B. Erdoğan - El Kadı Fotoğrafı Neden Haberden Sayılmadı?

~ 03.01.2014, Can DÜNDAR ~

Cevabı bildiğimden değil, merak ettiğimden soruyorum:
Bir Başbakan’ın oğlunun, bir dönem dünyada “terörü finanse eden isim” olarak aranan ve ülkeye girişi yasaklanan bir işadamıyla buluşmasına ilişkin fotoğraf haber değil midir?
Dünyanın her yerinde haberdir.
Bu fotoğraf bütün medya kuruluşlarına “servis edildi”.
Neden birkaçı dışında büyük çoğunluk, görmezden gelmeyi tercih etti?

***

İyi niyetli bakmaya çalışalım:
O işadamı hakkındaki suçlamalar ve yurda giriş yasağı daha sonra kaldırılmış. Dolayısıyla bu buluşmada hukuki bir sorun görmemiş olabilirler.
Peki etik bir sorun yok mu?
Devletin tüm imkânlarını elinde tutan ve üstelik bu imkânları menfaat için kullandığı gerekçesiyle daha geçen hafta savcılığa ifadeye çağrılan bir Başbakan oğlundan söz ediyoruz.
Onun -belki “Kimse bize dokunamaz” özgüveniyle, belki “Yanlış bir şey yapmıyorum ki” düşüncesiyle İstanbul’un en işlek otellerinden birinde, bu kadar şaibeli bir şahısla uluorta iş görüşmesi yapmasında etik bir sorun yok mu?

***

Haber yapmamanın daha ciddiye alınabilecek bir mazereti, manipülasyona alet olmama kaygısıdır.
Doğrusu bu, son dönem tarafsız kalmaya gayret eden bütün gazetecilerin ortak sorunu... Çünkü hükümet de, cemaat de medyayı kullanmak için dosya sızdırmadan haber çarpıtmaya, sahte belge üretmeden yalan beyan üretmeye kadar her yolu deniyor.
Artık sızdırılan bilgiler, haber formatında yazılmış, başlığı, ara başlığı konulmuş, fotoğraf altı dizilmiş olarak yollanıyor.
Gelen bilgiyi doğrulatmanın da zor olduğu bu ortamda, taraflardan birine alet olmadan habercilik yapabilmek çok zor.
O yüzden temkinli olmak şart...
Ne var ki El Kadı’nın yasaklı döneminde Türkiye’ye girdiğine dair haber ve fotoğraflar daha önce yayımlandı ve yalanlanmadı. Görüşmeye ve tapelere dair de şu ana kadar yalanlama gelmedi.
Diyelim ki buna rağmen Bilal Erdoğan - El Kadı görüşmesi, medya yöneticilerince ilginç bulunmadı. Peki polisin Başbakan’ın oğlunu otel lobisinde izleyip, görüntüleyip, konuşmaları kaydedip basına servis etmesi de mi haber değil?
Başbakan’ın “Asıl hedef benim. Beni oğlum üzerinden vurmaya çalışıyorlar” sözlerini de doğrulayan bu durum, nasıl görmezden gelinir?

***

Neyse, bahane aramayalım:
Maalesef biliyoruz ki çoğu medya kuruluşunun haberi görmezden gelme nedeni -işine gelmemesi değilse- korkudur.
Ama artık onların görmemesi, kamuoyunun bilmemesi anlamına gelmiyor.
Ve onlar devekuşu gibi davrandıkça, kusurunu gizledikleri insanlar değil, kendileri itibar kaybediyor.  

Böyle devlet adamları da vardı 
Bugünlerde başbakan ve bakan çocuklarının, baba nüfuzuyla yaptığı işler gündemde ya... İsmet İnönü’nün asla devletle iş yaptırmadığı çocuklarından Erdal’la, cumhurbaşkanlığı dönemindeki bir yazışmasını anımsadım. ““Canım Erdalım, Sevgili Babacığım” kitabımda (Can Y. Ekim, 2011) yer verdiğim bu iki mektubu, bugünlerle kıyaslamanız için özetliyorum:

***

21 Şubat 1949 ”Sevgili anneciğim, Dün bir kürkçüye gittim. Bir hermin kap (dediğiniz gibi kısa ve tuvaletin üzerine omuza alıcak şekilde) (beyaz), vergiyle beraber 1260 dolar, fakat Amerika dışına satılırken bu vergiden muaf tutuluyor, biz 1000 dolara alabileceğiz. Bugünler Christmas’tan sonraki ucuz zaman içinde olduğu için şimdi nispeten ucuzmuş, yaza doğru daha pahalılaşacakmış. Ben söylediğim beyaz kapı benim için saklamalarını tembih ettim. Üç haftaya kadar bir cevap vereceğimi söyledim. O zamana kadar düşündüğünüzü söylerseniz iyi olur. 27 Şubat 1949 “Erdalım, sevgili oğlum, Annene yazdığın 21 tarihli mektubunda (...) kürk hikâyesini okudum. Olacak iş değil. O kadar doları bulamayız. Hemen sözünü geri al. Senin bu kadarcık ihtiyat paran için üç senedir uğraşıyoruz. Hulasa, olacak iş değil.” İsmet İnönü  

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 960