BOYALARI DÖKÜLÜRKEN

~ 13.01.2014, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~

Günlerdir izlediğimiz ortaoyunundan, yıllardır iktidarda olanların ülkeye verdikleri zararı ve toplum üzerinde meydana getirdikleri tahribatı daha iyi anlıyoruz.

Uygarlaşma çabaları en az 200 yıllık bir kayba uğramıştır, bu kısa sürede. Gelişmemiş Arap-Bedevi toplumlarının yöneticilerine özenen yöneticilerce yönetilen bir ülke olarak, insanlığın ortak kazanımlarına ve çağdaş hukuk gereklerine tümüyle yabancı bir anlayışla karşı karşıyayız.

ABD ve yerli işbirlikçileri arasında bir savaşın yaşanmakta olduğu bu süreçte, halkın taraflardan herhangi birinden yana olması gerekmiyor. Kesin olarak bilinmelidir ki iki taraf ta halk düşmanıdır.

Yukarıda filler tepişmektedir…

Yani çimenler için olumlu bir sonuç çıkmaz bu savaştan.

Olan şudur;

ABD klasik stratejisine uygun olarak, işine geldiği sürece tepe tepe kullandığı işbirlikçisini artık gereksiz ve zararlı buluyor. Nasıl Saddam’ı, Mübarek’i, Bin Ladin’i ve Tayyip’ten önceki işbirlikçilerini kullanıp, işi bitince görkemli birer cenaze töreniyle tarihin çöplüğüne fırlattıysa, Tayyip için de cenaze töreni yapılmaktadır, o kadar…

Emperyalizm ise her zaman olduğu gibi, sürecin içinden bir “demokrasi meleği” olarak küllerinden yeniden doğmanın peşindedir.

Ancak yaşadıklarımızdan ülkece, toplumsal bir yarar elde edebileceğimiz konusunda da umutlu olmak gerektiği kanısındayım.

“Allaha inanan kul hakkı yemez.” diye özetleyebileceğimiz, dayanaksız ama oldukça yaygın bir karinenin toplum nezdinde itibar kaybediyor olması, geleceğimiz adına umut verici bir kazanım olacaktır. Toplum olarak kısa vadede yaşadıklarımızdan elde edebileceğimiz en önemli kazanım bu olsa gerek.

Dinci siyasetin itibar kaybetmesinin, azımsanmayacak denli önemli bir kazanç olduğunu düşünüyorum.

AKP zenginleri, besleme basın, medrese mollaları, tarikat şeyhleri, imam orduları ve dershane baronları gibi düzenin tüm bileşenleri, telaşla koşuşturmaktadır.

Dün ak dediklerinin bugün ne kadar kara olduğunu anlatmak için bin takla atan gazeteci müsveddelerini, diktatörün her haltını ileri demokrasi abidesi diye yutturmak için kan ter içinde kalan hukuk soytarılarını ve bal tutanın parmağını yalamasının dinen caiz olduğuna dair, sakal sıvazlayıp fetva döktüren “ulema” takımını gördükçe insanın midesi bulanıyor.

Ancak, ahret bezirganlarının ipliğinin pazara çıkması, ilk başta yoksul halk bakımından yaşamsal bir kazanım olacaktır. Bundan böyle yoksulların bu bezirganlar tarafından, öbür dünya umuduyla kaderlerine razı edilmesi artık çok kolay olmayacaktır. Bezirganların banka hesapları, para kasaları ve ayakkabı kutuları, hep bu dünyanın gerçeklikleri iken, artık yoksulları bir hırka bir lokma mavalına inandırmak zor…

Bu süreçte, ülke dinamiklerinin çok etkin olduğunu sanmıyorum. Süreç dışarıda, okyanus ötesinde kotarılmaktadır. Er ya da geç bu yapı yıkılacaktır.

Ancak bu durum, oturup seyretmemizi gerektirmiyor. Aksine yaşadığımız süreçten toplumsal bir farkındalık bilinci yaratılabilir. Bu hepimiz için tarihsel bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Bu şerden mutlaka bir hayır çıkartmak zorundayız. Uzun bir süre için bu son şansımız olabilir.

Ülkemiz ve insanımız için öncelikle yeni bir aydınlanma süreci başlatılmalıdır.

***

Diğer yandan, bir ABD projesi olan AKP’nin cenazesinin defni sonrasında, evde baş koltuğa kimin oturacağına bağlı olarak, uzun vadede bir başka kazanımın da Türkiye’nin makus siyasi talihinin değişebilmesi ihtimali olduğunu düşünüyorum.

CHP esaretinden kurtulmuş bir sol…

 

 

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1129