Erdoğan'ın kitlesi...

~ 23.05.2014, Kemal OKUYAN ~

Öldür, tekmele, tokatla, “fıtrat” de, çal, soy, yalan söyle, üste çık, tehdit et, hakaret yağdır…

Adamımız bu.

Ya peşine takılanlar?

Aldatılıp çaresiz bırakılanlar!

Öyle mi?

Bu konuyu çok yazdık, sanırım daha açık konuşmak gerekiyor artık.

Irkçı hezeyana kapılıp sağa sola saldıran kalabalıkların da “aldatıldığı”nı söylemek pekala mümkün. Ama ilk akla gelen onların faşistlikleri, şoven yaklaşımlarıdır. Aldatılmışlardır ama anlayış göstermezsiniz, tehdit olarak algılar, karşıt bir konuma yerleşirsiniz. Empati filan geliştirmezsiniz.

Elbette aynı şey değil.

Ancak bir bağlantı var!

Bugün sessiz sedasız durur gibi yapan ama fırsat eline geçtiğinde kötücül bir adamın peşine takılmanın kötüleştirici sonuçlarını hemen sergileyen, kendisi kötülüğe yönelen geniş bir nüfus bölmesi yer alıyor karşımızda.

Aldatılmışlar mı, kendilerini ve bizi mi aldatıyorlar, bu son derece tartışmalı.

Verdikleri hasar, şoven duygularla hareket edenlerden aşağı değil, bazı açılardan daha fazla. Çaresizlik nedeniyle yalanın, zorbanın peşine takıldıklarını, afyonla uyuşturulduklarını varsayıp kızamıyoruz. Oysa kızmak gerekiyor.

Aldatılmışlık noktasını geçtiler.

Peşine takıldıkları kişi, onlara “kötü” olmanın aynı zamanda muteber olmak anlamına geldiğini de kanıtlıyor, onları rahatlatıyor. Bugünün Türkiyesi’nde iyi olmak, erdemli olmak, vicdan sahibi olmak kolay değil. O halde…

Kandırılıyormuş gibi davran, bile bile lades de!

Cehaletle eğitimsizlik aynı anlama gelmez. Bugün eğitim olanağı bulamamış birçok kişi son derece gelişkin insani tepkiler vermekte, hatta bilge tavırlar geliştirebilmektedir.

Toplumda kendi kabuğuna çekilmiş izlenimi veren, sinsilik üreten ve kötülüğü desteklediği oranda kendinde kötüleşme hakkı görenlerin sayısında hızlı bir artış var. Sokak ortasında kurşunlanan gence duyarsızlık, aldatılmışlık değil düpedüz fenalıktır. Çalıp çırpan siyasetçilere oy vermeyi kandırılma fiili ile açıklamak da bir yerden sonra anlamsızdır.

Bu insanların çoğu yoksul.

Güzel! Faşizmin kitle tabanını burjuvalar mı oluşturuyordu?

Yoksulların kötücül eğilimler geliştirmesine onay vererek bu kahrolası düzeni değiştirmek nasıl mümkün olacak?

Devrimcilerin görevi aynı zamanda ayna tutmaktır. “Sizi kandırıyorlar” artık etkili bir yöntem olmaktan çıkmıştır. Kestirmecilik suçlamasını göze alarak, çekinmeden şunu yazabilirim: Bu adamın peşinden gidenler, bilmezden geliyor ve bizi kandırmaya kalkıyor.

Ayna tutup, “bizi kandıramazsınız” demeniz gerekir eğer onlara yardımcı olmak ve nihayetinde o bataktan çekip çıkarmak istiyorsanız.

Yok, “anlamak lazım”la işe başlanırsa kötülüğü meşrulaştırmış oluruz.

Böyle bir lüksümüz olduğunu hiç sanmıyorum. Hitler’in katillerinin çoğu işsizliğin sillesini yiyen perişan lümpenlerdi ve çok açık ki, tamamı çaresizdi. Bizde ise seri cinayet işleyen birini alkışlıyorlar.

Anlamak lazım. Anlıyorum!

 

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 915