Yurtseverlere özgürlük!

~ 20.01.2014, Kemal OKUYAN ~

“Tüm yurtseverler özgür olunca kendimi özgür hissedeceğim”… Bu söz Bülent Arınç’ın Mustafa Balbay’ı ziyareti sırasında söylendi. Görüşmeyi haberleştiren internet sitelerinden biri, bu laf Arınç’ın ağzından çıkmış gibi bir başlık ve spot kurdu. Devamını okuyamadım. Midem bulandı.

Olur mu hiç böyle şey diyemedim, son günlerdeki riyakarlığa bir yenisi eklendi diye düşündüm ve geçtim. “Tüm yurtseverler”! Arınç!
Oysa bu söz, Balbay’a aitti. Ve ben bir gün boyunca yanlış bir bilgiyle söylendim durdum.

Öte yandan, mümkündü. Bülent Arınç ya da bir başka AKP’li “yurtseverlere özgürlük” diyebilirdi pekala.

Çünkü siyasi ve beşeri koşullar buna müsait hâlâ. Haziran’a rağmen.

Haziran’da, Gezi Direnişi’nde halk yalın, içten, kararlı ve olgun bir kimlikle çıktı tarih sahnesine. Çok şey değişti, çok şeyi değiştirdi. Öte yandan siyaset alanı değişime direniyor.

Sağ değişmez. Ama sol başka şeyler yanında sağı da terbiye eder, baskılar.

Genel anlamıyla sol siyaset Haziran’a ait olanı değerlendirmek konusunda oldukça başarısız. İşin gerçeği, Haziran’a ait olmayan unsurları, Haziran’a yamayıp, bildiğini okumak en yaygın tutum oldu. Kahramanlığın sıradanlaştığı ve iyi ki sıradanlaştığı büyük bir toplumsal hareketten herkes kendi kahramanlarını çıkardı örneğin! Örneğin, Haziran’ın tek ve etkili siyasal özelliği olan Tayyip karşıtlığına “pek de öyle değil” denerek örtülü, gömülü ya da marjda duran siyasi unsurlar Haziran’ın merkezine çakıldı!

Roller, gerçekliğin üzerini örtmeye devam etti anlayacağınız.

AKP ve bir bütün olarak Türkiye gericiliğini koruyan biraz da budur. Sol, sağı terbiye etmek bir yana cesaretlendirmektedir. İlkesizlik, tutarsızlık solda doğal karşılağında sağa alan açılmaktadır.

Yalan ve ikiyüzlülük nasıl meşrulaşır?

İlkeli olmanın önemsenmediği bir siyaset ikliminde “dün dündür” demek kolaylaşır, alıcısı vardır.

Adam, çok açık ki, her tür kötülüğü yapma hakkını elinde tutuyor, buna inanıyor. Ve karşısında kendisiyle mücadelede her tür manevrayı yapmaya hakkı olduğunu düşünen bir sol ya da “sol” var.

Son tahlilde ne farkı var?

Biri çürümenin sağcası, biri solcası!

İkisi de sağa çıkar.

Haziran toplumsal çürümeye karşı da bir başkaldırıydı. Şimdi mutlaka siyaset alanında hokkabazlığın, rüzgar gülü hallerinin, bir öyle bir böyleciliğin ötelenmesi, baskılanması için de girişimde bulunulmalı.

CHP, düzen solu desek de, solla ilişkilendirilen, Haziran toplumsallığının en angaje olduğu parti, bugünkü stratejisiyle Türkiye gericiliğine eşsiz bir hizmette bulundu. “Seni senden rol çalarak alt edebilirim” diyerek sağcılığı meşrulaştırdı. Yalanın, hilenin önünü açtı. Sadece bir örnek ve CHP ile sınırlı değil.

Bu nedenle iş öyle bir noktaya geldi ki, Bülent Arınç “tüm yurtseverler özgür olunca kendimi özgür hissedeceğim” diyebilir diye düşünmeye başladık.

Der.

Üstüne ağlar da!

“Sol”u böyle olan ülkenin sağı azar, kudurur.

Haziran’daki kitleyi ve mücadeleciliği özlemek yerine önce oradaki ahlaka öykünmek gerekiyor herhalde.

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1029