Günah işleme özgürlüğü

~ 07.03.2014, Ahmet HAKAN ~

AK Partili Milletvekili Metin Külünk, televizyon ekranında “felsefi” bir yorum yapmış.

*

Demiş ki:
- İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır.
- 17 Aralık operasyonu, işte bu özgürlüğe vurulmuş darbedir.
- Telefonlar dinlenerek, görüntüler çekilerek günah işleme özgürlüğü engellenmiştir.
- Böyle şey olmaz.
- Bunu Allah kabul etmez.

*

Baykal’ın ve MHP’li milletvekillerinin özel hayatlarına kamera dayanınca...
- “Bu olmaz” diyeceksin.
- “Bu özel değildir, geneldir genel” diyeceksin.
- “Bir şey oluyorsa kendi eşiyle mi oluyor?” diyeceksin.
- “Beline hâkim olacaksın beline” diyeceksin.
- “Böyle özgürlük olmaz” diyeceksin.
- “Yozlaşmaya geçit yok” diyeceksin.

*

“Beline hâkim olmak” meselesinde böyle aslan kesileceksin.
Ama sıra...
“Eline hâkim olmak” meselesine gelince...
Başlayacaksın ağlaşmaya:
- Bizim milyon dolarları götürme özgürlüğümüze engel oldular.
- Bizim ihaleye fesat karıştırma özgürlüğümüze darbe vurdular.
- Bizim ayakkabı kutusuna para saklama özgürlüğümüz bile olmasın istediler.
- Bir trilyona üç-beş kuruş deme özgürlüğünü bile bize çok gördüler.
- Şöyle ağız tadıyla Reza’yı söğüşleme özgürlüğümüze karşı çıktılar.
- Jetle umreye gitme özgürlüğümüzü engellemeye çalıştılar.
- Mağduruz da mağduruz.

*

Ortada...
Bele dair bir şey varsa, kızlı-erkekli bir şey varsa, içkiye dair bir şey varsa...
Günah işleme özgürlüğü zinhar yok.
Ortada...
Paraları istiflemeye dair, adam söğüşlemeye dair, ayakkabı kutularına para doldurmaya dair, sıfırlanamayan milyon dolarlara dair bir şey varsa...
“Bırakın da günah işleme özgürlüğümüz olsun be yav” diyerek...
İnle babam inle.

*

Sizin istediğiniz şöyle bir şey:
- Kişisel günahlara sıfır tolerans...
- Toplumsal suçlara sonsuz tolerans...

*

Sizin muhafazakârlığınız işte budur.
Buyurun, sonsuza kadar muhafaza edin bu arsız muhafazakârlığı.
Nasıl olsa yüz kızarması falan gibi bir derdiniz de yok.

Kapınıza geldiklerinde onlara şunları sorun

CEMAAT devlete sızarken sizin hükümet ne yapıyordu?

*

Kabul ettiğiniz tapeler var, “montaj” dediğiniz tapeler var... Bu ayrımı hangi kıstasa, ölçüye, kanıta göre yapıyorsunuz? Bir deyiverin hele...

*

Neden “Tayyip Erdoğan/Bilal Erdoğan” görüşmesinin montaj olduğunu kanıtlamak için kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz?

*

Başbakan Erdoğan neden mal varlığını kamuoyuna açıklamıyor?

*

Bir trilyona “üç-beş kuruş” diyen bakan oğlunun mal varlığı nedir? Parayı nereden kazanmıştır?

*

Şu anda herhangi bir AK Partili’nin çalarken suçüstü yakalanma imkânı doğsa... Herhangi bir polis ya da savcı, bu kişi hakkında işlem yapabilir mi? Ortada böyle bir yargı, böyle bir emniyet kaldı mı?

*

Cemaat’in ablaları sizin partiye oy istemek için kapı kapı dolaştıklarında “aslan mücahidelerimiz, kaplan ablalarımız”, başka partiye oy istemek için kapı kapı dolaştıklarında “auvvv”... Ne iş?

Telefon kaydının olmadığı günler

BAZI günler “telefon kaydı” düşmüyor internete
Ya da...
Çok zayıf bir “telefon kaydı” düşüyor.
O düşen de kesmiyor kimseyi.

*

Ama sağ olsun Başbakanımız, o günlerde kimseyi elleri böğründe bırakmıyor.
- Basın toplantılarında...
- Miting meydanlarında...
- Televizyon programlarında...
Sanki gizlice dinlenmiş telefon kaydında konuşur gibi konuşarak durumu telafi ediyor.
Çok yaşa büyük usta!

Bundan daha doğal ne olabilir

YARGIYA müdahale ediyor, bitmiş ihaleleri bozuyor, Fenerbahçe’ye karışıyor, Danıştay’a başkan belirliyor...
Sonra da çıkıp şöyle diyor:
“Bundan daha doğal ne olabilir?”

*

Oysa “bundan daha doğal” şeyler şunlardır:
Yargıya müdahale etmemek...
Bitmiş ihaleleri bozmamak.
Fenerbahçe’ye karışmamak.
Danıştay’a başkan belirlemeye kalkışmamak.

İki seçim şarkısı ve devasa fark

YIL: 2011...
AK Parti seçim şarkısı.
Şöyle bir şey:
“Aynı yoldan geçmişiz biz/Aynı sudan içmişiz biz/Yazımız bir kışımız bir/Aynı dağın yeliyiz biz/Şarkılar bir türküler bir/Hep beraber söyleriz biz/Halaylar bir horonlar bir/Hep beraber söyleriz biz...”

*

Bu şarkı, artık söylenemez.
Çünkü:
Ayyaşlarla aynı yoldan geçmiyorlar, çapulcularla aynı sudan içmediler. Cemaat’le artık yazları ayrı, kışları ayrı... CHP düşman, MHP düşman... Ateistlerle halay çekmek yok... İtiraz edenle horon yok... “Biliyorsunuz Alevi” durumları var... Her yer paralel, her yer Haşhaşi... Ablalar düşman, abiler düşman... ODTÜ’yle işleri olmaz...

*

Yeni seçim şarkıları ise bir tür “Milli Şef Marşı” tadında...
Şöyle bir şey:
“Suskun dünyanın hür sesidir o/Göründüğü gibi olan/Gücünü milletten alan/Recep Tayyip Erdoğan/Halkın adamı halkın âşığı/O milyonların umut ışığı/Mazlumlara sırdaş olan, gariplere yoldaş olan/Recep Tayyip Erdoğan...”

Ahmet HAKAN | Tüm Yazıları
Hits: 751