Seçimlere nasıl girmeli?

~ 27.10.2013, Nazım ALPMAN ~

Gelecek yılın Mart ayında yapılacak yerel seçimler için, her organizasyon kolları sıvadı kendine göre çalışıyor.

Konu belediye başkanlığı olduğu için adayların kimlikleri kendiliğinden öne çıkıyor. Aday tespitinde en rahat olanı Adalet ve Kalkınma Partisi. İsteyen istediği yerden aday olabiliyor. Bu konuda büyük bir “özgürlük” söz konusu… Nasıl olsa her yerleşimde parti kiminle seçime gireceğini tartışılmaz birisi belirleyecek:

-Recep Tayyip Erdoğan!

Esas sorun ana muhalefet partisinde yaşanıyor. CHP özellikle İstanbul ve Ankara’da kiminle seçmenlerin karşısına çıkacak? Sosyal demokratlar aday tespitinde iktidar partisi ile fazlaca farklı bir yol izlemiyorlar. AKP’de Erdoğan, CHP’de ise “genel merkez” var!

Önseçim yok!

Oysa bu konu 1983 Genel Seçimleri öncesinde gündeme gelmişti. 12 Eylül Cuntası, “zaman dar bir an önce seçim yapılısın” diye önseçimi 1 defalığına ertelemişti!

1983 askeri cuntası ile 2013 çok partili demokrasisi arasında 30 yıl geçmiş olması dışında bir fark bulunmuyor. İktidara kim geldiyse, askeri dikta dönemini eleştirip, uygulamalarını aynen benimsedi!

Sağda yer alan partileri bir yana koyuyoruz. Kendilerini “sol” parti olarak takdim edenler de (SHP, CHP, DSP) bir türlü ön seçimi kabul edip uygulama fırsatları yaratamadılar.

Kürt partilerini bir kenara ayırmak gerekiyor. Onlar seçimlere katılabilmek için her dönemde devletin ayak oyunlarından başlarını kaldırıp ön seçim denemelerine fırsat bulamadılar.

Sosyalist Sol ise en fazla “ilkeler” üzerinde çalıştığından seçimler gelip geçti, onlar seçime girme ilkelerini belli bir mutabakata oturtamadılar. Buna karşın hem Kürtler hem de sosyalist sol belediye başkanlıkları kazandılar!

Şimdi CHP İstanbul için Mustafa Sarıgül üzerine yoğunlaşmış durumda… Çok geniş bir yelpazede tartışılıyor:

-Sarıgül olur mu, olmaz mı?

Sarıgül’ün Şişli’deki performansına kimse bir şey diyemez. Sadece Şişli’de değil başka ilçelerde yaşayanlar bile Şişli Belediyesi’nden hizmet alabiliyorlar. Mesela Anadolu’nun bir şehrine cenaze mi gidecek? Şişli Belediyesi araç temin ediyor. Hem cenaze hem de aile yakınları İstanbul’dan Türkiye’nin öteki ucuna gidebiliyorlar.

Bu yüzden seçmen nazarında Sarıgül’ün açık ara “itibarı” söz konusu… Ama aynı “itibar” CHP’nin yönetici kadrolarda bulunmuyor.

Bu makas Sarıgül ile CHP arasındaki bir açıyı ifade etmiyor. Halk ile siyasi partiler arasındaki aralığın fotoğrafını oluşturuyor.

Bu yüzden 2014 Mart’ı yaklaşırken herkes birbirine soruyor:

-Seçimlere nasıl girmeli?

***

Halkların Demokratik Partisi

Bu hafta sonu Ankara’da iki önemli toplantı yapılıyor. 26 Ekim Cumartesi günü Halkların Demokratik Kongresi, 27 Ekim Pazar günü de Halkların Demokratik Partisi Genel Kurulları var.

Mart 2014 Yerel Seçimlerine Türkiye’nin Batı illerinde HDP adaylarıyla halkın karşısına çıkılacak. Yeni partinin TBMM’deki yeri şimdiden hazır: Ertuğrul Kürtçü, Sırrı Süreyya Önder ve Sebahat Tuncel yeni yapı için BDP’den istifa ettiler.

Sol cenahta entelektüel düzey yüksek olduğu için ittifaklar konusunda “kılı kırk yaranlar” çoğunlukta haliyle…

Birlik ihtiyacı ise yakıcı bir durum olarak ortada!

Demokrasinin nimetlerinden istifade ederek gelmiş, parlamento çoğunluğunu ele geçirmiş (kazanmış değil) bir siyasi yapının giderek otoriterleşen yönetimi var. AKP daha doğrusu Tayyip Erdoğan, bir afet gibi ülkenin üzerine yığılıyor. Altından nasıl kalkılabileceğini “Güzel Haziran” ile gördük.

Bu yüzden “birlik” temalı her yapılanma heyecan yaratıyor. Türkiye’de sadece sol sosyalist çevreler değil bütün bir toplumun göz kulağı Ankara’da olacak bu hafta sonu:

-Halkların Demokratik Partisi umut olarak yola çıkıyor!

***

Aşk Ağlatır

Yönetmen Mehmet Taşdiken’in ilk uzun metrajlı filmi “Aşk Ağlatır” 25 Ekim’den itibaren sinemalarda gösterime girdi. Çarşamba gecesi Maslak TİM’de yapılan galada Türkiye mozaiği bir araya geldi.

En üstten başlarsak, TBMM Başkanı Cemil Çiçek gösterimden önce yapılan kokteylde yer alıyordu. Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı Ahmet Sever, naklen yayın sihirbazı Musa Çözen, Elektrik Mühendisleri Odası eski Başkanı Gazi İpek, bir süre önce gazetesinden ayrılan “Derin Milliyet” lakaplı Tahir Özyurtsever, gazeteci İpek Durkal, Ankara basının ağır topları Murat Yetkin, Muharrem Sarıkaya, usta müzisyen Baha Boduroğlu, şarkıcı Bilgen Bengü, sanatçı Fatih Mühürdar hemen dikkat çeken isimlerdi… Gecenin organizasyonunda yer alan 1990’ların efsane lokali Eskandil’in işletmecisi Esra Alkan, film öncesinde hala bir şeylerin düzenleme telaşındaydı.

Filmin senaryosunu Dostoyevski’nin Ezilenler adlı eserinden uyarlayan Mehmet Taşdiken, toplumun uzağında gibi duranların hayatlarını beyaz perdeye başarılı biçimde aktarmış. Film görsel açıdan büyük bir şölen sunuyor. İstanbul’un bildiğimiz manzaraları o kadar güzel çekilmiş ki, “sahiden orası mı?” diye sormadan edemiyorsunuz.

Görüntü Yönetmeni Murat Kılıç özel bir alkışı hak ediyor. Tıpkı filmin özgün şarkısını yapan Gökhan ve Ercan Çağıran ikilisi gibi…

Melih Selçuk zor rolün altından başarıyla kalmış. Küçük oyuncu Aslıhan Kapanşahin de öyle ağır bir yükü başarıyla omuzlamış. Daha geride gibi duran ustalar Yılmaz Gruda, Ege Aydan, Itır Esen, Levent Öktem inandırıcılıklarından hiç kuşku duyulmayacak bir performans sergiliyorlar.

Peki filmin anlattığı şey ne?

İyi insanlar hiç de az değil bu dünyada… Ama filmin afişinde yer alan “gözyaşı” garanti… Zaten ne demişler:

-Aşk ağlatır!

Nazım ALPMAN | Tüm Yazıları
Hits: 1107