Hava Dönmektedir

~ 04.04.2011, Deniz KAVUKÇUOĞLU ~
Dün (cumartesi) öğle saatlerinde Facebooktaki Ahmet Şıkın kitabı bende de var sitesinde, Ergenekon savcısı tarafından terör örgütüne yardım ve yataklık suçlamasına delil oluşturacağı ilan edilen İmamın Ordusuna sahip olduklarını adı ve sanıyla açıklayan insanların sayısı 106 bin 229 kişiye ulaşmıştı. Kitap taslağı internete düştüğü ilk saatlerde de 90 binin üzerinde insan tarafından indirildi; bu sayı herhalde bugüne kadar 250-300 bini bulmuştur.
Olay, başarılı bir sivil itaatsizlik örneğidir; bunca insan Ne olacaksa olsun! diyerek, Ergenekon savcısının tehdidine meydan okumuş, siyasal iktidar tarafından içine itildiği korku sarmalını parçalamıştır.
Basılmamış, henüz taslak halinde bir kitabı ele geçirmek için ev basmak, yazarını tutuklamak, düşüncenin kaynağını yerinde kurutmak amacıyla polis ordusunu seferber etmek bardağı taşıran son damla olmuştur.
***
Gerici siyasal iktidar, Ergenekon savcılığı ve işbirlikçi/yandaş medya bu kez toplumu tüm çabalarına karşın korkutmayı başaramamıştır. Burada bir kırılma söz konusudur. Bu noktada yüz binlerce insan toplumu tutsaklaştırmayı hedefleyen güçlere bir ağızdan Hodri meydan!demiştir.
İmamın Ordusu istendiği kadar suç delili, bulunduranlar da terör suçlusu olarak ilan edilirse edilsin, Türkiye’de hiçbir mahkemenin yüz binlerce insan hakkında yakalama/tutuklama emri çıkarmaya gücü yoktur.
Sivil itaatsizliğin başarısı da bunu görerek korkuyu yenmekte yatmaktadır.
***
Siyasal iktidarlar çoğu zaman güçlerini topluma şırınga ettikleri kavramlar üzerinden pekiştirirler. AKP iktidarının şırıngaladığı kavram da Ergenekonculuktur. İktidar elindeki çeşitli kurumları ve kendisine bağlı medyayı seferber ederek bu kavramı yaratmıştır. Süreç, Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen el bombalarıyla başlamıştır.
Ne var ki iktidarın başlardaki söylemi devlet içindeki terör çeteleri” ile sınırlıyken, başta Zekeriya Öz olmak üzere özel yetkili kimi savcıların işgüzarlığı ile 1950’ler ABD’sindeki McCarthy’cilik benzeri bir cadı avına dönüştürülmüş, sulandırılmış, içinden çıkılamaz bir duruma getirilmiştir. Başında toplumun bağırsaklarını temizleme operasyonu olarak algılanan ve geniş kesimlerce destek gören bu süreç uzadıkça en çığırtkan onaylayıcıları bile kuşkularını dile getirmeye başlamışlardır.
Yıllardır süren davalardan bugüne kadar hiçbir sonuç alınamamıştır. Üç yıldır tek bir davayı bile sonuçlandıramamak en hafifinden beceriksizliktir. Tutukluluklar ise infaza dönüşmüştür. Arkadaşımız Mustafa Balbay son 36 günü tecritte olmak üzere 760 gündür içeridedir.
Ne yapacaklarını bilemez durumdaki savcılar yazarların, gazetecilerin, bilim insanlarının basılmamış kitaplarından belki işe yarar bir şey çıkar umuduyla medet umma noktasına gelmişlerdir. Evrensel temel insan hakları açıkça çiğnenmektedir.
***
Bu gelişmelere bağlı olarak Ergenekonculuk kavramının da içi hızla boşalmaktadır. Artık birçok insan bu kavramla suçlanmaya aldırmamaktadır. Ergenekon davaları çöküşe yaklaşırken, Ergenekonculuk da AKP iktidarının elinde geri tepen bir silaha dönüşmektedir. Bu kavram üzerinden siyaset yapmak isteyenler giderek toplumda alay konusu olmaktadır.
İktidarlar, kendilerini en güçlü hissettikleri noktada düşüşe geçerler. Bunu göremeyen iktidarların sonu hüsran olur. AKP iktidarı da düşüşe geçtiğinin henüz farkında değildir. Erk körlüğünden maluldür. Önümüzdeki genel seçimlerden yine birinci parti olarak çıkabilir, fakat tek başına iktidar olma şansı giderek azalmaktadır.
Hava karanlıktan aydınlığa dönmektedir.
Umutlu olmamak için ortada hiçbir neden yoktur.

(Cumhuriyet 04.04.2011)

Deniz KAVUKÇUOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1422