Nasıl Görmezsiniz?

~ 21.01.2014, Can DÜNDAR ~

Nihayet biri gördü:
Mehmet Y. Yılmaz, Artı1 TV’de yayımladığımız “Başbakan’ın tapeleri”ni dünkü Hürriyet’te gündeme getirdi.
Geçen çarşamba, kanalın haber müdürü, yolsuzluk soruşturması sırasında Başbakan’ın da takibe alındığını, bir işadamıyla görüşmesinin dinlendiğini bildirdi. Dinlemenin tapelerine ulaşmıştı.
Büroda bir heyecan fırtınası esti.
Kanalın Yayın Yönetmeni Yavuz Oğhan’la toplandık. Eldeki bir polis fezlekesiydi. İddiaya göre Başbakan, savcının gözaltına almak istediği işadamıyla, özel orman arazilerindeki yapılaşma üzerine konuşuyordu. İşadamı, orman arazisinde yapılaşmayı sınırlayan yargı kararından yakınıyor, “Abi bu şey çıkmayacak mı yav” diye soruyor, Başbakan’dan “Tabii, tabii” yanıtını alınca da “Allah razı olsun” diyordu.
Kritik bir “tüyo”ydu.

***

Polis, aynı konuda, belediyeye ait inşaat şirketinin genel müdürünün, büyük bir inşaat şirketinin patronuyla yaptığı konuşmayı da dinlemişti.
Beykoz’da özel ormandan arazi almaya hazırlanan, ancak üst mahkemenin engellemesinden korkan patron, “Yer alayım mı” diye sorduğu Genel Müdür’den “Şerefle alabilirsin abi” cevabını alıyor, sonra diyalog şöyle gelişiyordu:
“- Sonucu kesin gözüküyor mu? Mevcut haliyle işime yaramaz. Bugünlerde alacağım ya da almayacağım.”
“- Kanun çıkarıyoruz abi kanun... Tayyip Bey’le konuştuk. Bir iki ayda çıkacak. Kanundan sonra işler daha da kolaylaşacak. Al, dursun, bunun önü açılacak.”

***

Polise göre “Çete üyeleri, Beykoz’daki yapılaşmaya yönelik Danıştay engelini kaldıracak torba yasa çıkmadan bölgeden büyük araziler alınabilmesi için aralarında konuşuyorlar”dı.
Belki içerik kadar önemli birkaç olay daha vardı:
Emniyet’in Başbakan’ın telefonunu dinlemesi...
Kayıtların ilk kez bir fezlekede yer alması...
Ve tapelerin -Cemaat’le kavganın büyüdüğü- bugüne dek saklanması...
Dünyanın her yerinde haberdi.
Türkiye gibi tek adam idareleri dışında...

***

“Canlı Gaste”de haberi nasıl vereceğimizi düşündük.
Daha önce Gülen’in “iktisadi faaliyetleri”ne dair dinleme kayıtlarında ne yaptıysak öyle yaptık:
Fezlekenin doğruluğunu kontrol etmeye, içeriği araştırmaya, dinlemeye takılanlara ulaşmaya çalıştık.
Taraflarla konuştuktan sonra haberi, “Başbakan da dinlendi” başlığıyla yayına hazırladık.
Yayın öncesi de iddiaya girdik.
Bazı idealist arkadaşlar, “Türkiye ayağa kalkar” sanıyordu.
Daha gerçekçi olanlar, “Yaprak bile kımıldamaz” diyordu.
Gerçekçiler haklı çıktı.
Ertesi gün sadece Cumhuriyet ve Sözcü’de haber oldu.
Medyanın kalanı, haberi görmezden gelmeyi tercih etti.

***

Hadi içerik “riskli” diyelim, -Hükümetin bakış açısından- “paralel devlet”in Başbakan’ı dinlemesi, sakladığı tapeyi, Gülen kaydının sızmasının hemen ardından fezlekeye koyması da mı haber değildir?
Hadi medya şu ya da bu kaygıyla, ileride Yüce Divanlık olabilecek bir dosyayı görmedi diyelim; dinleme kayıtları yayımlanan Genel Müdür’ün ya da işadamının çıkıp bu iddiayı yanıtlaması gerekmez mi?
Ya Başbakan?
Bu rant pazarlığı iddiasıyla ilgili suskunluğa bürünmesi kabul edilebilir bir şey mi?
Sükût, ikrar alameti mi?

Adalet Bakanlığı ağır vebal altında
Cumhurbaşkanı Gül, ağır hasta olan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Hilmioğlu’nun affı konusunda dün, “Önce, dosyanın önüme gelmesi gerekiyor. Bir an önce gelsin ki gereğini yapayım” diyerek topu Adalet Bakanlığı’na attı.
Gül, “yaşlılar ve hastalar” vurgusuyla, cezaevindeki askerleri de zımnen kapsama kattı.
Ancak her yerdeki çivisi çıkma hali burada da geçerli.
Hilmioğlu için “Cezaevi koşullarında ölür” diyen 3 ayrı rapora karşın Adli Tıp harekete geçmiyor.
Benzer durumda 500’ü aşkın hasta var.
Ve Adli Tıp’tan rapor beklerken ölen 14 tutuklu...
Gül’ün uyarısından sonra Adalet Bakanlığı hepten ağır bir vebal altına girmiş oluyor.
Bunun yükünü -iki cihandataşıyabilirler mi?  

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 1064