Dağılan Şanzıman

~ 27.02.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

Yazık oluyor bu olağanüstü güzel ve Cumhuriyet'ten dolayı diğerlerinden farklılaşan ülkeye”...
Pazartesi yazımı böyle sonlandırmıştım.
Aynı günün gecesinde, aralarında benim de bulunduğum binlerce kişinin dinlenmesi haberi çıktı.
Habere göre; hepimiz 'Selam Terör Örgütü'nün üyesiydik ve bu nedenle dinlenmiştik.
MİT Müsteşarı Fidan, İçişleri Bakanı Ala, Başbakan Erdoğan'ın danışmanları, ben ve daha kimler, kimler...
Kişisel olarak olayı hiç ciddiye almadım. Ama herkes bu konuyu tartışırken, bu kez Başbakan Erdoğan'ın oğlu Bilal ile olan konuşması ortaya çıktı. Konu kısa bir süre içinde yalnızca Türkiye değil, tüm dünyanın gündemine birinci sıradan girdi ve herhalde başka kayıtlar çıkıncaya kadar da öyle kalır.
Türkiye bu süre içinde rot-balans ayarı bozulmuş, şanzımanı dağılmak üzere olan ve nereye nasıl gideceği ya da ne zaman yoldan çıkacağı belli olmayan bir arabaya benziyor.
Halk diliyle: “Bu iş artık dikiş tutmaz”!
Herkes seçime kadar bu ülkede çok ilginç gelişmelerin yaşanacağı beklentisi içinde.
Seçim sonucu ne olursa olsun, Türkiye durulmayacak. Çünkü ağustosta Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Temmuz 2015'te de Genel Seçim olacak.
O zamana kadar ülkede çok şeyin yaşanacağını söylemek, müneccimlik olmaz.
Türkiye iç politikada böylesi karmaşık, zor ve belki de tehlikeli gelişmeler yaşarken, çevresinden dolayı da çok ciddi sıkıntılar içine girebilir.
Örneğin; Türkiye'nin güney sınırı.
Irak 330 ve Suriye 880 kilometre.
Irak ile olan sınır Kürtlerin kontrolünde, Suriye sınırının yaklaşık yarısı da PYD'nin… 
Bunun tehlikeli olup olmadığını söylemek, Türk hükümet ve devletinin algılarına bağlıdır.
Peki, Suriye ile olan sınırın geri kalan bölümünde durum ne?
Yarısından fazlasında IŞİD gerisinde farklı gruplar var.
IŞİD yani Irak Şam İslam Devleti 2012'nin sonunda kuruldu. Daha önce, Irak İslam Devleti (IİD) olarak bilinen bu örgüt Kaide'nin Irak kolu olarak faaliyet gösteriyordu. 2011 sonunda Kaide'nin Suriye kolu olarak Nusra kurulunca işler karıştı. IİD lideri Bağdadi Nusra'nın lideri Colani'ye “Gel bana katıl” diyerek, IİD'nin adını IŞİD'e çevirdi. Bunun üzerine ABD, AB ve BM Nusra'yı da terör listesine aldı.
Ama kısa bir süre sonra, Bağdadi ile Colani ‘ideolojik ayrılıklar'dan dolayı anlaşamayınca kavga başladı. Bunun üzerine, Kaide lideri Zavahiri "Suriye'deki temsilcimiz Nusra'dır. Bağdadi yalnızca Irak'ta yetkilidir" dedi. Dedi ama işe yaramadı, çünkü IŞİD ile Nusra arasında bu kez kanlı çatışmalar başlamıştı. Nusra'nın imdadına aralık ayında birleşen ve İslami Cephe adını alan 10 kadar silahlı grup yetişti. Nusra'dan hiçbir konuda farkı olmayan bu gruplar 11 Aralık'ta Türkiye sınırındaki ÖSO'nun silah depolarını ele geçirmiş ve ÖSO'yu bitirme noktasını getirmişti.
Şimdi, bunları neden anlatıyorum?
Anlatıyorum, çünkü bu grupların tümü Türkiye için tehlikelidir!
Hepsi Radikal İslamcı terör örgütü. Bunlar arasında ılımlı-radikal ayrımı yapılmaz, yapılamaz. Bu grupların hemen hemen hepsinde binlerce yabancı 'cihatçı' savaşıyor. Bu mücahitler 'Alevi, laik ve kâfir' Esad'a karşı savaşmak için gitmişti Suriye'ye. Hepsi Sünni ve İslamcı olan bu cihatçılar, çok farklı nedenlerden dolayı şimdi birbirleriyle savaşıyor.
Bunların benzer gerekçelerle başka ülkelere gitmeyeceğini hiç kimse garanti edemez.
Örneğin Türkiye'ye.
Üstelik, bunların ezici çoğunluğu Türkiye sınırından Suriye'ye girmişti.
Üstelik, İslam adına savaştığını söyleyen bu kişiler ve onları savaştıran örgütler ülkeler arasındaki sınırları da tanımıyorlar.
Ama daha önemlisi; başından beri AKP Hükümeti’nin desteklediği tüm gruplar Hatay'ı Suriye'nin bir parçası olarak görüyor ve bunu kendi söylem ve haritalarında yansıtıyorlar.
Yani; bu örgütler Esad'ı devirip Şam'da iktidar olursa, o zaman Hatay'ı almak için Türkiye ile savaşacaklardır.
İşte Nusra'nın bayrağı...
 
Haritaya dikkat!.
Diğer gruplar da Nusra'dan farklı değil.
AKP Hükümeti Suriye'de kime destek verdiğini ve bölgede kimlerle iş yaptığını artık anlamalı.
İçerde çok ciddi sıkıntılar yaşayan AKP Hükumeti, Türkiye için çok büyük riskler taşıyan politikalarından bir an önce vazgeçmelidir!
Hükumetin son üç yıllık yanlış ve riskli politikaları AKP ve Başbakan Erdoğan'a verdiği zarardan daha çok, güzelim Türkiye'yi çok bilinmeyenli bir geleceğe doğru sürüklüyor.
Yazık olacak.

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 1248