Sol Yelpaze

~ 05.03.2014, Nihat BEHRAM ~

Solculuğun tarihindeki en ‘renkli’ dönem; yaşamakta olduğumuz dönemdir. Gökkuşağının yedi rengi ne ki; siyaset  tuvalindeki ‘solculuk’ renkleri gökkuşağını kıskandırır! AKP’nin AK’ından SS karasına, şeriat yeşilinden Soros pembesine, aramadığın kadar renkte ‘solcu’ bulursun! Ülkemizdeki ‘renk’ çeşitliliği ise rekor düzeyde. Düşünün ki; çamur rengi M. Metiner bile ‘sola yakın’mış! E. Aysever’in ‘aykırı soru’sunu öyle yanıtladı! Hatta CHE’ye ‘selam’ yolladı! ‘Kabataş Yalanı’nı bozan görüntüler için “O denli flu ve belirsiz ki; lehte, aleyhte olanı değil, olmasını istediğinizi görebilirsiniz” diyerek; yalan bataklığında boğulan Başimam’a oksijen yetiştirmeye çabalayan, yalak rengi Ufuk Uras’ın beyni ve ruhunu ‘o kadar flu ki, onda Hitlerleşme özlemi görebilirsiniz’ diye tanımlasanız da; unutmayın, o da ‘solcu’!.. Yelpazenin bir yanı tam kepazelik! Dinci faşist sisteme serinlik yelliyor!
 
Eskiden solcuları Troçkistler, Maocular, legaller, radikaller, dağcılar, kırcılar... falan diye sınıflandırırlardı. Sonuçta; hangi kesimden olursa olsun, solculuk ‘sisteme muhaliflik’ anlamı içerirdi. Birbirlerini yeseler de, solun hiçbir kesimi iktidara alkış tutmaz, sisteme yalakalık yapmazdı. Yarışları birbirleri arasında ‘hız ve doğruluk’ yarışıydı. CHP bile ‘ortanın soluyum’ demekle yetinmiş, ‘solcuyum’ demeye cesaret edememişti.  Ya şimdi? “Asıl solcu biziz” diyen kaşarlı AKP vekilleri, bakanları bile var! Mustafa Suphi hasadını Saidi Nursi harmanında savuran çift renk ‘solcu’ az mı? Eskinin keskin solcusu O. Baydar’ın ‘siyaseti bırakıp sanata yoğunlaştığı’ söylenmişti. Sanatçı kalemiyle işlediği konular bir yana, siyasi kalemiyle en azından on yıl durmaksızın AKP için siyaset yaptı. Demek ki bıraktığı ‘siyaset’ değil, ‘devrimci siyaset’miş! Ama nasıl oluyorsa yine solcu! Dinci faşizmin sümen altından inşasına saman altı hizmet sunan ‘kullanışlı ahmak’ları, Fatih Yaşlı ‘kafalarında liberalizm adlı huniyle dolaşanlar’ diye tanımlamış! Bence masumane bir tanım; ağızları da köpüklü! Üstelik hunileri ‘kırmızı’!
 
Solcu olmayan yok! En sağcı olan sıkışınca, namusu kurtarmak için ‘solcuyum’ diyor! E. Mahçupyan bile ‘solcuyum’ derse, şaşırmayın! H. Cemal, M. Altan, C. Çandar, O. Çalışlar, M. Belge… Referandumun ‘Yetmez ama Evet’çileri solcu değil mi? Düşünün ki; yandaş medya ‘sol’a köşeler açtı! ‘Akiller’in tümü sağcı mıydı? Ekran ekran dolaşıp ‘solu’ onlar temsil etmedi mi? Tayyipci,  Fethullahçı, MİT’çi, Sorosçu ‘solcu’ var! Esad’ın kellesini isteyen ABD’ci solcu var! Diktatörün önünde ‘hazır ol’ duran, afişini iktidar zamkıyla yapıştıran, dinci faşizmin manipülasyonlarını ‘Demokrasi Açılımları’ diye alkışlayan ‘solcu’ var! Sisteme yalan haber sunuculuğu, faşizme erketelik yapan ‘solcu’ var! “Muhafazakârım” diyen AKP’yi “Hayır, ilerici halk hareketisin” diye ‘tashih’ eden solcu var! Umre’de AK’landıktan sonra türban takıp, Meclis’te ‘türban şov’a çıkan vekilleri ‘can-ı gönülden kutlayan’ ve kadın özgürlüğü için daha çok çaba göstermeye çağıran ‘solcu’ var! İnsan ciğeri yiyen canilere ‘halk muhalefeti’ diyen solcu var! Sosyal demokratların bile ‘faşist dikta’ dediği sisteme ‘İleri Demokrasi’ diye arka çıkan ‘solcu’ var! Dahası: bunlar solun ‘nasıl olması gerektiği’ konusunda da ‘akıl hocaları’! Gerçek sosyalistler bir eylem yapmaya görsün, bunlar öter de öter! “Sol bin bir parça” dediklerinde, sanırsınız ki ‘sol toparlansın’ istiyorlar! Tonlama öyle. “Sol marjinal” dediklerinde sanırsınız ki; ‘sol başat olsun’ istiyorlar! Tınlama öyle! Örtüyü kaldırın, hırlamaya başlarlar! İstedikleri şey: solu kendilerine benzetmek; istiyorlar ki, solun sınırlarını kendileri çizsinler! Bu bin bir renkli sistem erketelerinin çoğu soldan devşirmedir!
 
Acaba solculuk da hacılık gibi bir şey mi? Yani, bir kere hacca gidenin ömür boyu hacı olması gibi! Bunlar da ömürlerinde bir kere bir sol örgüte bulaşmış ya, artık ‘ömür boyu solcu’lar! Sanki adları nüfus kütüklerinde ‘solcu’ diye kayıtlı! Kafaları, karakterleri sistem rüzgârına göre fıldır fıldır değişken ama kütükteki kayıtları hep aynı; ‘solcu’! Haydi gel, onca dert arasında bir de bu derde derman ara!
 
Bu tür ‘dertlere’ çareyi Puşkin ‘ÖĞÜT’ şiirinde ne güzel göstermiş:
“Keneler ve sivrisinekler / Çevrende uçuştuğunda gazete kalabalığıyla / Boşuna kafa yorma, harcama ince sözler / Karşı koyma bu küstah gürültüye ve çığırtkanlığa // Çünkü mantık da üslûp da sevgili dost / Bu inatçı sürüye boyun eğdiremez / Kızmak da boş: fakat kaldır elini ansızın / Ve şimşek gibi bir yergiyle onları ez”.
------------------------------------------------------
CHE: “Kaybetmekten değil, vazgeçmekten kork!”

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1147