Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir

~ 05.06.2013, Nihat BEHRAM ~

Artık Taksim’den geriye dönüş yok. Bu ülkenin gerçek sahipleri, yurtseverler, halkın evlatları direniş kanatlarını açmaya başlamıştır. Doğası, kültür dokusu, emekçisi ile ülkesini, halkını seven Türkiye insanının elleri, Türkiye düşmanı ve emperyalizmin kapıkulu, soygun ve savaş taşeronu nurcu faşist iktidarın yakasında. Halkı gazla boğacağını sanan zalimler sürüsü kendi zulümlerinde boğulacak.

Sandı ki, “İstediğim her şeyi yapmaya muktedirim, astığım astık, kestiğim kestik! Halk dediğin ahali, o da benim emrimde! Yalanıma yalan diyecek daha anasından doğmadı! Herkes, ‘Padişahım çok yaşa!’ diye karşımda secdeye eğilecek!” Her zalim gibi onun da hesap edemediği halkın adaletiydi. Öyle bir anı var ki o adaletin, zorbayı onun elinden ne polisinin vahşeti, ne ordusunun dehşeti, ne sermayenin haşmeti; ne devşirme yalakaları, ne besleme medyası kurtarabilir. Hayatın adaleti kesin: Halkı küçümseyen yalakalar gelen güne şaşacak! Çünkü zorba sara nöbetleriyle titreyerek düşecek!

Bu zalimler mi ‘ileri demokrat’? Bu polis mi halkı koruyacak? Bu saldırganlar mı barış yanlısı? Bu ‘akiller’ mi ‘gözyaşına’ derman olacak? Tek çaremiz kalmıştır: ‘Barış, demokrasi, kardeşlik’ söylemleriyle, kanlı savaşın, faşist zorbalığın, hayata düşmanlığın temsilcisi bu sistemi erketeleriyle birlikte bu ülkeden süpürmek! Sandılar ki ormanımız, deremiz, emeğimiz, ufkumuz, yüreğimiz yozluğun, yobazlığın, dinci faşist barbarlığın ellerinde kalacak! O kanlı, o kara ellerden kurtulmak için direnmenin vakti gelecekti.

Taksim’de çakan kıvılcımı bir ucundan bir ucuna ükeye sıçratanlar, kim bilir belki de ‘terörist marjinaller’dir! ‘İleri demokrasi’yi, ‘barış süreci’ni, ‘ekonomideki refah’ı bozmak için ‘çomak sokan bir avuç marjinal’in arkasında kim bilir belki de Esad vardır! Böylesi açıklamalarla, alçaklığı bu boyuta taşımaları da şaşırtıcı değil! Çünkü faşizme karşı dalga dalga yükseliş nasıl ki halk direnişinin doğasında varsa, çirkefleşmenin derinleşmesi de alçaklığın doğasında var! Çirkefleşme dinci faşizm ve çanakçılarının nasırlaşmış karakteridir. Kökünden söküp atmaktan başka kurtuluşu olmayan.

İktidarın sözcüsü medyadaki yalakalar bir de utanmadan “dünyaya rezil olmaktan” dem vuruyor! Oysa bütün dünya, ülkesinin geleceğinden kaygılanan çağdaş insanların direniş ruhu karşında saygı duydu. Rezil olan ülkesine sahip çıkan direnişçiler değil, dinci faşist iktidar ve onun barbarlıkta sınır tanımayan polisidir. Gerçek yüzleri rezillikten de öte: Dikta hevesi, barbarlık, softalık, halk düşmanlığı.


Hesabını ‘ahrette’ verecekmiş! Her türlü kanlı, karanlık işi çevir sonra tüy! Yok öyle yağma! Önce bu dünya! Zulme, barbarlığa, yobazlığa, yağmaya hedef kıldığın halka hesap vereceksin! ‘Öbür dünya’da ‘Hak’kın sana hesap sorar ya da sormaz, o takdir O’nun! Belki ‘Cennet’in Camlıca Tepesi’nde ağırlar! Gazdan uzak, püfür püfür! ‘Hak’kı bilmem ama halkın takdiri açık: senden bu dünyada hesap soracak. Hem de ‘Gezi Parkı’nda! İşte, Taksim’deki dikleniş vurdu tekmesini böğrüne zulmün! Dahası var: Bütün alanlar Taksim olacak! Ve sen, hayata ve halka düşman bütün zalimler gibi defolup gideceksin!

Yeter ki halk, bu yurdun gerçek sahipleri kendi ufkunda özgürce süzülmek için açsın kanatlarını! Tüm ülkeye yayılan Taksim Direnişi onun görüntüsüdür. Türkiye’ye kutlu olsun.

_______________________________________________

Andrè Gide:

“Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez!”

 

(Yurt Gazetesi)

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1424