Yerel Seçimler ve Sol Cephe

~ 05.02.2014, Nihat BEHRAM ~

Türkiye bir yandan yerel seçimlere gidiyor, bir yandan da siyasi tarihinde görülmediği kadar çürüme ve çözülme yaşıyor. Gerici ve yağmaya dayalı bir rejimin kurucu iktidar bloğu kendi içinde savaşırken, devlet çözülüyor ve tüm aktörler bütün kirlilikleri ile deşifre oluyor. Yerel seçimlerin bu koşullarda düzen siyasetinin sorunlarını çözmesi imkansız gözüküyor.
Haziran’da gerçekleşen halk ayaklanmasını yaratan kitleleri, sol değerler altında birlikte davranmaya davet eden 24 aydının çağrısı, büyük bir yankı buldu ve Türkiye’nin her yerinde Sol Cephe meclisleri bir halk hareketi yaratmaya başladı.
Bu halk hareketi farklı parti ve çevrelerdeki sol değerlere sahip çıkan insanları bir araya getiriyor, çok sayıda farklı partilere oy veren örgütsüz insanı kapsayarak büyüyor. “Böyle bir halk hareketinin yerel seçimlerde bağımsız veya çeşitli partilerin adaylarını desteklemesinin dağıtıcı olacağı” düşüncesiyle, Sol Cephe halka şu 7 ilkenin gözetilmesi temelinde sandığa gitme çağrısı yaptı:
1- AKP eliyle kurulan düzen, piyasa egemenliğine ve kentlerin en hızlı ranta dönüşecek şekilde yağmalanmasına dayalıdır. Kentleri dolduran yüz binlerce, milyonlarca insan bir piyasa unsuru olarak değerlendirilmiştir. Halkımızın oy vereceği Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi adayları kesinlikle piyasa karşıtı olmalıdır.
2- Piyasa karşıtı bir adayın geçmişi toplumculuğunun en iyi kanıtıdır. Oy verilecek adayın; dürüst, kirli işlere bulaşmamış ve piyasa egemenliği için çalışmamış olduğu bilinmelidir.
3- AKP’nin yarattığı düzen sermayeye bol kazançlar sağlamış olabilir ama bu, emekçiler için bir cehennem anlamına gelmiştir. AVM inşaatının çadırında yanarak ölen işçileri unutmadık. AKP’nin oluşturduğu düzen; işçilere fiili olarak sendikalı olmayı yasaklamış, onları yoğun bir sömürüye maruz bırakmıştır. Halkımızın oy vereceği ‘Belediye Başkanı’ ve ‘Meclis Üyesi’ adayları emek dostu olduklarını kanıtlamış olmalıdır.
4- AKP’nin kurduğu düzende, gericilik piyasanın hizmetindedir. Halkın dini duyguları açıkça istismar edilmiş; dindarlık, ayakkabı kutularını ve İsviçre bankalarındaki hesapları dolduran milyonlarca dolarlık avans ve rüşveti gölgelemek için kullanılmıştır. Oy vereceğimiz adaylar kesinlikle din tacirleri olmamalıdır.
5- Bu yağma düzeni aynı zamanda yurttaşlık hukukunu bozarak da ilerlemiş, halka ya bir sahte peygambere biat etmesi ya da ‘düşman’ olması dayatılmıştır. Kadınların, gençlerin özgürlük sorunu, yaşam tarzına yapılan dayatmalarla ağırlaşmış; herkes sürekli gözlendiği ve dinlediği endişesiyle yaşar olmuştur. Oy vereceğimiz belediye başkanı adayları; kadınların, gençlerin, Alevilerin, azınlıkların, farklı cinsel yönelimi olanların, farklı kültürlerin haklarına saygılı olmalı, onların özgürlüklerini korumalıdır.
6- AKP’nin yarattığı emek cehenneminin bir yanı da Kürt emekçilerin uğradığı ayrımcılıktır. İnşaat işçisi, tarım emekçisi, göçmen işçi şeklinde zaten zor koşullarda ve ağır bir sömürü altında yaşayan Kürt işçiler, bir de şoven bir baskı altında kalmışlardır. Halkımız belediye seçimlerinde şovenliğe ve milliyetçi duyguların yarattığı düşmanlığa geçit vermemelidir. Aksine, oy vereceğimiz ‘Belediye Başkanı’ ve ‘Meclis Üyesi’ adayları Kürtlerin kültürel değerlerine özgürlük tanımalıdır.
7- AKP’nin yarattığı rejim, aynı zamanda, emperyalizmin kurallarını olduğu gibi kabul etmek anlamına gelmiştir. Ülke uluslararası sermayenin yağmasına açılmış, madenler, akarsular, tarım arazileri peşkeş çekilmiş; kentlerde zincir hastaneler, oteller, marketler her şeyin önüne geçmiştir. Bununla kalınmamış, Suriye’deki uluslararası komplonun parçası olunmuş; her yerde radikal dinci çeteler desteklenmiştir. Halkımızın oy vereceği ‘Belediye Başkanı’ ve ‘Meclis Üyesi’ adayları; emperyalizme karşı olmalı, bu ülkenin egemenliği ve bağımsızlığının sağlanabileceğine ilişkin umut beslemelidir.
------------------------------------------------------------
Lenin : “İnandığımız tek kutsallık; emeğin gücüdür”

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1087