Hukuk Size de Lazım Oldu

~ 20.12.2013, Can DÜNDAR ~

Etme bulma dünyası” diyorsunuz değil mi, olup biteni izledikçe...
Mesela Başbakan, “Psikolojik harp oynanıyor” deyince, iddianın patentinin İlker Başbuğ’a ait olduğunu hatırlıyorsunuz.
Mesela Arınç, Birbirinden farklı konular ve isimler bir araya getirildi” dediğinde, “Hadi ya, ilk kez mi oluyor” diye içinizden geçiriyorsunuz.
Şimdi operasyonu yöneten savcı Öz’ün yanına “refakatçi savcı” verdiklerini duyunca, Erdoğan’ın Ergenekon soruşturması sırasındaki sözlerini anımsıyorsunuz:
“Niye savcıya (Öz’e) vuruyorsun? Bırak bakalım nereye varacak bu işin sonu...”
Soruşturma sürecinde gizliliğe uyulmadığından, insanların sabahtan evlerinden alındığından yakınan Hükümet Sözcüsü’nün çifte standardına hayret ediyorsunuz.
“O ayakkabı kutularını dolaplara polis yerleştirdi” demesini bekliyorsunuz.
Bu sözleri, “Hukuk bize de lazım oldu” diye okuyorsunuz.
Hele “İşadamları tehdit ediliyor” deyince kahkaha atıyorsunuz.
“Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” sözünü anımsayıp o günün geldiğini düşünüyorsunuz.

***

Bir koltuk, oturanı bu kadar mı kendine benzetir.
Bir insan, bu kadar mı karşıtına dönüşür.
28 Şubatçılar için ne diyorlardı:
“Medyaya, sermayeye baskı yapıyorlar, cemaati kıskaca alıyorlar, fişliyorlar, akreditasyon uyguluyorlar.”
Bir baktık ki, bundan yakına yakına hepsini misliyle yapmaya başlamışlar. O kadar ki 28 Şubat’ta ‘Cemaat’le ilgili yazıları yüzünden paşaların talimatıyla Akşam’dan kovulan Nazlı Ilıcak, aynı gerekçeyle bu kez Sabah’tan kovuldu.
Akşam’dan Sabah’a hiçbir şey değişmedi yani...
Ama değişmeyen bir şey daha var. Demirel’in 12 Eylül karanlığında Ilıcak’a söylediği, gazeteyi kapattıran o gerçek:
“Her gece, iki sabah arasındadır.”

***

Komutanlar gözaltına alındığında ne demişti Arınç:
“Türkiye bağırsaklarını temizliyor.”
Bugün de aynen öyle... O halde hadi yine hep birlikte şarkımızı söyleyerek bitirelim:
“Beraber yürüdük biz bu yollarda/
Hizmet’le büyüdük bu iktidarda/
Şimdi art arda gelen gözaltılarda/
Bana her şey sonu hatırlatıyor.”  

Soruşturmadan alınan Deniz Feneri Savcısı Nadi Türkaslan:

Başsavcı, savcıları siyasi baskıdan korumalı

Nadi Türkaslan, Deniz Feneri soruşturmasının görevden alınan savcısı... 
Tam yolsuzluk operasyonunun hükümet bağlantılarını ortaya koyacakken tuhaf bir ithamla HSYK tarafından hakkında soruşturma açıldı. 
Soruşturmadan uzaklaştırıldı. 
Suçluları kovalarken “suçlu” duruma düşürüldü. 
Hakkında ileri sürülen suçlamalarla yargılandı, beraat etti. 11 aydır Yargıtay’ın kararını bekliyor. Ankara Adliyesi’nde göreve devam ediyor. 
Bu arada Deniz Feneri davası ne oldu? 
“O savcılar alındıysa ne olacak canım, devlette savcı mı yok. Davayı başka savcılar üstlenir” dediler. 
İşin öyle olmadığı görüldü. 
Davanın can alıcı iki boyutu vardı: 
Örgüt ve nitelikli dolandırıcılık suçlaması... 
Yeni savcılar bu iki boyut hakkında takipsizlik verdi. 
Zayıf bir dava açıldı. Kaplumbağa hızıyla ilerliyor. 
Anlaşıldı ki o üç savcının görevden alınması ve medya kampanyalarıyla hedef haline sokulması, soruşturmanın engellenmesi içinmiş. 
‘Etme bulma dünyası’ 
Son operasyondan sonra savcı Zekeriya Öz’ün soruşturmadan alınacağı söylentileri çıkınca Türkaslan’la görüştüm. 
Etme bulma dünyası, diyor musunuz” diye sordum. 
Güldü. Dedi ki: 
“Dün ben Deniz Feneri soruşturmasından alındığımda alkışlayanların bugün ‘Nerede hukuk’ demeleri çok manidar... 
O dönem bize uygulanan yöntemin aynısını bugün onlara uygulamak istiyorlar. 
Bizimle ilgili suçlamaların iki amacı vardı: 
Bizi hesap vermek durumunda bırakmak ve bu yolla, -daha önemlisisoruşturmanın rotasını değiştirmek... 
Galiba bizim durumumuz örnek oldu; şimdi uydurma suçlamalarla savcıları soruşturmadan alma konusunda daha dikkatli davranıyorlar. Ama bu kez de polise aynı yöntem uygulanıyor. Bu yöntem bir hukukçu olarak beni ürkütüyor.” 
İki yeni savcı 
Bu kez savcıyı görevden alamadılar, “ yükü ağır” diye yanlarına iki yeni savcı eklediler. 
Bu ne anlama geliyor? 
“Niye katıldıklarına bakmak lazım” diyor Nadi Türkaslan... 
“Sırf sorgulara yardımcı olsun diye mi alındılar, soruşturmaya devam etsinler diye mi...” 
Başsavcı dirayetli olmalı 
Peki bu soruşturmaların sağlıklı yürümesi için ne yapmalı? 
Türkaslan’a göre “Burada büyük yük, başsavcıya düşüyor. 
O dirayetli davranmalı. Siyasi baskı ne kadar ağır olursa olsun soruşturmadan savcı almamalı... En zoru bu, ama en zorunlusu da bu... Başsavcının baskılara direnebilmesi lazım.”  

Can DÜNDAR | Tüm Yazıları
Hits: 932