Kriz Kerize Evladır

~ 27.12.2013, Ali SİRMEN ~

 

“Küçücük kutucuk
İçi dolu paracık.”
Kokuşmuşluk zirveye tırmanarak patlak vereliberi, moda olan bulmaca işte bu. Bakalım, Tayyip Bey’in bu bulmacaya cevabı ne:
“Halkbank Genel Müdürü’nün evinde çıkan paranın bankayla ilgilendirilmesi vatana ihanettir. Yazılanlardan okuduğum kadarıyla Çorum Osmancık İmam Hatip Lisesi ile ilgili verilmiş bir söz var. Genel müdür kendisinin mezun olduğu imam hatip lisesi için çaba içine girmiş. Detayını bilmiyorum.”
Başbakan, paranın Osmancık İmam Hatip Lisesi için ayrılmış olduğunu söylüyor. AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge de bu miktarın Balkan Üniversitesi’ne tahsis edilen bağış olduğunu söyleyip talepte bulunuyor:
- Paramızı verin!
Paranın kaynağı da meçhul, hedefi de. Ama Başbakan’a sorarsanız bunun önemi yok. O, Halkbank Genel Müdürü için kefaletini şu sözlerle dile getiriyor:
- Halkbank Genel Müdürü’nün dürüstlüğünden en ufak bir şüphem yoktur. Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur.
Başbakan’ın açıklamalarına göre genel müdür saf ve dürüsttür; kendi protokolünde olan Rıza Sarraf ise hayırsever bir kişidir.

***

Yukarıdaki açıklamalar üstüne, ister istemez insanın aklına şu fıkra geliyor:
“Adamın biri, iki bavulla gümrükten geçmek isterken memur sorar:
- O bavullarda ne var?
- Kuş yemi der bizimki.
- Aç bakalım diye üsteler memur.
Bavullar açılınca görülürki silme kol saati dolu.
- Bu ne biçim kuş yemi, diye sorar memur.
Bizim uyanık pişkinliğe vurur:
- Valla ben önlerine koyuyorum yerlerse abi!” Bilmiyorum Pakistan’dan İstanbul’a kuşlar gibi uçmakta olan basın mensubu arkadaşlarımız, o sırada önlerine konanı yediler mi?
Ama onlardan beklenen bunu kendileri yeseler de, yemeseler de, halka yedirmeleridir. Elhak bu konuda şimdiye dek çok başarılı işler de yapmışlardır.
Bugün devletin erklerinin birbirlerine düşmeleri, birbirlerini tasfiyeye teşebbüs etmeleri boyutuna kadar varan devlet krizinde de onlardan beklenen yine budur.
Başbakan bu durumu hasarsız atlatmak için halkın algı zaafına güveniyor ve olayları şöyle açıklıyor:
“Dış güçler, sürekli yükselen, güçlenen Türkiye’deki gelişmeleri sağlayan Başbakan’ın önünü kesmek üzere, içeride devlet içinde odaklanmış çetelerle ve muhalefetle işbirliği yapmışlardır. Başbakan bunlara karşı Türkiye’nin çıkarlarını savunmak için yeni bir ‘istiklal savaşı’ başlatmıştır.”

***

Bu masalı yedirmek için kamuoyunun algı zafiyetinin büyük boyutlara ulaşıp kerizlik kertesine varmış olması gerek.
Başbakan, kamuoyunun kerizliğine güveniyor.
Güveninde haklı çıkarsa hiçbir şey olmamışçasına sürecektir her şey.
Yok öyle olmazsa toplum krizin ortaya koyduğu uyarıya kulak verecektir.
Krizler, toplumsal bozuklukların semptomlarını topluluklara fark ettirmeleri açısından yararlıdır. O sayede toplumsal bozukluklara tanı konur, tedaviye başlanır; kriz ne kadar büyükse alınan önlemler yapılan tedavi de o derecede köktendir. Ama bu sayede bozukluklar da düzelir. Örneğin 2001 krizinde alınan önlemlerle zayıf olan bankacılığımızın aksaklıklarını giderecek önlemler alınmış, bu sayede ileride aynı çıkmazlara düşülmesinin önü kesilmiştir.
Bugün patlak veren devlet krizi de birçok belirtiyi ortaya sermiştir.
Eğer toplum bunu iyi okursa, toplumdaki kokuşmuşluk, hırsızlık, yolsuzluk, baskıcılığın önüne geçilecek önlemlerin yolu açılmış, krizden hayır sadır olmuş olacaktır.
Yok toplum bunu doğru dürüst okuyamaz ve kendi kerizliğine bel bağlayanları haklı çıkaracak tavrı benimserse, o zaman içinde yaşadığımız krizden de daha büyük bir badireyle karşı karşıyayız demektir.
Evet, gerçekten kriz kerize evladır. Çünkü krizden, doğru okunabilirse eğer, hayır sadır olur, ama “keriz”den asla olmaz.  

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1172