Son Savunmalar...

~ 13.05.2013, Mustafa BALBAY ~
Bu hafta, 17 Mayıs 2006’da düzenlenen Danıştay saldırısının yıldönümü. Kaderin cilvesine bakın ki, Silivri yargılamalarında geçen hafta Danıştay cinayetine katıldığı iddiasıyla yargılananlar son savunmalarını yaptılar.
22 iddianame harmanlanınca, savunma yapma sırası da düzgün olmayınca davanın karmaşık görüntüsü, karara gidiş sürecinde de değişmedi.
Yakın geçmişin tüm karanlık olaylarını aydınlatacağı iddiası ile başlayan Ergenekon davasının bütün boyutlarıyla ortaya çıkardığı tek olay yok. Tam tersine, Danıştay örneğinde olduğu gibi yargılanması bitmiş olaylara da yeni anlamlar yükleyince karmaşık dosyalara bir düğüm daha atılmış oluyor.
9 Mayıs Perşembe günü dinlenen sanık-tanık Osman Yıldırım’ın AKP’nin kendisi sayesinde iktidar olduğunu açıklamasıyla birlikte Silivri yargılamalarının ciddiyeti bir kez daha tescillenmiş oldu.
***
Danıştay cinayeti, Ergenekon yargılamasının en önemli halkasını oluşturuyor. Çünkü devasa bir yığına dönüştürülen davadaki tek somut olay Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet gazetesine 5, 10, 11 Mayıs 2006 tarihlerinde atılan bombalar.
Bir numaralı sanığın Alparslan Arslan olduğu bu dava, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü, 13 Şubat 2008’de sonuçlandı. Sanıklar müebbetle 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
Bu karar, mevcut hukuk sistemine göre hâlâ geçerliliğini koruyor. Zira, bir mahkemenin aldığı kararı başka bir mahkeme bozamaz. Ancak yüksek mahkemenin kararı bozmasıyla yeniden yargılama yapılabilir.
Yargıtay, Danıştay kararını usul yönünden bozup Silivri’ye gönderirken şunu söyledi:
Bu davada yargılanan sanıklarla Ergenekonda yargılanan sanıklar arasında bağlantı varsa birleştir, o şekilde yargıla.
Burada ince ve çok önemli bir nokta var. Danıştay sanıkları ile Ergenekon arasında bağ olduğuna ilişkin tek delil, Danıştay cinayetinden müebbet hapis cezası alan Osman Yıldırım’ın ifadesi. Aynı kişi hem açık hem gizli tanıklık yapıyor ve dava tümüyle seyir değiştiriyor.
Bu ifadenin ardından Osman Yıldırım’ı Danıştay cinayetinin dışında tutan bir mütalaa açıklanıyor.
Ortada bir hukuk devletine yakışmayan tablonun olduğu kesin. Bunun bütün açıklığıyla ortaya çıkması için konuyu daha önce de birkaç kez dile getirdim. Bir sürpriz olur mu bilemem ama, görünen gerçek, mütalaadaki kurgunun hükme taşınması yönünde. Danıştay sanıklarının bir bölümü geçen günlerde dinlendi. Tümünün tamamlanmasıyla birlikte ortaya çıkacak tabloyu ayrıca paylaşacağım.
***
Silivri’deki son savunmalar medyada çok fazla yer bulmuyor. Oysa mayıs ayının ilk haftası boyunca dinlenen sanıkların çoğu hakkında 2008, 2009’da boy boy manşetler atılmıştı. Bu haberlerde neler yoktu ki; suikast timleri, esrarengiz planlar, tehlikeli silahlar, Türkiye’yi kaosa sürükleyecek eylemler, devlet kurumlarını çökertecek bağlantılar...
Bu kişiler karar öncesi son savunmalarını yapıyor, medyada bir satır dahi yer almıyor. Çünkü ortaya çıkan gerçekler, yukarıda sıraladığımız büyük suçların hiçbirinin işlenebilirliğinin olmadığını gösterdi. Tutuksuz sanıklar da son savunmalarını büyük ölçüde bu rahatlık içinde yapıyorlar. Çoğu mahkeme önünde fazla durmadan, tutuklu sanıkların çok kısıtlı bulduğu 1-2 saatlik süreleri de kullanmadan salonu terk ediyor. Dileğimiz o ki, bu davada olabildiğince az kişi hukuksuzluktan payını alır.
Yukarıda vurguladığımız gibi davanın ilk günlerinde manşet olan iddialarla ilgili son sözler söyleniyor ama, kamuoyu bunlardan habersiz.
Keşke bir televizyon kanalı duruşmaları canlı yayımlasa da toplumun hâlâ bu davayla bazı şeylerin aydınlatılacağına inanan yüzde 30-35’lik kesimi de gerçekleri görse.
Bu yöndeki istemler daha önce de yinelenmiş, ancak olumlu karşılık bulmamıştı.
Medyayı bu eksikliği olabildiğince gidermek için son savunmaları izlemeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye çağırıyoruz.
 
13 Mayıs 2013 - Cumhuriyet
Mustafa BALBAY | Tüm Yazıları
Hits: 803