Ergenekon Çarpıtmaları...

~ 08.08.2013, Nilgün CERRAHOĞLU ~

Ergenekon tutuklamaları tam gaz sürerken Ahmet Altan hiç unutmuyorum; “Yakalanan isimler toplumun ‘tanınmış’ insanları” diye yazmış, şunları söylemişti:
“Ergenekon’a çok benzeyen bir örgüt İtalya’da yakalanmıştı. Şu ünlü P-2 Locası. Yedi bin beş yüz kişi tutuklanmıştı. Çoğu toplumun yakından tanıdığı isimlerdi. Darbe dediğiniz şey kendisine her zaman toplumun zirvelerinden yandaş bulur zaten, 12 Eylül’de Evren’i kutlamaya giden Anayasa Mahkemesi üyeleri toplumun ‘saygın’ üyeleri değil miydi? Hoyratlık kötü. Kurnazlık da öyle.” (Ahmet Altan, “Vicdanlar Karıştı” Taraf 18. 2. 2009)
Evet ama cehalet de kötü bir şey.
Dezenformasyon ve manipülasyon da.
Yalapşap bilgiler, kulaktan dolma söylemlerle ahkâm kesmeler, kamuoyunu yönlendirmeler ve hiç olmayan gerçekleri
‘var’mış gibi pazarlamak da çok kötü aslında.
Bunların hepsi Ergenekon davasının, el yordamıyla sözcülüğünü üstlenenler tarafından yapıldı. Hâlâ da yapılıyor.

Düz mantık kâfi

Bu örneği “Ergenekon”un icabında nasıl uyduruk bilgilerle kamuoyuna sunulduğunu göstermek için hatırlattım.
Hatırlattım diyorum…
“Ergenekon” için yapılan İtalya/Gladio göndermelerinin gerçeklerle örtüşmediğini geçmişte defalarca yazmıştım.“Taraf” gazetesinin o dönemde genel yayın yönetmenliğini yapan Altan’ın ismini vermeden örneğin, “İtalya’da 7500 kişi tutuklandı” masalının tutar bir yanı olmadığını, olamayacağını, zira “Ergenekon’a çok benzeyen ünlü P-2 örgütünün”(!) “isim listesinin tamamının” dahi 950 kişiyi geçmediğini “İtalya’da Gladio Mahkemeleri Kurulmadı”(Sağnak, 21 Nisan 2009) başlıklı yazımda ayrıntılarıyla anlatmıştım…
O gün bugün ne var ki kimse üzerine alınmadı. Kimse en ufak bir düzeltme yapmak gereği duymadı.
Benzer konular hâlâ temcit pilavı gibi, aynı çarpıtmalar ve şehir efsaneleri üzerinden
“nesnel gerçeklere” atıf yapar gibi özgüvenle öne sürülmeye devam ediyor.
Bu saçmalıklara muhatap olmamak için aslında illa her şeyi bilmek bile gerekmiyor.
TV’lerdeki bilgi yarışmalarındaki akıllı yarışmacılar gibi biraz mantık yürütmek ve ayakları yere basan
“olsa olsa metodu” kullanmak kâfi.
İtalya gibi bir gelişmiş bir demokraside,
“Ergenekon” benzeri bir yargı sürecinin yaşanamayacağı aşikâr.
Ergenekon benzeri büyük dalgalarla gelen toplu gözaltılar ve ağır cezalarla sonuçlanan toplu tutuklamalara ancak İran, Rusya gibi komşu olduğumuz coğrafyada rastlanıyor.
İtalya’da eski Başbakan
Berlusconi’ye bakın daha yeni 4 yıl hapis cezası verildi.
Ancak Berlusconi, yaşı 70’in üstünde olduğu için, fiilen hapishaneye sokulmayacak. Sade Berlusconi değil, Çizme’de 70’ini geçen hiç kimse zindana konmuyor. Çünkü buna insan hakları standardı izin vermiyor.
Avrupa’da özetle Ergenekon tarzı bir sürecin karşılığı yok.

‘Meşrusu sır, gayrimeşrusu siste’

Altan’ın “İtalya’da da 7500 kişi tutuklanmıştı” rivayetini tam öne sürdüğü günlerde tesadüfen Türkiye’de olan İtalya’nın eski savunma bakanı yardımcısı, başbakanlık eski danışmanlarından, “IAI-Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Başkanı” Stefano Silvestri’ye; “P-2’den vaktiyle 7500 kişi tutuklanmıştı da ben mi hatırlamıyorum? Çizme’de de böyle zincirleme tutuklamalar yaşanmış mıydı” diye sormuş, şu yanıtı almıştım:
“Değil yedi bin beş yüz… P-2’den tutuklanan on kişi dahi yok İtalya’da!”
Bitmedi.
Silvestri ayrıca, “İtalya’da ‘gladio’ hiçbir zaman sizdeki gibi mahkemelik olmadı” demişti: “Meşru ‘gladio’ operasyonları yani ‘gladio’nun meşru kısmı, hükümet tarafından ‘devlet sırrı’ kapsamına alındı. Gayrimeşru gladio faaliyetleri ise sis altında kaldı. Hayatta kalan gladyatörler de artık 90’larına merdiven dayadı. Gladyatörlüğe mecalleri kalmadı…”
İtalya’da durum bu.
Hal böyleyken ısrarla hâlâ
“Avrupa’da NATO ülkelerinde gladio’lar temizlendi. Gladio ile yüzleşildi. Bir Türkiye hariç! Ergenekon bunu yapıyor” efsanesi ısıtılıp ısıtılıp öne sürülüyor.
Silivri’de cezaların yağdığı günün gecesinde izlediğim programlardan,
Hande Fırat’ın CNN’deki “Ankara Günlüğü’nde” gene böyle bol keseden Ergenekon-Gladio benzetmesi yapan bir gazeteci vardı.
Yalnız gladio da değil…
Hüseyin Yayman bir ara hızını alamayıp İspanya’ya da el attı ve mesela şunu söyledi: “İspanya’da Franco’ya karşı komisyonlar kuruldu ve Franco yargılandı. Türkiye’de darbeciler yargılanmasın mı?”
Darbeciler yargılansın tabii ama oradan buradan “meşruiyet devşirme” çabasına girilirken hodri meydan palavra atılmasın.
Öyle sallama laflar ki bunlar insan kulaklarından emin olamıyor:
“Acaba ben mi yanlış duydum?” oluyor.
Yaşam boyu hiç kimsenin kılına dokunmadığı “Generalisimo” Franco, zira yatağında ölmüş olmasıyla ünlüdür.
İspanya’nın demokrasiye geçişinden bu yana 30 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ bugün Madrid yakınında
“Valle de los Caidos” adında görkemli bir anıtmezarda yatar.
Aydınlarımız maşallah Ergenekon üzerinden sade Türkiye’nin yakın tarihini yazmakla kalmıyor. Avrupa’ya da müthiş bir gayretkeşlikle olmayan bir tarih yakıştırıyor.
Bu topraklarda asla ilgi çekmeyen bir şey varsa o da gerçekler.

8 Ağustos 2013 - Cumhuriyet

Nilgün CERRAHOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 820