalefet bilerek - bilmeyerek dolaylı-dolaysız hemen hemen tüm söylem, tutum ve davranışlarında AKP iktidarına muhalef oluyor.
Yani müttefik gibi davranıyor.
Yok bu kadar da değil diyenlere o zaman ikinci anlamı önerelim :
Kurala uymayan...
Yani muhalefet kurallarına uymayan.
Çünkü muhalefet dediğiniz kavram varlık nedenini iktidarı en etkin ve başarılı bir şekilde sıkıştırmaya dayandırır. Yani muhalefet tüm söylem, tutum, davranış ve eylemlerinde en etkin yol ve yöntemlere başvurarak muhalefetini yapar.
Bizdeki muhalefetin bunu yapıp yapmadığına varın siz karar verin.
Özellikle Ekmelleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilme sürecinde.
Nereden bakarsanız bakın yanıtlanması gereken onlarca soru ve aydınlatılması geren birçok nokta var .
Ha bu arada Ekmelleddin'in de Arapçasını söyleyelim :
Sevgili Peygamberimizin Veda Hutbesi'ne işaret eden Maide Suresi'nden alınmış ve 'Dini tamamlayan ya da dinde son noktayı koyan' anlamındadır.
Peki siyasi muhalefet bu durumda iken birey olarak muhalif vatandaşların durumu ne?
Daha karışık.
'Evet ama yetmez'ci liberalleri bir yana bırakalım.
İki yüzlü güvenilmez.
Türlü türlü sola baktığımızda hepsinin kendi içinde ve aralarında sorunları var.
MHP ve BBP eksenli milliyetçilerin durumu ortada.
Saadet bildik çizgide.
BDP ve yeni adı ile HDP son dönemin en tutarlı ve başarılı partisi. Var olan durumlardan maksimum yararlanmayı çok iyi biliyor.
AKP Hükümeti çözüm sürecinden geri adım atmazsa Öcalan önümüzdeki dönemin kilit ve anahtar politikacısı.
Peki kendine Türkçe kullanıldığı şekli ile muhalif diyen insanların durumu ne?
Tartışmalı!
Bol dönekli yandaş medyayı biliyoruz.
Her zaman kendi çıkarını kollayan merkez medyayı da .
Peki muhalif medyanın durumu ne?
Hadi isimlerini verelim :
Solda Cumhuriyet, Yurt, Aydınlık, Evrensel, Birgün...
İlk üçü ortalama 50'şer bin satıyor.
Evrensel 10 ve Birgün 25 bin.
Sağda ise MHP'ye yakın Yeni Çağ, Yeni Mesaj ve Ortadoğu. Milli Gazete ise Saadet'in
Satışları 5-50 bin arasında.
Peki muhalif vatandaşlar her türlü zorluk, baskı ve tehditlere rağmen halka gerçekleri anlatmaya çalışan gazeteleri neden gidip satın almıyor?
CHP, MHP, Saadet, DSP, İP ve diğer muhalefet partilerine oy veren milyonlar kendi politik inanç ve tercihleri doğrultusunda yayın yapan bu gazeteleri neden sahiplenmiyor?
Bu milyonlar bu gazetelerin köşe yazarlarının kitaplarını neden satın alıp okumuyor?
Sosyal medyada neden bu yazarlara sahip çıkmıyorlar?
Bu insanların hiç mi 5-10 dakikası yok?
Muhalif olmanın hiç mi maddi sorumluluk ve yükümlülükleri yok?
Muhalif vatandaşlar fiyatları 1-2 lira olan bu gazeteleri satın almazsa bu gazeteler nasıl ayakta kalıp yaşamını sürdürecek?
Muhalif vatandaşlar yazılan kitapları neden satın alıp okumuyor?
Yoksa Twitter'deki 140 karakter onlar için yeterli mi ?


Sağ ya da sol muhalif işadamları korkularından kendi gazetelerine ilan ve reklam vermezse bu gazeteler mücadeleye nasıl devam edecek?
Televizyonlardaki durum daha farklı değil...
Halk, Ulusal, Hayat, Cem, Barış, Bengitürk, Yeni Çağ, Meltem, Kanal 14, Mesaj ve diğerleri...
Hepsi parasızlıktan dolayı teknik donanım bakımından çok yetersiz.
Oysa televizyonculuk çok para ister.
Örneğin Yurt Gazetesi'nin Sokak TV'si parasızlıktan dolayı heyecanla başladığı yayınını askıya almak zorunda kaldı. Çünkü CHP ve bildik tanımı ile muhalifler bu kanala sahip çıkmadı.
Muhaliflerin gerçek anlamda muhalefet bilinci ile davranıp bireysel ve örgütsel sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmediği bir Türkiye'de fırsatlar her zaman Erdoğan'dan yana olacaktır.
Kimse kızmasın ama böyle giderse Erdoğan rahatlıkla Cumhurbaşkanı olur ve AKP Cımhuriyet'in 100. Yılını iktidarda kutlar.
Tabi o zamana kadar Cumhuriyet ortada kalırsa!
O zamana kadar muhalif vatandaşlar boş konuşmaya ve bedavadan televizyondaki tartışma programlarını rahat koltuklarında seyretmeye devam eder.
Muhalefet ise normal 'H' ya da noktalı 'H'li muhalef olarak işine devam eder!
İç ve dış politikada bunca tıkanma, zorluk ve rezalete rağmen Erdoğan'ın rahat olması işte bundandır!
İçeride, dışarıda neredeyse herkes bilerek- bilmeyerek dolaylı-dolaysız onun için çalışıyor!
Şans buna denir.

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 821