Güney Kıbrıs'ta deve-lüasyon

~ 20.03.2013, Ege CANSEN ~

Almanya’nın patronajı altında olan Avrupa Birliği, en şımarık üyesi, batık Kıbrıs Rum Devleti’ne 10 milyar Euro’luk “şartlı” bir kurtarma paketi sunmuş.
 

Şartı da şuymuş: Kıbrıs Rum Devleti, Kıbrıs Rum Bankalarında açılmış mevduat hesaplarından vergi kesintisi yapacaktır. Yani mevduatın bir kısmı “deve” edilecektir. Eğer bu şart kabul edilmezse, AB’den Güney Kıbrıs’a Euro akışı duracak ve ödemeler sistemi çökecektir. Buna “insolvent” olmak deniyor. Bunun üzerine Güney Kıbrıs’ın çiçeği burnunda başkanı düşünmüş: Eğer AB’den Euro akışı durursa, ülke ekonomisinde çarkların döndürecek bir para yaratmak gerekecektir. Bu da eski Kıbrıs Lirası olacaktır. Kıbrıs Lirası tedavüle girince mali varlıklar eski kurdan Kıbrıs Lira’sına döndürülecek ve bol kâğıt para basılacaktır. Net döviz rezervleri sıfırın altında bir Kıbrıs Merkez Bankası’nın basacağı Kıbrıs Lirası’nın bir günde % 40 devalüe olması işten bile değildir. Mevduatın bir kısmının deve olması, ulusal paranın devalüasyonundan ehveni şerdir deyip AB’nin şartını kabul etmiş. Tabii bu kararı, meclis onaylayacak.     

HEM ÖKÜZÜN  HEM DE DANANIN KUYRUĞU KOPTU

İki yıl önce, uzun zamandır “el parasıyla balayında yaşayan” Yunanistan’da mali kriz patlamış ve Yunan ekonomisi çökmüştü. O zaman da “Yunanistan Euro’dan çıksın, Drahmi’ye dönsün önerisi” yapılmıştı. Bu, hem Yunanistan hem de AB için astarı, yüzünden pahalı bir çözümdü. Buna başvurulmadı. Nitekim AB de bugüne kadar yeterli Euro akışı sağlayarak, Yunanistan’ın “acizlik” (default) ilan etmesine de izin vermedi. Yani, Yunanistan tam olarak kurtarılmasa bile yüzdürüldü. Bu süreçte Yunanistan’da kazançlar düştü, işsizlik arttı, milli gelir geriledi. Yunan Devlet Tahvillerinin bir kısmı tıraşlamaya tabi tutuldu. Sıranın, yavru vatan Güney Kıbrıs’a geleceği açıktı. Anasının olduğu gibi danasının da kuyruğu kopacaktı. Koptu da...

BANKA MEVDUATININ BİR KISMINI DEVE YAPMAK YETMEZ   
Sürdürülemez büyüklükteki cari açıklar ve/veya bütçe açıkları, mutlaka sonunda patlar. Bu patlamada iki eksende burkulma ortaya çıkar. Birincisi “milli gelir dağılımı” diğeri “milli servet dağılımı” dır. Krizden sonra ekonomiyi düzeltmek için yürürlüğe konan istikrar paketleri, “geliri arttır-gideri ve borcu azalt” mantığı ile hazırlanır. Devletin, özelleştirmelerle borç-varlık takası yapması da borç stokunu azaltır. Bu önlem de yetmezse, tahviller tıraşlanabilir. Ancak bu “güven sarsan” çok kötü bir uygulamadır. Ama mevduatın bir kısmını vergi adı altında deve etmek bundan da kötüdür. Doğrusu, devletin kendi halkına “net varlık vergisi” salmasıdır. 
Son Söz: Batık devletin, bankası da batık olur.

(Hürriyet)

Ege CANSEN | Tüm Yazıları
Hits: 817