İnsan

~ 12.02.2014, Kemal OKUYAN ~

“Güüm” diye bir sesle irkiliyorum. Aynı anda bir çığlık, çığlık da değil, hırıltı… Kaza olamaz, yürüdüğüm sokakta araç trafiği yok o sırada, “biri düştü herhalde…” Neden sonra yola devrilmiş büyükçe bir çuvalın yanında uzanmış gençten bir adamı fark ediyorum.

Bir çift hemen koşuyor yanına benden önce… Esnaftan kişiler yaklaşıyor. “Yine attı kendini” diye söyleniyor biri.

Adam yerde titriyor, epilepsi krizi olmalı…

Yardım etmek isteyen çiftten erkek olanı, kaldırmaya çalışıyor üstü başı dökülen genci, öyle laf olsun diye, ucundan tutarak değil, insanca, içten, samimi… “Ne yapmamız gerekiyor” diye soruyor. “Ambulans” diyorum, hafif doğruluyor kağıt toplayıcısı olduğunu öğrendiğim genç kontrolsüzce. Ambulans fikrini beğenmemişçesine bir şeyler mırıldanıyor.

“Su istiyor…” Hemen su geliyor bir dükkandan. “Yok su değil, soğan…” Az ötedeki bakkaldan soğan yetiştiriliyor, arada “attı yine kendini…” dediğini duyuyorum yine birinin. Neden ikide bir bunu söylerler ki!

Soğan kırılıyor, gencin titremeleri devam ediyor, kokluyor soğanı, derin nefes alıyor, biraz düzelir gibi…

Yardım edenlerin genci daha önce de gördüğünü anlıyorum, tabloya aşinalar besbelli. Öyle de olsa çabalıyor, ellerinden geleni yapıyorlar.

Genç azıcık doğruluyor, bu sefer benim kolumda, diğerleri uzaklaşıyor. “Allah razı olsun…”

“İlacın var mı” diye soruyorum, zor anlaşılır bir biçimde “alamıyorum” diyor. Cebinden bitmiş bir ilaç filmi çıkarıyor, hatırlıyor gibiyim bu ilacı, doğru sanırım. Parasız, ilaç almak için bir miktar para gerek. Sağlık sisteminin işleyişine dair bir şeyler de söylüyor. O sırada biri yaklaşıyor ve el-kol işaretleri yapıyor, belli ki “verme” demek istiyor.

Benim o noktada ne yaptığımın hiç önemi yok.

Sonra öğreniyorum bu gencin hasta olmadığını, belli aralıklarla gelip kendini yere attığını… Gerçekten hasta da olabilir ama en azından mahalledeki bilgi farklı, kendini yere atıyor ve nöbet geçirdiği izlenimi yaratıyor. İddia bu.

Düşünüyorum, buna rağmen, bu kadar içten bir biçimde neden yardım ediyorlar?

Vicdan rahatlatmak için mi? Hiç öyle gözükmüyor. Yapmacık, plastik hiçbir şey gözlemedim. Tersine…

“Ya gerçekten hastaysa” türü bir kaygı da yok hiçbirinde, eminler, “atıyor kendini…”

Tek bir seçenek kalıyor geriye: Bu oyunun arka planındaki trajedinin farkındalar; bir kişinin insanların bazı duygularını istismar etmek zorunda kalmasını kabullenemiyorlar, geçici bir süre bu oyunun içine dahil oluyorlar. Gencin yüzüne vurmaktan çekiniyorlar.

Kızgınlık, öfke, “git başka yerde icra et sanatını” türü bir tavır da yok.

Benzer örneklerde tekme tokat giriştiğini görmüştüm insanların, büyük bir nefretle. Burada karşılaştığım ise “Haziran insanı”…

İnsanlıkta direnmeye çalışan insan. Lakin çaresiz.

Değiştiremezse bu kahrolası düzeni, birkaç seferden sonra görmezden gelecek kendini yere atanı, olmadı vicdan rahatlatacak bir yolunu bulup, en kötüsü vurmaya başlayacak belki yere düşene…

İnsan henüz yaşıyor… Yaşıyor da vakit azalıyor!

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1016