Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak

~ 01.03.2014, Ahmet HAKAN ~

BAYKAL’ın ve MHP’lilerin kasetleri çıktı.

Adamlar istifa ettiler.
Rezil oldular.

*

İşte tam o günlerde...
Bazı köşe yazarları yazılar yazdılar.
“Tamam, vurmayın artık, adamlar öldü” kabilinden yazılar.
Bir tür merhamet yazıları...
Bir tür “bu kasetlerin üstünde daha fazla tepinmeyelim” yazıları...

*

Başbakan Erdoğan, o günlerde işte bu yazılara fena halde bozulmuştu.
Çünkü Erdoğan, o merhamet yazılarını, “toplumsal ahlak değerlerine indirilmiş esaslı bir darbe” olarak görüyordu.

*

Başbakan Erdoğan, o yazılara karşı şunları söylüyordu:
Türkiye’nin özellikle toplumsal ahlak değerleri açısından bir erozyona uğratılması gayretleri var. En büyük tehlike budur.
Bu işleri (Baykal ve MHP’li milletvekillerinin kasetlerdeki eylemlerini kastediyor), meşru gösterme gayreti içinde olanlar var.
Milleti ayakta tutan en önemli güç toplumsal ahlaktır. Bunun üzerinde spekülasyona girenler var. Bunun üzerinden mağduru oynayanlar var.
Kusura bakmasınlar, böyle bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir.
Eşlerine ihanet edenleri biz hiçbir zaman kalkıp da mağdur olarak göremeyiz.
Bu durum, muhafazakâr toplumun ahlak değerlerinde bir erozyon başlangıcıdır ki tehlike buradadır, sıkıntı buradadır.

*

Görüyor musunuz?
Mesele “uçkur” olunca...
Nasıl da ağızlar doldurularak “ahlak, erozyon, milli değerler, muhafazakâr ahlak, milleti ayakta tutan güç” nutukları atılıyor.

*

Mesele “hırsızlık” olunca ne türden nutuklar atıldığı ise ortada.
Bakınız: Bugünlerde iktidarın attığı her türden nutuk.

*

Sonuç?
Şudur:
Eşini aldatırsan buz gibi ahlaksız olursun.
Milletin parasını çalarsan bal gibi mağdur olursun.
“Muhafazakâr ahlak” denilen şey galiba budur.


Muhafazakâr siyasette CİNSELLİK ile HIRSIZLIK


CİNSELLİK: Bir politikacı cinselliğe dayalı bir eylem içindeyken yakalanırsa: Ahlaksızdır... Yatacak yeri yoktur... Utanmalıdır... Derhal istifa etmelidir... Özel değil geneldir... Mağdur değildir... Kasedinin yayınlanması meşrudur... Kasedinin meydanlarda anlatılması caizdir... Montaj değildir.

*

HIRSIZLIK: Bir politikacı hırsızlığa dayalı bir eylem içindeyken yakalanırsa: Mağdurdur... Kesin komplodur... Bütün suç yakalayanındır... Montajdır... Dublajdır... Yalandır... İftiradır... Genel değil özeldir... İstifa akıldan bile geçmez... Kasedin yayınlanması kabul edilemez... Kasetten söz edilmesi bile caiz değildir.


Veysel Bey’in bıyığı

ORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu demiş ki:
“İstanbul’un suyu kesilirse bıyığımı keserim”.

*

Veysel Bey!
Muhteşem bıyığınızı, “İstanbul’un suyu” gibi gayet önemsiz bir konu için feda etmek yerine daha önemli bir konu için saklasaydınız keşke.
Mesela “Erdoğan’ın telefon kaydı gerçek çıkarsa bıyığımı keserim” deseydiniz.
Çok daha makbule geçerdi.


77 milyonu sevdiği yalan

TELEVİZYONU açtım, Başbakan Erdoğan her zamanki gibi bağırıyor:
“Ben 77 milyonun tamamını seviyorum”.

*

Yalandır bu beyan.

*

Sevseydi...
77 milyondan biri olan ve Eskişehir’in ortasında sopalarla dövülerek öldürülen Ali İsmail için üstünkörü de olsa bir üzüntü beyan ederdi.

*

Sevseydi...
77 milyonun bir parçası olan ve Ankara’nın göbeğinde bir gösteri sırasında polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük’ün ailesine göstermelik de olsa bir başsağlığı dilerdi.

*

Sevseydi...

77 milyonun içinde yer alan ve kafasına yediği biber gazı fişeğiyle hazirandan beri komada yatan 14 yaşındaki Berkin için ağız ucuyla da olsa bir “geçmiş olsun” derdi.

*

Sevseydi...
Kırılan camlara, fayanslara üzüldüğünün binde biri kadar giden canlara, çıkan gözlere üzülürdü.

*

Sevseydi...

Dün Balıkesir’de yaptığı gibi halkın bir bölümüne “bunlar solcu, bunlar ateist, bunlar terörist” demezdi.


‘Erbakan’ı Anlamak’ panelinde buluşalım

VEFAT yıldönümü nedeniyle yarın Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde “Erbakan’ı Anlamak” başlıklı uluslararası bir sempozyum var.
Sempozyum kapsamında yarın ben de bir konuşma yapacağım.
Saat 14.00’te başlayacak bölümde Ali Bulaç’la birlikte Erbakan’ı anlatacağız.
Dinlemek isteyen okurlarımı yarın
bu toplantıya beklerim.


28 Şubat bildirisi yayınlamak kolay

BİR grup aydın “28 Şubat Bildirisi” yayınlamış.
28 Şubat’a destek verenlerin yargılanmasını istemiş.

*

İyi de ey aydınlar!
Bakın Reza’yı serbest bıraktılar... Bir bildiri de onun için yayınlasanıza.
Bakın bakan çocukları babalarına kavuştu... E hani bildiri?
Bakın bazıları on milyon doları beğenmiyor... Bildiriniz nerede?
Bakın evden para kaçırma iddiaları gündemde... Bildiri yayınlamayacak mısınız?
Bakın yargı, bırakın brifingi falan, resmen hükümetin emrine geçti... Bildiri?
Bakın işinden olan gazeteci sayısına... Nerede bildiri?
Bakın MİT egemenliği, internetin kuşatılması falan... Bildiri yahu bildiri?

*

Ey aydınlar!
Yoksa bugünlerin bildirisini yayınlamak için aradan 17 senenin geçmesini mi bekleyeceksiniz?

Ahmet HAKAN | Tüm Yazıları
Hits: 844