Hukuk ve demokraside uygun adım geriye!

~ 24.08.2013, Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU ~

2013 sonbaharında yeni bir hukuk ve demokrasi paketinin hükümet tarafından gündeme taşınacağı, daha şimdiden duyurulmaktadır. Amaçlanan değişikliklerin ya bu hükümetçe daha önce yapılıp miadını dolduran ya da 12 Eylül düzenlemeleri olduğu anlaşılmaktadır. Buradaki iki anlayış ta örtüştüğü için, bu düzenlemelerin kaldırılıp yine sadece iktidarın anlayışına göre biçimlenecek düzenlemelerin ortaya çıkması, sonuçta bir şeyi değiştirmeyecek, farklı bir algı yaratılmak istense de 12 Eylül bir şekilde yine yaşamaya devam edecektir.

Hukuk ve demokrasi düşüncesinde içten olmak, yeni Anayasa hazırlık çalışmaları başlatılırken, önce demokratik hukuk devletine uygun bir ortamın yaratılmasını, demokrasinin 12 Eylül’ün tanımından kurtarılmasını, Anayasa çalışmalarının da ancak bu yeni ortamdan beslenerek ve bu ortama dayanarak başlamasını gerektirirken, ısrarla bundan uzak durulmuştur. Dolayısıyla 12 Eylül’de beş generalin yaptıkları, yine o yöntemlerle ancak sivil biçimde sürdürülmektedir. Halen TBMM’de dört siyasi parti grubu bulunduğu hatırlandığında, 12 Eylül’den kalan ve o dönemin demokrasi anlayışını da yansıtan Siyasi Partiler Yasası uyarınca biçimlenen siyasi partiler üzerinden, geçmişteki beş generalin yaptıkları bugün dört sivil generalce yapılmaktadır. Yapı böyle olunca, hangi paketle ne demokrasisi!

Bugün demokrasinin içeriğini dolduran ve biçimlendiren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden, örgütlenmelerden, seçim ve siyasi partilere kadar her alandaki yasalar, 12 Eylül’den kalan veya o dönemin anlayışını yansıtan yasalardır. Bu yasaları, en son Gezi olaylarında da görüldüğü üzere yetkisi olmayan konularda bile çok sert biçimde uygulayan hükümetin, şimdi kendisini aklamak için, “işte o yasaları değiştiriyorum” söylemi, hiç inandırıcı da olmayacaktır. Kaldı ki bu yasalar, değiştirilme söylemi altında geçmişte yapıldığı gibi başka isimlerle ya da uygulamalarla yine yürürlükte tutulacaktır! Geçmişteki KHK furyasının yerini artık ya bu torba yasalar ya da ilgisiz yasaların temel yasa adı altında TBMM’ye taşınması yolu almıştır! KHK’lardan tek fark, sonuç imzaları artık doğal olarak hükümet değil görünürde TBMM Genel Kurulu atmaktadır. Çünkü Genel Kurul’da hükümete rağmen bir şey yapılabilmesi olanaklı değildir ve hükümet de kendi işlemlerini TBMM işlemi gibi sunarak nedense kendini aklama yolunu tercih etmektedir.
Şimdiye kadar yapılan düzenlemelere bakıldığında demokrasi, hukuk, yargı vb. alanında birçok paketin çıkarıldığı, her paket sonrasında ise kaçınılmaz olarak yeni düzenlemelere zemin yaratıldığı bilinmektedir! Böylece ortaya çıkan paketlerle ise sonuçta özgürleşme veya açılımın da tam aksine, belirtilen alanlar paketlenmektedir! Bu kadar çok paket ise, ister istemez tum bu paketleri içine alacak bir çuvalı yaratacaktır ki, kendi sonunu getirmeyen bir aşırı güç olmadığı gerçeği de bir kez daha görülecektir...

Hukuk ve demokrasi alanı ve hatta daha da ötesi bütün yönetim, AYM kararında vurgulandığı üzere “laik ve demokratik cumhuriyete aykırı” bir siyasi partiye bırakılıp, ondan “demokratik hükümet” etmesi beklenmektedir! Bu paketlere de herkes, yeni ve olumlu adımlar atılacağı düşüncesiyle sessiz kalmaktadır. Bu adımları atacak olan siyasi parti demokratik hükümet edebilmek için, kendini mi değiştirmiş, ben laik ve demokratik kimliğe mi büründüm ya da bürüneceğim mi demiştir...

Hafta içi basına yansıyan bilgilerden hatırlarsak AKP, AYM’nde daha önce kendisi hakkında açılan dava için, yargılamanın yenilenmesi başvurusu hazırlıkları yürütmekte imiş... O davaya konu edilen ve karara dayanak alınan eylemlerin, o dava süreci ve sonrasında daha da artarak sürdüğü, ancak bunlar için henüz bir işlem yapılmadan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tepeden tırnağa ve yine AYM’nin de aynı şekilde değiştirildiği ortadadır. AKP, dava konusu eylemlerini dava sonrasında da artarak sürdürmüş iken, ileri demokrasi adına yargıda atılan adımlarla, artık o yargı kurumları önceki işlemleri yapacak kurumlar olmaktan da uzaklaştırılmıştır. Demokratik olmadan demokrasi mücadelesi verilemeyeceğinin, aksi halde işbaşında bulunmanın ancak sivil darbe ile açıklanabileceğinin farkında olan, kendisini de değiştirmeyip aynı yolda pekiştiren AKP, şimdi “ben demokratım” diyebilmenin tek yolunun, biçimlendirdiği yargı kurumları, sonrasında o davayı da hukuki değerden düşürmek, “demokrat olmak değil, demokrasiyi kendine göre tanımlamak” olduğunu anlamıştır ve bu yolda yürümektedir. Böylece kendisinin ısrarla demokrasi dışı değil demokrat olduğunu vurgulayan, bu konudaki mahkeme kararını ortadan kaldırmayı amaçlayıp bu tartışmadan duyduğu rahatsızlığı saklayamayan, o karara konu eylemleri dava sonrasında daha fazlasıyla yapmaktan uzak durmayan siyasi parti, şimdi o eylemler ve daha ilerisini hukuk ve demokrasi paketleri adı altında getirmekte, yani hukuk ve demokrasiyi kendisine göre tanımlamaya, bu alanlara toptan el atmaya son sürat devam etmektedir.
Bu siyasi parti hükümetinden tüm bu paketleri bekleyenler ise hâlâ daha demokratik olmayan bir siyasi parti nasıl demokratik hükümet görevi yapabilir, bunu anlayamamışlardır. Bu paketlerin içine serpiştirilen bir kaç konuyu da kamuoyu ilgisi çekilerek gerçekte yapılanlar perdelenmekte, yasa yoluyla sivil darbenin adımları atılmaya devam edilmektedir.

(SolHaber)

Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 845