Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor

~ 03.01.2014, Nihat BEHRAM ~

‘Ayakkabı’ 14 Aralık 2008’de sansasyonel bir biçimde siyaset sahnesine çıkmıştı. Daha doğrusu, Bağdat’taki sahnede, dönemin ABD Başkanı Bush konuşurken, Muntezir El Zeydi adlı Iraklı gazetecinin fırlattığı ayakkabı, tam isabet almasa da, Bush’un ‘sahne starlığını’ foslatmıştı. Artık sahnede ayakkabı vardı! El Zeydi bu eylemi nedeniyle 3 yıla mahkûm olsa da, 9 ay sonra serbest bırakıldığında “Ben bugün özgürüm ama işgalin üstünden 6,5 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkem hâlâ esir; ABD hâlâ Irak’ta” demişti. Siyaset sahnesine çıkıp ‘silah’ olabileceğini kanıtlamasıyla ‘ayakkabı’ bütün dünyada ünlenmişti. Necef’te göstericiler ABD konvoyunu fırlattıkları ayakkabılarıyla protesto etmişti. Şiiler Zeydi’yi ‘kahraman’ ilan etmişti. ‘14 Aralık’ın ‘uluslararası ayakkabı günü’ olması için başvuranlar olmuştu.
 
Bu olayın (3 gün gecikmeyle), 5. yıldönümünde bu kez ‘ayakkabı kutusu’ siyaset sahnesine çıktı! “Yağma Hasan’ın böreği”ne zula olarak! Zulanın patlamasıyla, ayakkabı kutusu da ‘silah’ özelliği taşıyabileceğini kanıtladı. Öyle ki, elinde ayakkabı kutusuyla gelen birini gören devlet yetkilisinin tüyleri diken diken oluyor. Elinde ayakkabı kutusu taşıyana ‘terörist’  gözüyle bakıyorlar. Halk ayakkabı kutusunun gizini merak ederken, ‘zula’sı ayakkabı kutusu olan iktidar; soygunu, hırsızlığı, rüşveti, yolsuzluğu, yağmayı örtmek için akla hayale gelmedik her yola başvuruyor. Dinci yobazlar ve yalakaları, ‘örtme - örtünme’ konusuna o kadar kafa yordular ki, sonunda ‘örtü’ ellerine ayaklarına dolaştı. ‘Ayakkabı kutusu’nun üstündeki örtüyü açmaya çalışmak yandaş medyada “günah” muamelesi görüyor! Ayakkabı kutusu siyaset sahnesine çıkalı beri, her kademeden iktidar yetkilisi ve her kademeden iktidar kürekçisi şaşkın! Dilleri dolaştı. Suçlunun kendini savunma içgüdüsü yalana gebedir. Yalansa itirafa gebedir. Eğer suçlu güç sahibiyse, kurtulmak için gözdağı ve şiddet dahil her yola başvurur. Bugün olan odur: Yalan, itiraf işportada; gözdağı ve şiddet dört nala! Devletin Bakanı, “Rıza Sarraf’la aynı ortamda bile bulunmadık” diyor, ertesi gün aynı masada yemek yerken fotoğrafları yayınlanıyor. Başbakan Danışmanı “İnsanoğlu yolsuzluk yapabilir, hepimiz insanız!” diyor. Emniyet Müdürü görevden alınmasını “Takdir-i ilahi” diye açıklıyor. Medyadaki kürekçi “Keşke, bakanların alabileceği rüşvet minimuma inebilse” diyor. Anayasa ‘prof’u olan Vekil,  “Yolsuzluklar son aylarda mı oldu, kullanmak şimdi mi aklınıza geldi?” diyor. Eh, suçluluk psikolojisinde ağız ve dil böyle dolaşır. Gerçeği örtmeye çalıştıkça açarsın! ‘Baş örtme’ uzmanlığı ‘dil örtmeye’ yetmiyor!
 
‘Ayakkabı kutusu’ açıldı açılalı; yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık belgeleri saçıldı da saçıldı. İktidar ‘örtme’ çabasında; halk ise neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor! Neyin ne olduğunu bilenlerse, halkı soygun düzenine karşı mücadeleye çağırıyor. İktidarın en diktacı örtme çabalarına rağmen yolsuzluk, soygun  dosyaları kamuoyuna yansıdı: “Etiler Polis Okulu Arazisi, Sultanbeyli Maden Arazisi, Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü Arazisi, Mecidiyeköy Mahmutbey Metro Hattı, 14 Termik Santral İhalesi, Marmaray’da Büfe İhalesi, Çanakkale Karayolu İhalesi, İstanbul-Ankara Hızlı Tren Projesi, Viranşehir - Kızıltepe Yol İhalesi…”
 
Herkesin ortaya çıkmasını beklediği yolsuzluk konuları var, benim beklediğim: Çamlıca Tepesi! Doğal çıplaklığıyla İstanbul’un eşsiz güzelliklerinden bu tepe, Sit Kurulu ve mahkemenin ret kararına rağmen, nasıl oldu da imara açıldı? Oraya, İstanbul’un her tarafından görülecek ve kente ‘tepeden’ bakacak cami kondurmayı ne Osmanlı Padişahları düşünmüştü ne de dönemin mimarları. Çamlıca’nın imara açılması ve Çamlıca Tepesi’ne cami konusu tazeyken, işin içinde ‘yağma ve yasa tanımazlık’ olduğu; “İktidarın, depremde yıkılabilecek yapıları yeniden yapmak için çıkardığını belirttiği ‘Kentsel Dönüşüm Yasası‘nının rant yaratmak amaçlı olduğu bir kez daha belgelendi. Çamlıca Tepesi’ne yapılacak caminin altından çıkan AVM ve rezidans projesine imar izni, belediyeler ve mahkemenin ret kararına karşın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verildi” diye basına yansıdı. Gürsel Tekin, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yargı kararını yok sayarak burayı imara açtı. Yargı kararında ‘Oranın imar planına açılması söz konusu bile olamaz’ deniyor ” diye açıkladı. İktidarsa bildiğini okudu: Çamlıca Tepesi’nin bağrı son hızla deşiliyor. Çığlığı insanlığı yardıma çağırıyor. Çamlıca Tepesi’nin imdadına koşmalıyız; geç kalmadan!

---------
Walt Whitman: “Öbür dünyalarla uğraşmak aramızdaki kötülükleri düzeltmez, bu dünyaya odaklanmak gerekli!”

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1064