Sağa Kayan CHP

~ 21.02.2014, Ali SİRMEN ~

İlk kez 49 yıl önce, 1965 seçimlerinde oy verdim. Ama ilk anımsadığım, sandık sınavı, ben 10 yaşındayken yapılan ve DP’yi iktidara getiren 1950 seçimleridir.
Hatırladığım bütün seçimlerde hep aynı şey söylenirdi:
- Bu seçim hepsinden başka, bu yaşamsal.
Eğer bir ülkede 64 yıl boyunca yapılan seçimlerin hepsi istisnai ve yaşamsal ise, o ülkede yürümeyen bir şeyler var demektir
Normal demokrasilerde, her seçim, iktidar değişikliğine bile yol açsa olağandır.
Demokrasilerde öyledir ama biz yine istisnai ve yaşamsal bir seçime gidiyoruz.
30 Mart günü, bütün Türkiye’de seçmenler sandık başına giderek yerel yöneticilerini saptayacaklar.
Ama, 30 Mart seçimleri alelade bir yerel seçim olmanın ötesinde, sivil darbeye direniş ve onu geriletme hamlesi olarak görülüyor.
Şu anda iktidar olma olasılığı bulunmayan CHP, yerel yönetimlerdeki oylarını artırarak ve özellikle İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını AKP’nin elinden alarak Erdoğan’ı önce durdurmanın sonra da geriletmenin hesabı içindedir.
Demokrasiyi önce kurtarmak sonra yeniden kurmayı hedefleyenler, bunun ancak iktidar alternatifi olarak gerçekleştirileceğini biliyorlar.

***

Oysa, CHP’nin veyahut da CHP-DSP toplam sosyal demokratların oy tabanı yüzde 20’ler, bilemediniz yüzde 30’lar dolayında. CHP’nin iktidar seçeneği olabilmesi için, durumun değişmesi, sosyal demokrasinin tabanının genişlemesi gerektiğini düşünüyor CHP’nin yeni yöneticileri veya yeni CHP’nin yöneticileri.
Bu görüşlerini özel görüşmelerde dile de getiriyorlar.
Bunun için de bir seçenek görüyorlar:
CHP’nin ortanın solunda olan ilan edilmiş yerinin değişmesi, merkeze doğru çekilmesi.
Tabii bu tartışmada CHP’nin ne derecede ortanın solunda olduğu konuda var ama bugün ona değinmeyeceğiz.
Burada, dikkati çeken bir husus daha var.
Türk seçmeninin tercihi sağa yönelik.
Eğer seçmen, CHP’nin soluna konumlanmış bulunsaydı, o zaman parti merkeze gidiyorum derken sola doğru dümen kıracaktı
Ama seçmen sağda konumlandığından şimdi CHP de yeni CHP olmaya doğru yol almak için sağa dümen kırıyor.
CHP artık sol sınırı, sosyal demokrasinin limitinde duran bir merkez parti olma isteğini gizlemiyor. Kimi özel konuşmalarda bu olgu açıkça dillendiriliyor.

***

CHP’nin partiyi daha seçmen yönüne çekme girişimleri taa 1947 kurultayına rastlar.
Daha dindar görünme hevesinin o zamanki öncüleri, Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Sinan Tekelioğlu idiler. Bunların her ikisi de 1950 seçimlerine DP’den katıldılar.
CHP’nin İlahiyat Hocası Şemsettin Günaltay Başbakanlığı’nda girdiği 1950 seçimlerindeki daha dindar görünme çabası sandık yenilgisini önleyemedi.
CHP’ye sağa ve merkeze kayma çabalarının oy kazandırmadığı, buna karşılık etkin geniş kadrolu çalışma ve topluma yeni öneriler ile imaj sunma çabalarının ise her zaman oy tabanını olumlu etkilediği görülmüştür.
Nitekim İnönü devrinde, DP’nin yüzde 10 oranında oy kaybederken CHP’nin 6 puan artarak yüzde 41’lere çıktığı 1957 seçimleri, daha sonra hepsi yaşama geçecek “İlk Hedefler Beyannamesi”nin ilan edildiği yıldır.
CHP’nin, oylarını genel seçimlerde yüzde 41.38’e, yerel seçimlerde ise yüzde 48’e çıkardığı 1977 seçimlerinde etken olan ise örgütlü çalışma, ortanın solu programı ve “Umudumuz Karaoğlan” imajıdır.
Görülüyor ki, geçmişte sağa kayma girişimleri CHP’nin seçmen tabanını genişletmemiştir.
Bu defa da sağa nafile kayışın beklenen sonucu getirmeyeceğinden, CHP’nin kaydığı yere saplanması sonucunu doğurmasından korkulur.
Bu kaygı, ana hedefi “Tayyip’i durdurmak” olan bu seçimi çok etkilemese bile, gelecek seçimlerde hatırı sayılır bir seçmen kitlesini yeni arayışlara itebilir.

cumhuriyet

 

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1147